Cilt yaşlanmasının hızını sadece genetik mirasınız belirlemez. Cildinizin nasıl yaşlanacağına yalnızca genleriniz karar vermez. Dış etkenler yani çevresel yaşlanmanın etkileri çok daha önemlidir. Cilt yaşlanması diğer organlardan farklıdır. Cilt sadece içten değil, dıştan da yaşlanır. Vücudunuzun en büyük organını, cildinizi diğer organlardan ayıran başlıca fark onun dış etkilere de açık olmasıdır. Kalbiniz, karaciğer veya akciğeriniz dış ortamın ısısından ya da nem değişikliklerinden habersizdir. İç organlar havanın yağmurlu, karlı, rüzgarlı, kuru veya rutubetli olmasından etkilenmezken, cildiniz bütün bu değişimlerin tam ortasında kalır. Hem içten hem dıştan yaşlanır. İç dünyanızın dışında hava kirliliği, fabrika dumanları, endüstriyel buharlar, sigara, egzoz gazları da cildinizi etkiler. Araştırmalar, yaşlanmaya bağlı cilt sorunlarının %80-90'ının çevresel zararlardan meydana geldiğini gösteriyor. Genetik faktörler ve diğer içsel etkenlerde önemli ama onların gücü %20'yi geçmiyor. Eğer etkin bir "yaşlanma yavaşlatıcı program" uygulamak istiyorsanız çevresel yaşlanmayı öğrenmeli ve önlemeyi iyi bilmek zorundasınız. Çevresel faktörlerin oluşturduğu cilt yaşlanmasını nasıl önleyeceğiz sorusu yanıtlanması gereken en önemli problemdir. Bu sorunun alt başlıklarına güneşten koruyucu önlemleri, sigara içmeyi ve vücudunuzun antioksidan kapasitesini yükseltmeyi eklemeniz gerekiyor. Güneş ışınlarından korunmak, riskli saatlerde güneşlenmemek, koruyucu giyecekler, aksesuarlar (güneş gözlüğü, şapka, güneş şemsiyeleri...) kullanmak ve gün ışığı olan her saatte, cildin görünen kısımların yüksek koruma faktörlü ürünler ile korumak bu mücadelenin ayrılmaz parçalarıdır. Özellikle en az 10-15 koruma faktörlü cilt ürünleriyle cildinizi yaz-kış korumayı unutmamanız gerekiyor. Özellikle güneşe çok fazla maruz kaldığınız dönemlerde (güneşlenirken, kayarken, açık havada yürürken…) cildinize yüksek koruma faktörlü ürünlerle yardımcı olmalısınız. Cilt ürünlerini seçerken "koruma faktörlü olanları" tercih etmeli, cildinizi antioksidan kremlerle desteklemelisiniz. ÇEVRESEL YAŞLANMAYI NASIL YAVAŞLATABİLİRİZ? Özellikle güneş cildi yaşlandıran "dış zararlılar"ın başında yer alır. Dünyamızın en önemli ısı ve ışık kaynağı olan güneş ışığındaki ultraviyole (UV) ışınları cilt hücrelerinin en önemli düşmanıdır. Etkiledikleri her cilt hücresinin duvarında, organcıklarında ve özellikle DNA'sında çok ciddi zararlar oluşturur. Öyle ki bu zararlar fark edilmediği takdirde solar keratoz adı verilen lezyonlara ve hatta cilt kanserine bile yol açabilir. Kontrolsüz, uzun süreli, yoğun ve korunmasız güneşe maruz kalmak cildin en etkili yaşlandırıcısıdır. UYARI ! ÖNLEM : " Güneş ışınlarının dik geldiği saatler olan 11:00-15:00 arasında dışarıda uzun süre kalınmamalı BEBEKLERİN CİLDİ MÜKEMMELDİR Bebeklerin ciltleri mükemmeldir. Yumuşak, kıvamlı, sıkı, nemli ve pürüzsüzdür. Bebeklerle çocukların "cilt yaşı ortaklığı" on beş, on altı yaşına kadar devam eder. Bunun nedeni çevresel yaşlanmanın cildi henüz etkilememiş olmasıdır. On beş on altı yaşlara doğru gençlerin yolları yavaş yavaş ayrılmaya başlar. Ergenlik sivilceleri ile yapılan mücadelelerin başarısı cilt yaşlanmasını belirleyen etkenlerin başında gelir. Yirmili yaşlara gelindiğinde yol ayrımı iyice belirginleşmiştir. Sigara kullanıp kullanmamak, yoğun ve uzun süreli olarak güneş ışınlarına maruz kalıp kalmamak, güneşten koruyucu ürünlerden yararlanma becerisi, "solaryum zararlısı"na maruz kalıp kalmamak ve az da olsa cilt bakımında dikkatli davranmak yol ayrımının önemli belirleyicileridir. CİLT YAŞINIZI BİLİYOR MUSUNUZ? Farklar otuz-otuz beşli yaşlar dönülünce ortaya çıkacaktır. Onuncu mezuniyet yılı balosunda bazı arkadaşların daha genç kaldığı, bazılarının beklenenden daha hızlı yaşlandığı mutlaka konuşulacaktır! Cilt yaşlanması ile ilgili köklü farkların ve dedikoduların başladığı yıllar ellili yaşlar yani yirmi beş-otuzuncu mezuniyet yılı toplantılarıdır. Bu yaşlarda cilt yaşlanması yönünden yollar çoktan ayrılmış, bir kısım arkadaşlar hala genç kalırken diğerleri fazlaca yaşlanmıştır. Bu farkın nereden kaynaklandığını öğrenmek istiyorsanız bu kitabın size yardımcı olabileceği umudunu taşıyoruz. BİR ÖNERİ SPF (Sun protection factor =güneş koruma faktörü) arttıkça ürünün cildi güneşten koruma etkisi de artar. Cildiniz normalde 20 dakikada yanıyorsa SPF 15 ile 300 dk (5 saat) da yanarsınız. ULTRAVİYOLE NEDİR? Güneşten gelen ışınlardan 400nm altındaki dalga boyunda olanlara ultraviyole ışınları denir. Yaşam kaynağımız olan güneş olumlu etkileri yanı sıra olumsuz etkiler de taşır. Güneş kendimizi mutlu hissetmemizi sağlar, güneş sayesinde derimizden D vitamini sentez ederiz, bronzlaşınca kendimizi daha güzel hissederiz. Ancak bronzlaşmanın bedelini yıllar geçtikçe ağır bir şekilde ödemek zorunda kalabiliriz. Güneş yanığı, cildin yaşlanması ve kanser başta olmak üzere ciltte gördüğümüz değişikliklerin en birinci nedeni UV ışınlarının ciltteki melanin, hemoglobin ve DNA gibi kromoforlar tarafından emilmesi (özellikle DNA nın UVB yi emmesi) ve sonuçta bu kromoforların hasar görmesidir. UVB üst derideki melanin ve DNA tarafından emilir ve güneş yanığına yol açar. UVA ise alt derideki damarlardaki hemoglobine bağlanır. Burada oluşan kimyasal maddeler kollagen ve elastik liflere zarar vererek cildin yaşlanmasını hızlandırırlar. Güneşe bağlı yaşlanma belirtileri BİR ARAŞTIRMA: New York'tan plastik cerrah Darrick Antell, tek yumurta ikizleri üzerinde yaptığı araştırmasında güneş ışığının rolünün kalıtımdan daha önemli olduğunu bulmuştur. İkizlerden güneşe çok az çıkan kardeşler, çok fazla güneş altında kalan ikizlerine göre daha az kırışıklığa ve daha genç görünüme sahip bulunmuşlardır. BİR BİLGİ: Soler Keratozlardan Cilt kanseri Gelişebilir ! Soler keratozlar ciltte güneş hasarının bir göstergesidir. 40 yaş üzerindeki kişilerde özellikle güneşe açık bölgelerde , kızarık veya kahverengi renkte, üzerinde pütürler veya kabuklanmalar olan , kabukları kaldırınca kanayabilen lekeler şeklinde görülürler. Genelde burun üzerinde ,alında , yanaklarda , dudaklarda , ellerde ve erkeklerde saçsız olan baş bölgelerinde görülürler. Zamanla bunların bazılarından cilt kanseri olan epidermoid karsinom gelişebilir. Bu nedenle bu tip bir cilt sorunu fark edildiğinde dermatoloji uzmanına muayene olunması gerekmektedir. Soler keratoz tedavisinde bazı kremler , kriyoterapi ve laser yöntemleri etkili olmaktadır. Ayrıca güneşten koruyucu önlemler de çok önemlidir. Gereken tedavi uygulandığında ve önlem alındığında cilt kanseri gelişimi önlenebilir. BİR TEST: BİLEĞİNİZE BAKIN! Eğer dış etkenlerin ne kadar önemli olduğunu öğrenmek istiyor,"çevresel yaşlanma"nın ne kadar önemli olduğunu gözlerinizle de teyit etmeyi arzuluyorsanız, "bilek testi"ni deneyin! Bunun için bilek bölgesindeki cildinizin dışı ve içine bakmanız yeter. Bileğinizin dışında gördüğünüz manzara derinizin dış etkenlere bağlı yaşlanmasıdır. Bileğinizin iç kısmı ise sadece içsel yaşlanmanın sonucudur. Aradaki farkın ne kadar ürkütücü olduğunun farkında mısınız? Cilt yaşlanması ile mücadelede çevresel yaşlanmanın ne kadar önemli bir faktör olduğunu bu küçük test size yeteri kadar anlatmış olmalı! Eğer cilt yaşlanması ile etkili bir şekilde mücadele etmeyi düşünüyorsanız çevresel yaşlanmayı yavaşlatmak zorundasınız. Bunun için işe güneş ışınlarından korunmak ve sigara dumanından (ister kendiniz için ister duman altı olun) uzak kalarak başlamalısınız. Mümkün olduğu kadar temiz bir çevrede yaşamaya çalışmalı, hava kirliliğinden, egzoz dumanından cildinizi uzak tutmalısınız. Bu koruma çemberinin içine mümkünse ısı ve nem değişikliklerinden korunmayı da almaya çalışmalısınız. Eğer çevresel etkilere fazlaca maruz kalan biriyseniz cildinizi çevresel yaşlanmadan koruyan "ilaç gibi ürünler" ile korumaya almalısınız. UZAK DURUN! YAPIN! " Yaz -kış hergün güneşten koruyucu bir ürünle cildinizi koruyun İKİNCİ FAKTÖR: İÇTEN GELEN YAŞLANMA... DOĞAL YAŞLANMAYI EN ÇOK GENETİK MİRAS BELİRLER Cilt yaşlanmasının bir nedeni de içsel yaşlanmadır. Siz yaşlandıkça (diğer organlarınız gibi) cildiniz de yaşlanacaktır. Cilt hücreleriniz eski güç kabiliyetlerini kaybedecektir. Yaşınız ilerledikçe gençliğinizdeki o sıkı, nemli, gergin, pürüzsüz ve ipeksi cilt görünümünüzü kaybetmeniz doğaldır. Buna asla üzülmemelisiniz. Cildinizin sağlam bir örtü, çok güçlü bir koruyucu kılıf olduğunu düşünmemelisiniz. Cildiniz de kalbiniz, böbreğiniz, beyniniz gibi doğal yaşlanmadan nasibini alacaktır. Nasıl ki yaşlanan beynin biraz unutması, yaşlı bir kalbin kanı eskisi gibi güçlü pompalamaması normalse yaşlanan cildin de biraz kırışıp kuruması, gevşeyip sarkması olağandır. Vücut ağırlığınız neredeyse %15'i kadar bir bölümü oluşturan bu kocaman organın müthiş bir damar ve sinir ağı ile desteklendiği yağ bezleri, ter bezleri ve tüy kökleri ile olağan üstü bir organizasyon içinde çalıştığını bilirseniz siz yaşlandıkça onun da yaşlanmasını hoş karşılarsınız. CİLT YAŞLANMASININ YOL HİKAYESİ… Cildinizin şanssızlığı fazlaca göz önünde bir organ olmasındadır. Renginde, kıvamında ve nem oranında oluşan değişikliklere görerek, dokunarak hemen farkına varırsınız. Eğer yaşınız ilerledikçe cildinizin üst tabakasında yer alan ölü deri hücrelerin daha yavaş atıldığını ve bu nedenle sertleştiğini, ölü tabakanın yaşlandıkça inceldiğini ve su kaybettiğini, yaşlanan, incelen üst tabakanın alt tabakayı koruma görevini aksatır hale geldiğini, yaşlanan derinin bazı bölgeleri daha fazla pigment üretirken diğer bölgelerinin melanin pigmentini üretmekte güçlük çekebildiğini ve bütün bunları yaşlılık lekelerine açık-koyu farklı renkte bölgelere sebep olduğunu bilirseniz, cildinizde içsel yaşlanmaya bağlı değişimleri daha kolay anlarsınız. BİR BİLGİ Normalde derinin kendini yenileme süresi 26-42 gündür. Yaşlandıkça bu süre uzar. Alfa hidroksi asitler, retinol gibi ürünler cildin yenilenme süresini hızlandırarak gençleştirici etki sağlamaktadırlar. DAHASI VAR! İçsel yaşlanmanın cildinizde yaptığı değişimler yukarıda anlatılanlarla sınırlı değildir. Yaşınız ilerledikçe yaşlanmış, sertleşip daralmış damarlarınız, cildinize daha az besin ve su taşımaya, cildinizi ürettiği atıklardan daha zor kurtarmaya başlar. Kısacası cildin beslenmesi de temizlenmesi de bozulur. İçsel yaşlanma cildinizin bağışıklık gücünü de zayıflattığından onu enfeksiyonlara ve kanserlere karşı korumasız bir hale getirir. Ayrıca, yaşlanan cildin su tutma yeteneği de önemli derecede zarar görür. Cildin dolgusunu oluşturan ve glycosaminoglycanlar (GAG'lar) bilenen ara maddelerin üretiminin azalması cilt yaşlanmasının diğer tetikleyicisidir. GAG'lara siz su tutan ya da su çeken moleküller de diyebilirsiniz. Bu "su sever moleküller"in bazıları (hyalüronik asit gibi) kendilerinin bin katı su tutma yeteneğindedir. Cildin nemi-suyu azaldı mı, cilt yaşlanması birdenbire hızlanır. Nem cildin her şeyidir. Kuruyan, nemsiz kalan, susuz kalan her cilt hızla buruşup kırışır. KOLLAJEN VE ELASTİN DE YAŞLANIYOR Cilt yaşlandıkça, yalnızca aradaki dolgu malzemesi değil cildi bir arada tutan iskelet sistemi de yaşlanır. Cildin iskeletini oluşturan lifler kollajen ve elastin isimli moleküllerdir. Bunlar cildinizi bir ağ gibi sarıp sarmalayan ona sıkılık, esneklik, uyum kabiliyeti ve sağlamlık sağlayan başlıca desteklerdir. Siz yaşlandıkça kollajeni ve elastini üreten hücreler de yaşlanır. Cildin iskelet sisteminde önemli değişimler ortaya çıkar. Özellikle elastin lifleri orta yaşlara doğru hızla bozulmakta, kalınlaşıp kıvrılmakta, sertleşip dağınık ve parçalı bir yapıya dönüşmektedir. Elastin liflerindeki bu doğal yaşlanmayı güneş ışınları daha da hızlandırmaktadır. Cildinizin güneşe maruz kalan bölümlerinin daha kalın ve bozulmuş bir hale gelmesi bundandır. Aynı değişimler kollajen liflerinde de görülür. Siz yaşlandıkça bu lifler de kalınlaşacak, bükülmeler, yığılmalar gibi bozuşmalara uğrayacaktır. Kısacası içsel yaşlanmanın cildinizin destek dokusu ve iskeletinde yaptığı değişimlerin hikayesi bir hayli uzundur. Yaşlanma, cildinizi oluşturan karmaşık organizasyonu pek çok yönden bozar. YAŞLANAN CİLTTE NELER OLUYOR? Kuruyor, pullanıyor, kalınlaşıyor. ÜÇÜNCÜ NEDEN: RUHSAL YAŞLANMA RUHUNUZ GENÇSE CİLDİNİZ DE GENÇTİR! Cildiniz sadece genetik ve çevresel etkenlerle yaşlanmaz. Cildi yaşlandıran bir diğer faktör de ruhsal yaşlanmadır! Yani cildi yaşlandıran önemli bir faktör daha var ve ne yazık ki biz onun farkında bile değiliz: Ruhsal yapılanmamız, iç dünyamız! Ruhsal yaşamınızda olup bitenler cildinizi derinden etkiler. Cilt yaşlanması ile ilgilenen uzmanların ortak fikri cildi yaşlandıran şeylerin cildinizden çok daha derin bir yerde, beyinde gizlendiğidir. Gözlemler, stresi düşük, uykusu iyi, olumlu yanı çok, kahkahası bol, korkusu endişesi az, umudu bol bir yaşam sürenlerde cilt yaşlanmasının geciktiğini gösteriyor. Olumlu ve hoşgörülü insanlarda cilt yaşlanması yavaşlıyor. Cilt, stresten, hiddet ve öfkeden, mutsuzluktan, hüzünden, korku ya da endişeden hiç ama hiç hoşlanmıyor. Ruhsal yönden aşırı gelgitler yaşayanlar, kendini ifade etmede zorlananlar, gerginlik ve kasılmalarını fazlaca abartanlar daha hızlı bir cilt yaşlanması ile karşı karşıya kalıyor.
GÜNEŞ: En etkili yaşlandırıcı ve birinci suçludur
" Çocukluk döneminde ciltte su toplamalara yol açabilecek kadar güneş yanıklarına maruz kalan kişilerde ilerde cilt kanseri riski daha fazladır.
" 16 yaşın altındaki çocukların cildi daha ince ve hassas olduğundan güneşten korunmalarına özellikle önem vermelidir.
" Solaryum ve bronzlaştırıcı kremlerden sakının.
" Güneş koruyucu bir ürün güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeli ve her iki saatte bir tekrarlanmalı
" Şapka, koruyucu giysiler ve UV korumalı gözlük kullanılmalı
" Her mevsimde UV ışınlarına karşı önlem alınmalı
" Kış aylarında en az 15 SPF, yaz aylarında cilt tipine göre 30-50 SPF içeren bir ürün kullanılmalı
" Antioksidan içeren meyve ve sebzeler tüketilmeli
" Günde en az 8 bardak su içilmeli
" Antioksidan içeren nemlendiriciler kullanılmalı
" Antioksidan, vitamin ve mineraller içeren besin destekleri kullanmalı
GÜNE GÜNEŞ KORUYUCU ÜRÜNÜNÜZÜ SÜREREK BAŞLAYIN!
Yaşlanma etkilerini azaltmak istiyorsanız her yeni güne başlarken güneş koruyucu sürmeyi ihmal etmeyin. Unutmayınız ki en değerli giysiniz cildinizdir. Eviniz güneş alıyorsa, evdeyseniz bile, güneşten korunun. Pencere camını UV korumalı filtre içeren camlarla değiştirilebilirsiniz. Güneşten gelen zararlı ışınları süzme görevini yerine getiremeyen ozon tabakasındaki delinme nedeniyle güneş artık daha zararlı olmaya başladı.
UV ışınlarının bizi ilgilendiren iki tipi vardır. UVA ve UVB . Uzun dalga boyunda olan UVA ( 320-400nm ) derinlere nüfus ederek cildin esnekliği üzerinde kalıcı zararlara yol açar. Kısa dalga boyunda olan UVB( 290-320nm) ise cildin dış tabakalarında yanmaya yol açar, cildi yaşlandırır ve cilt kanseri gelişiminde rol oynar. Güneş koruyucu ürünler, UVA ve UVB ışınlarının her ikisine de koruyucu etki sağlamalıdır. Atmosferimize güneşten gelen ışınların süzülerek gelmesini sağlayan ozon tabakası son yüzyılda gelişen teknolojilerle beraber oluşan gazlardan dolayı darbe almış ve artık eskisi kadar görevini yapmaktadır. Bundan dolayı daha fazla korunmaya özen göstermek zorundayız.
Güneş cilde ne yapıyor?
Su toplamaların ve soyulmaların görüldüğü güneş yanıklarında hasar daha fazla oluşur. DNA'nın gördüğü hasar büyük oranda tamir edilir ama bazı kalıcı bozukluklar yaşanabilir. Bu bozukluklar zamanla birikir ve yavaş yavaş cildin yaşlanmasına veya kontrollü büyümeyi etkileyen bir bozukluksa cilt kanserine yol açabilir. UV ışınları en çok açık tenlileri, çilli ve kızıl saçlıları etkiler.
" Kuru ve mat bir cilt
" Derin kırışıklıklar
" Elastikiyet kaybı
" Gözeneklerde açıklık
" Düzensiz kahverengi lekeler
" Kılcal damarlarda artış
" Ciltte incelme
" Morarmalar
" Üzerinde pütürler olan kızarıklıklar ( aktinik keratozlar)
" Deri kanserleri
" Güneş
" Sigara
" Alkol
" Kirli hava
" Egzoz dumanı
" Dengesiz beslenme
" Fast food gıdalar
" Katkı maddesi içeren yiyecek ve içecekler
" Olumsuz düşünceler
" Aşırı kahve, siyah çay ve cola
" Yanlış cilt ürünleri
" Çok mimikli konuşmak
" Üç beyazdan (tuz, şeker ve un ) kaçının.
" Sigara içmeyin, içilen ortamlarda bulunmayın, içiyorsanız bırakın
" Alkolü alışkanlık haline getirmeyin, 1-2 kadeh şarap içebilirsiniz ama yerine üzüm veya başka meyve suları tercih etmeniz daha sağlıklı
" Kirli havalarda dışarıda dolaşmayın, temiz havada yürüyüş yapın
" Egzoz gazı solumamak için trafikte fazla kalmamaya bakın
" Cildinizi hergün temizleyin, nemlendirin
" Olumlu düşünün, gülümseyin
" İyilik yapın, mutlu olun
" Günde en az 5 saat uyuyun
" Sırtüstü yatın
" Daha çok meyve ve sebze yiyin
" Daha çok balık tüketin
" Sık kilo alıp vermeyin
" Doktorunuzun size önerdiği antioksidan ve besin desteklerini kullanın( kendiliğinizden almayın)
" Yaz-kış güneş gözlüğü kullanın
" Görme kusurunuz varsa gözlük kullanmayı ihmal etmeyin
" Günde 8 bardak su için
" Sosyal ortamlarda bulunun
" Daha çok dost edinin
" Yeşil çay için
" Üzüm ve nar yiyin
Nem oranı azalıyor.
Kollajen lifler kalınlaşıp, kırılganlaşıyor. Sayısal kayba uğruyor.
Elastin lifleri yapısal olarak değişiyor ve bozuluyor.
Bu iki lifi üreten cilt hücresi fibrobilastların sayısı azalıyor. Yetenekleri bozuluyor.
Ara madde üretimi ve destek dokusu bozuluyor.
Damarlar zayıflıyor ve görünür hale geliyor.
Bağışıklık hücreleri azalıyor.
Renk üreten hücrelerin dengeleri bozuluyor.
Cilt yüzeyindeki ölü tabaka incelip, güçsüzleşiyor.
CİLDİNİZ YAŞLANDIKÇA…
Çiller, siyah noktalar, kırmızı lekeler ortaya çıkıyor.
İleri yaşlarda yaşlılık lekeleri beliriyor.
Mimik çizgileri (alında, kaş çatağında, yanaklarda) beliriyor.
İnce çizgiler ve kırışıklıklar meydana çıkıyor.
Göz çevresinde ince çizgiler, kaz ayakları ortaya çıkıyor.
Dudak üzerinde çizgiler, buruşmalar beliriyor.
Ben veya urlar ortaya çıkabiliyor.
Derin çukurlar ve sarkmalar meydana geliyor.
İnce damarsal yapılar ortaya çıkıyor.
Ciltte morarmalar ve kanamalar daha kolay oluşuyor.
CİLDİMİZ NASIL VE NEDEN YAŞLANIYOR?
Etiketler: cilt, cilt güzelliği, cilt kırışıklığı, cilt yaşlanma, yaşlanma 0 yorum
Gönderen
Healthydays
zaman:
11:56:00 ÖS
Cildiniz için yeşil mucize
Etiketler: cild maskesi, cilt, doğal güzellik, hassas cilt, ince cilt, kivi, kuru cilt, maske, normal cilt, yağlı cilt, yüz maskesi 0 yorumBakterileri öldürüyor, ölü deri tabakasını temizliyor, cildi canlandırıyor… Bunun adı mucize!
Kış aylarının ekşi meyvesi kivi cilt bakımında oldukça etkili. Kivi içinde bulunana vitaminler sayesinde cilt üzerindeki ölü deriyi temizliyor,cildi canlandırıyor.
Vitaminler besler
C vitamini bakımından en zengin meyvelerden biri kividir. C Vitamini ise kolajenin en iyi besinlerinden biridir. Ayrıca kivi, bir miktar B vitamini ve zengin minerallerle doludur. Örneğin kalsiyum, magnezyum ve fosfor gibi. Tümü de cildimize yararlıdır.
Maskenizi kendiniz hazırlayın…
Dilimlenmiş kivi halkaları
Fazla olgunlaşmamış bir kivinin kabuklarını bir zar gibi soyun, sonra keskin bir bıçakla, mümkün olduğu kadar ince dilimlere ayırın. Ardından rahatça uzanıp, hatta bir de müzik eşliğinde bu halkaları yüzünüze yerleştirin. Cilt tipinize bağlı olarak 5-15 dakika kadar bu şekilde dinlenin.
Kivi suyu ile kompres
Kiviyi önce presle veya blender ile sıvı hale getirin. Sonra steril bir sargı bezini hazırladığınız kivi suyuna batırarak, yüzünüze kompres yapın. Bu işlemi 10 dakika kadar sürdürebilirsiniz.
Kivi suyu + kil
Kivi suyuna bir miktar kil ilave edip, temiz ve küçük bir tahta kaşıkla krem kıvamına getirin. Bu karışımı maske şeklinde yüzünüze sürün. Sırt üstü uzanıp veya koltuğa yaslanıp 10 dakika dinlenin. Bu maske özellikle yağlı ve sivilceli ciltler için çok yararlıdır.
Her cilt özeldir
Herkesin cildinin kendine has özellikleri vardır. Örneğin vitamin ve mineralleri emebilme kapasitesi aynı değildir. Kalın ve yağlı ciltlerde emilim daha zordur ve ölü tabakalar daha fazladır. Bu nedenle daha güçlü ürünlere ihtiyaç duyarlar. Kişinin yaşı da önemlidir. Zamanla cildin emme gücü azalır. Dolayısıyla ya daha güçlü ürünler seçmek ya da kullanma sıklığını artırmak gerekir.
Kalın ve yağlı cilt
Cildiniz kalın ve yağlı ise, kivi maskeleri sizin için idealdir. Cildinizdeki gözenekleri sıkıştırır ve yağlanmayı dengeler. Mümkünse olgunlaşmamış kivi kullanmaya çalışın. Haftada iki kere 15 dakikalık maske uygulayabilirsiniz. Eğer sivilceleriniz varsa, killi maskeyi tercih edin.
Yağlı ve ince ciltler
Bu tip ciltler kadınlara özgüdür. Erkeklerin cildi genelde daha yağlı ve kalındır. Ne yazık ki ince ciltler kolayca sarkabilir. Kivi maskesi bu tip cilt için çok uygundur. Bol miktarda C vitamini sayesinde kolajen sentezi artar ve cilt gerilir. Haftada 2 kez 5'er dakikalık maskeler sizin için yeterlidir.
İnce ve kuru cilt
En hassas cilt tipidir. Şevkat ve bakıma ihtiyacı çoktur. Kivinin özellikle kabuk kısmındaki C vitamini bu tip ciltlerin yenilenmesine yardımcı olur. Haftada iki kez uygulayabilirsiniz. Cildin tahriş olmaması için maskeyi 5 dakikadan fazla tutmayın.
Normal cilt
Kivi maskesi bu tip ciltleri daha da berraklaştırır ve rengini açar. Maske için önereceğim sıklık ve süre, haftada 2 kez, 10 dakikadır.
Gönderen
Healthydays
zaman:
5:55:00 ÖÖ
Yüzünüze masaj yaparak genç kalın
Etiketler: bakım, cilt, genç kalmak, gençleşmek, güzellik, makyaj, masaj 0 yorum İngiltere'nin en iyi yüz bakım uzmanı seçilen Anastasia Achilleos, bakım kremlerini yüzüne masaj yaparak süren kadınların çok daha genç göründüğünü söylüyor...
Cilt ürünleriyle tanınan Olay markasının geçtiğimiz günlerde düzenlediği 'Regenerist Güzellik Paneli' için Türkiye'ye gelen dünyaca ünlü yüz bakım uzmanı Anastasia Achilleos, estetik operasyon olmadan yüzümüzdeki şişliklerden ve kırışıklıklardan kurtulmanın yollarını anlattı. Naomi Campbell ve Kate Moss gibi ünlü isimlerin yüz bakım uzmanı olan ve İngiltere'nin 'En İyi Yüz Bakım Uzmanı' seçilen Achilleos'ten, yüz masajıyla daha genç görünmenin sırları...
SADECE SÜRMEYİN!* İyi bir cilt bakım ürününün cildin gençliğini korumadaki rolü büyük. Ama kadınlar bu ürünleri ne kadar doğru kullanıyor?Kadınların yaptığı en büyük hatalardan biri cilt bakım ürünlerini ciltlerine sadece 'sürmeleri'. Oysa cilt bakımı vakit ister, cilt bakım kremleri cilde sadece sürülmemeli, masajla iyice yedirilmelidir.
* Bu masajı herkes yapabilir mi?Tabii, herkes rahatlıkla yapabilir. Kremi; yüz kemiklerinizi hissederek, ancak cildinizi fazla hırpalamadan, doğru noktalara basınç uygulayarak sürmeniz gerekiyor.Losyon ya da kremi uygulamanın bir püf noktası var mı?Losyon ya da krem uygulayacaksınız; uygulayacağınız miktarı, avucunuza döküp avuçlarınızı birbirine sürterek ısıtın. Sonra ürünü; yanak, alın kaslarınıza saç derinize doğru ileri geri ve dairesel hareketlerle hafifçe bastırarak uygulayın. Ayrıca, cilt bakımı yapmadan önce günde iki dakika yüzünüze masaj yaparsanız, gözaltı torbaları ile yüzünüzdeki şişliğin indiğini görürsünüz.* Siz aslında yaptığınız yüz masajlarıyla ünlüsünüz değil mi?Bu endüstrideki herkes, benim cilde masaj yapılması gerektiğine çok önem verdiğimi bilir. Tam 12 yıldır bu konuda çalışıyorum. Anti- aging ve anti-oksidan malzemelerini karıştırıp masaj yaptığınızda, kesinlikle cildinizin yeni bir şekle girdiğini göreceksiniz. Elinizle vereceğiniz derinlikler, yapacağınız masaj, sizi arkadaşlarınız arasında bir fenomene dönüştürebilir! Benim, yaşlarının çok ötesinde genç gösteren müşterilerim var, arkadaşları onlara 'Ne yaptın?', 'Yüzüne ne oldu?' diye soruyor. Bunun tek bir cevabı var: Cildinize doğru anti-aging ürünleriyle masaj yapmak.Cilt bakımıma ekstra özen gösteriyorum!Olay'ın Regenerist serisinin Türkiye elçisi olan 1990 Türkiye güzeli, başarılı haber spikeri Jülide Ateş, yüz bakımının kendisi için çok önemli olduğunu söylüyor. İşte anlattıkları: * Kendinize ait güzellik sırlarınız var mı? Kendimi genç hissetmek için düzenli olarak spor yapıyor, beslenmeme dikkat ediyorum. Tabii cildimin genç görünmesi de benim için çok önemli. Senelerce ekranda yüzüyle yer alan biri olarak, cildime ekstra bir özen gösteriyorum. Cildim, benim için fiziksel görünümümün en önemli parçası. Cildimin, uzaktan bakıldığında güzel görünmesinin yanında, yakından bakıldığında da pürüzsüz ve genç görünmesi benim için çok önemli. Bu nedenle gündüz kremi, gece kremi, göz serumu, UV losyon ve serumdan oluşan bir cilt bakım serisi kullanıyorum. ÇOK TİTİZLENİRİM* Kullandığınız ürünlerden genelde neler beklersiniz? Gözle görülür neticeler elde edebileceğim bir performans bekliyorum. Yaşım ilerlese bile hem sağlık olarak hem de görünüm olarak kendimi genç hissetmek istiyorum. Bu nedenle cilt bakımı konusunda zorlu işlemlere başvurmadan, etkili sonuçlar alabileceğim ürünleri tercih ediyorum. Cilt bakım ürünümü titizlikle seçiyorum, önce çok detaylı araştırmalar yapıyorum ve ürüne güvendikten sonra kullanıyorum. * Sizce genç, sağlıklı bir cilde sahip olmanın altın kuralları nedir? Altın kural denir mi bilmiyorum ama sonuçta, birçoğumuz yaşadığımız stresi, huzur ve sükunet ile dengeleyerek gençliğimizi korumaya çalışıyoruz. Ekranda senelerce yüzüyle bulunan, günde birkaç kez makyaj yapılan biri olarak cilt bakımıma hep ekstra özen gösterdim. Bir tüketici olarak, kullandığım her ürünün içeriğini çok detaylı incelerim. Örneğin şu an kullandığım ürün de peptid bazlı bir ürün, aminopeptid kompleksi içeriyor.Estetik yaptırmayı düşünmüyorum * Estetik müdahaleler hakkında ne düşünüyorsunuz? Birçoğumuz gibi bana da estetik müdahaleler zorlayıcı geliyor. Bu nedenle kullandığım cilt bakım ürününden, gözle görülür neticeler elde edebileceğim bir performans bekliyorum. Çünkü operasyonlar, doğal görünümü yok edebiliyor. Açıkçası Türkiye elçisi olduğum Olay'in Regenerist serisini denedikten ve sonuçlarını kendi cildimde gördükten sonra uzun yıllar estetik müdahale yaptırmayı düşünmüyorum. Nasıl yüz masajı yapılır? Kararlı ancak cildi acıtma-yan hareketlerle masaj yapın.Önce ellerinizi; parmaklarınız al-nınıza, avuçlarınız yanaklarınızagelecek biçimde yüzünüze koyun.Alnınız, yanaklarınız ve çenenizüzerinde dairesel hareketlerlemasaj yapın. Bunu dört keztekrarlayın. Ardından gözyu-vasının hatlarını takipederek gözlerinizemasaj yapın
Gönderen
Healthydays
zaman:
3:57:00 ÖÖ
KIRIŞIKLIKLAR NEDEN OLUŞUR VE NASIL GECİKTİREBİLİRİZ?
Etiketler: balık, cilt, cilt kırışıklığı, deri, meyve, süt, yumurta, yüz 0 yorumÇocukluk çağlarından beri bizler yüzümüzdeki sivilceleri, kızarıklıkların oluşumunu nasıl engelleyeceğimizi ya da oluşmalarına neden olan sebepleri öğrenip onlarla nasıl savaşacağımızı değil de, nedense hep onları nasıl kapatacağımızı, hangi pudra ile gizleyeceğimizi öğreniriz. Yıllar ilerledikçe ciltte yaşlanır, ve kozmetikler, makyaj malzemeleri de cildimizin yıllarca iç ve dış etmenlerden gördüğü zararı kapatamayacak duruma gelirler. Eğer bu iç ve dış etmenleri iyi bilirsek en azından yaşlanma hızımızı geciktirebilir ya da vaktinden önce oluşan kırışıklıklarımızı engelleyebiliriz. Öte yandan zamanın getirdiği çizgilerin hayatınızla ilgili anlamlar ve nice deneyimler taşıdığını da unutmayıp her yaşın güzelliklerini de görmeniz ve ışıl ışıl gülen gözlerinizle hayatı hep sevgi ile kucaklamanız gerektiğinide unutmamanız gerekir. Bence en önemlisi ruhumuzdaki yaşlanmayı engellemektir.
KIRIŞIKLIKLAR İLE İLK TANIŞMA
Gözlerinizin etrafında minik ince çizgileri fark etmeye (kaz ayakları) başladığınızda ilk sinyalleri alıyorsunuzdur. Dudak etrafınızda ve zamanla yanaklarınızda beliren çizgiler de diğer indikatif belirteçlerdir.
CİLT NEDEN YAŞLANIR?
Cildimizin elastikiyetini kaybetmesi temel nedendir. Buna ek olarak aşağıdaki faktörleride sayabiliriz.
Doğal yaşlanma süreçleri
Aşırı güneş ışığına maruz kalma
Çöl gibi sert ve kuru iklim koşulları
Flor (flor genellikle flor içeren sulardan vücuda alınır)
Aktif veya pasif sigara içiciliği
Çevre ve hava kirliliği
Egzoz gazları
Stres
Beslenme yetersizlikleri (genellikle B2 ve C vitamini eksikliği)
Egzersiz yapmama
Aşırı mimiklerle konuşma, çatık kaş çizgisi oluşumu ve yüz ve göz çevresi kırışıklıklarını arttırır
Aşırı makyaj ile cildin kuruması
HANGİ VİTAMINLERE İHTİYACIMIZ VAR
A Vitamini: Cildin mukus zarlarını korur ve kırışıklıklara engel olur.
B Vitamini: B2 vitamini burun ve üst dudak arasındaki maymun çizgisi denen dikey çizgilerin oluşumunun engellenmesinde etkilidir.
C Vitamini: Kolejen oluşumu için önemlidir.
E Vitamini: Stresin neden olduğu kırışıklıklar için etkilidir.
Evening primrose oil: İçeriğinde linoleik asit vardır, sağlıklı cilt gelişiminde etkili.
Magnezyum: Kolejenden magnezyum kaçışıını ve bunun neden olduğu kırışıklığı engeller.
Silica: Kolejen üretimi üzerinde etkilidir ve cildin elastikiyetini arttırır.
NELER YAPMALIYIZ?
Güneş ışınlarına uzun sure maruz kalmayın.
Günde en az 8-10 bardak su için
Sigaradan ve içilen ortamlardan uzak durun
Alkol ve kafein tüketmekten kaçının
Aşırı makyaj ve kozmetik kullanımını en aza indirgeyin
Hayatınızdaki stres faktörleri ile mücadele edin ve rahatlamayı öğrenin
Düzenli spor yapın
Florlu sulardan içmeyin
Sauna cildinizdeki toksinleri atmanız için etkilidir.
C ve E vitamini içeren kremler kullanın
Bulunduğunuz ortamdaki havanın nemli olmasını sağlayın
Demir yönünden zengin gıdalar tüketin. Kabak, susam çekirdeği, buğday, ciğer, yumurta, badem, kuru üzüm, yulaf ve mercimek temel beslenmenizde bulunsun.
C vitamini içeren gıdalar tüketin. Guava, kırmızı biber, portakal, greyfurt, limon, naranciyeler..., kavun ve domatez gibi.
İçeriğinde mineraller içeren mantar, ciğer, somon balığı, arpa ve muz gibi besinleri tüketin
Magnezyum içeriği zengin, badem, soya lesitin, yulaf, arpa, peynir, tuna balığı, patates, mısır ve içeriğinde E vitamini zengin, fıstık, ayçiçek çekirdeği, brokoli, ıspanak tüketin.
A vitamini açısından zengin, yumurta, süt, peynir, yoğurt, balık, karides, tuna, tavuk eti vs. tüketin.
Düzenli olarak doktora görünün, kan sşkerinizi ve diğer tahlillerinizi de doktorunuza danışıp düzenli periyotlarda yaptırıp, özellikle aile geçmişinizde belli hastalıkları varsa bunlara daha ozen gosterin.
Tüm bunlara ek olarak bol sebze ve meyve tüketin, aşırı stresten uzak kalın, spor yapmayı ihmal etmeyin ve yaşamayı cok sevin.
Uzak doğuluların yaptığı gibi ya da bizim de banyo kültürümüzde bulunan keselenmeyi de güzellik yöntemlerinizde kullanabilirsiniz. Düzenli olarak süngerle cildinizi fırçalamak ya da keselemek, üstteki ölü deriyi atıp kan dolaşımınızı hızlandırmanıza yardımcı olur.
Gönderen
Healthydays
zaman:
6:34:00 ÖS
CİLT TEMİZLİĞİ
Etiketler: ağrı, bakım, cilt, kas, temizlik, tetenos 0 yorumNEDEN CİLT TEMİZLİĞİ...
Kimilerine göre günlük cilt temizliğinin ille de yapılması sadece makyaj yapanlar için geçerli bir koşuldur. Oysa; cilt temizliği, makyaj temizlenmesiyle karıştırılmamalıdır. Hiç makyaj yapılmasa bile cildinizin günlük temizliğe ihtiyacı vardır. Üstelik makyaj, bazı koşullarda cildimizin maruz kaldığı çevre kirlerine karşı kalkan görevi de görür. Genç yaşlarda cilt temizliğinin ayrıca önemi var; kirlerle tıkanmış yağlı bir cilt akne ve gözeneklere davetiye çıkarır. Akneler izbırakır, açılmış gözenekler ise uzun zaman sıkıştırılamaz, zamanla daha da belirginleşirler. Yaşlandıkça temizliğin önemi farklılaşır; kirlerin birikmesi cildin solgunluğuna ve serbest radikallerin atılımına engel teşkil eder.
Cilt kirliliğine yol açan nedenler:
Cildin kendisinden kaynaklanan doğal nedenler: ter gibi, yağ salgılanması gibi... Çevreden kaynaklanan nedenler: Hava kirliliği, çeşitli gazlar, sigara dumanı, toz toprak vs... Kullandığımız kozmetiklerin artığı (makyaj kalıntıları vs.) Kirlenme etkileri: Cildin yüzeyinde: Kirlerin birikmesi sonucunda cilt sağlıklı nefes alamaz, bu da cildin su ve gaz değişimini engeller. Cildin en üst tabakası olan epiderma yeterince koruyucu görevini yerine getiremez. Cildin alt tabakalarında: Cilt yüzeyinde biriken kirler güneşin UV ışınları etkisiyle okside olarak serbest radikallerin ve toksinlerin ciltten dışarı atılımını engellerler. Üstelik derinlere giren toksinler cildin üst yüzeyine yayılarak hücre fonksiyonlarını da bozarlar. İşte bu nedenle cildin düzenli olarak kirlerden arındırılarak temizlenmesi gerekir. Bu temizlik sayesinde cilt rahat nefes alacak, tıkanıklık olmayacağı için cilt pürüzsüz ve sağlıklı görünecektir.
TEMİZLİK YÖNTEMLERİ
Her cildin sevdiği ürünler farklıdır. Hatta bazen yağlı bir cildin temizlik maddesi olarak krem dokularını, kuru bir cildin ise ille de suyu sevdiğine tanık olabiliriz. Bu durumda, cildi yııpratmadan istediği ve sevdiği temizliği yapmakta yarar var.
Cilt temizliğinin ilk adımı, temizleyici süt veya krem ile kirleri yumuşatıp yerinden kopararak bir pamukla almaktır. Ardından temizleyicinin kalıntıları da bir tonik veya losyonla silinerek temizlenir. Tonik veya losyonun sıkıştırıcı, nemlendirici ve ferahlatıcı etkisiyle cilt rahatlayıp sonraki bakım malzemelerine hazırlanır.
Nasıl temizlik yapacaksınız?..
Öncelikle makyaj yapanın da, yapmayanın da düzenli ve sağlıklı bir şekilde cilt temizliğini yapması gerektiğine inanalım. Cilt temizliği iyi bir cilt bakımı için de çok önemlidir. Gözenekleri açılmış bir cilt bakım ürünlerinin aktif maddelerinden daha iyi yararlanır. Cildinizin türüne göre sabah ve akşam temizliği yapılmalıdır. Bu sınıflandırma firmalar tarafından karma/yağlı ciltler, normal/karma ciltler; normal/kuru ciltler, kuru/hassas ciltler gibi genellenerek ayrılır. Genel olarak; cilt akşamları süt ve tonikle; sabahları ise, suyu seviyorsanız suyla kullanılan bir temizlik ürünü, tonik ve nemlendirici ile yapılmalıdır. SU tercihiniz değilse, özellikle kuru ciltler için süt veya krem, yumuşak bir tonik ve nemlendirici üçlüsü idealdir. Yaz aylarında yüzünüzü yıkayarak cilt temizliği yapılmasında hiçbir sakınca yok, hatta yararı bile var. Ancak kış aylarında ille de su istiyorsanız, yüzünüzü mutlaka yumuşak bir ürünle yıkayıp, gündüz kremi sürerek dışardaki soğuk ile içerdeki kuru sıcak havaya karşı korumalısınız. Cilt yapısına aykırı düşen bir tercihiniz varsa, uzmanınıza danışın. Belki cildinizi sağlığı için cildinizi alışık olmadığı yeni ve onun için daha sağlıklı olacak bir temizliğe alıştırmanız gerekecektir. Neden tonik: Gözenekleri sıkıştırmak, nemlendirmek, canlandırmak, kullanılan ürününün artıklarını temizlemek, serinletmek ve ışıltı katmak için gereklidir.
ÖRNEKLER
Clarins: Kuru/normal ciltler için ve yağlı/karma ciltler için Lait Demaquillant; kuru/normal ciltler için ve karma/yağlı ciltler icin Lotion Tonic. Suyla temizliği tercih edenlere: Doux Nettoyant Moussant temizleyici köpük. Genç ciltlerin temizliği için Clean&Clear Temizleyici Krem Jel. Dermalogica'dan suyla durulanan temizleyiciler: Kuru ciltlere Essential Cleansing Solution süt; yağlı ciltlere killi Dermal Clay Cleanser; tüm ciltlere Special Cleansing Gel. Lierac: Normal/kuru ciltlere Lait Demaquillant Douceur ve Lotion Vitale Douceur ; normal/yağlı ciltlere Lait Demaquillant Equilibre ve Lotion Vitale Equilibre. Yağlanmaya eğilimli ciltler için Regulance temizleme serisi. Neutrogena: Cildi kurutmayan temizleyici losyon Non-Drying Cleanser, kağıt mendille siliniyor ya da suyla durulanabiliyor. Roc, Demaquillant temizleme setinde cilt türüne göre formüle edilmiş ikililer: Lait Demaquillant ve Lotion Tonic.Suyu sevenler için suda durulanan bir süt: Lait Nettoyant A L'Eau. Galenic: Nemlendirici temizleme sütü Lait Demaquillant Hydratant ve Lotion Tonic Hydratant. Vichy: Kaynak suyu bazında temizleyiciler Purete Thermale Lait Demaquillant ve Purete Thermal Lotion Tonic. Guerlain: Issima serisinden Pure Veil Cleansing Milk; normal/karma ciltlere Pure Dew Cleansing Gel; normal-kuru ciltlere nemlendirici,normal/karma ciltlere gözenek sıkıştırıcı tonik. Biotherm'den hassas ciltlere özel Biosensitive temizleme setinde Creme Nettoyant Haute Tolerance veya Lait Fluide Demaquillant Haute Tolerance; sakinleştirici tonik: Brume Thermale Calmante. Helena Rubinstein: Kuru ciltler için yumuşak temizleme seti: Delicious Cleansing Milk ve Delicious Aromatic Lotion. Yağlı ciltler için dengeleyici Skin Pureness Mat temizlik setinde Gel, Tonic ve Mask var. Yves Saint Laurent: Suyla temizliği seven yağlı ciltlere Gel Mousse Purete ve Tonique Soin Purete. L'Oreal Plenitude: suyu sevenlere yağlı ciltler için yeşil, kuru ciltler için pembe renkte Hydraflash jeller.
I. TEMİZLİK
A- HİJYEN NEDİR, NE ÖNEMİ VARDIR?
Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü hijyen olarak tanımlanır.
Her insan kendi temizliğinden sorumludur. Çocuk yaşlarda anne, baba veya öğretmenler tarafından çoğu zaman bizzat yapılarak öğretilen temizlik uygulamalarının, çocukluktan sonra bireyin kendisi tarafından yapılması gerekmektedir. Örneğin; tuvaletten sonra ve yiyeceklere dokunmadan önce ellerin yıkanması bir alışkanlık olmalıdır. Her gün yapılan işler arasında banyo yapma bir başka temizlik uygulamasıdır.
Temizliğin sadece görünür kirlenme olduğunda yapılması yeterli değildir. Örneğin; uykudan uyanınca yüzün yıkanması, çamaşırların değiştirilmesi, gündelik temizlik uygulamalarıdır.
Su ve sabun olmadan temizlikten bahsetmek olası değildir. Gelişmiş toplumlarda kişisel temizlikte en fazla kullanılan malzemelerin başında su ve sabun gelmektedir. Bunun yanı sıra banyo süngerleri, lifleri, diş fırçaları, el ve ayak temizliği ile vücut temizliğinde kullanılan fırçalar, tırnak makası ilk akla gelen temizlik araçlarıdır. Bunların tümü başkalarıyla paylaşılmaması gereken, kişisel temizlik araçlarıdır.
Başta kişinin kendi sağlığı olmak üzere, başkalarının da sağlığını korumanın en önemli aracı temizliktir. Sadece beden temizliği değil, kullanılan her şeyi ve her ortamı temiz tutmak da temiz olmanın gereğidir.
B- CİLT TEMİZLİĞİ
Vücuda ait kişisel temizlik ile pek çok hastalığın önüne geçilmektedir. Birkaç örnek vermek gerekirse; ishalli hastalıklar, soğuk algınlıkları, cildin mikrobik hastalıkları, cildin mantar, uyuz ve bitlenme gibi parazitlerle oluşan hastalıkları ve bazı allerjik hastalıklar sayılabilir. Uygun vücut temizliği bir çok deri sorununu ve hastalığını önleyici ve ortadan kaldırıcı bir önlemdir.
Kişisel temizlik alışkanlıklarının önlediği diğer bir sorun vücut kokusudur. Vücut kokusu vücut yüzeyinde bulunan mikropların (bakterilerin) teri parçalamasına bağlı olarak meydana gelmektedir. Koku meydana getiren vücut bölgeleri öncelikle ayaklar, kıl köklerinin yoğun olduğu kasık ve koltuk altlarıdır. Her gün banyo yapılamadığı durumlarda koltuk altı önce sabunlu bir bezle, sonra su ile iyice silinmeli ve temizlenmelidir. Deri üzerine daha sonra bir deodorant veya ter önleyici uygulanabilir. Deodorantlar kokuyu sadece maskelerler. Bu nedenle temizlik aracı olarak değil, geçici bir uygulama olarak değerlendirilmelidirler. Giysilere sinen ter kokusu, beden temizliği yapılsa bile, aynı giysinin temizlenmeden tekrar kullanılması halinde kalıcı olur. Özellikle sık yıkanmayan kalın kazaklar kullanılırken bu nedenle özen gösterilmelidir. Vücudun terleme oranının artması kokunun da artması anlamına gelecektir. Ancak insan bir süre sonra kendi kokusuna duyarsızlaşır. Yoğun bedensel çalışma vücuttan çıkan ter miktarının artmasına neden olmaktadır. Bedensel etkinliği fazla olmadığı halde, bazı bireylerin ter bezi salgısı fazla olabilir. Bu durum ergenlik ve menapoz durumlarında özellikle ortaya çıkabilir.
C- SAÇ TEMİZLİĞİ VE BAKIMI
Saçlar da baş derisinde bulunan kıl köklerinden uzayarak büyüyen kıllardır. Kıl köklerindeki bezlerden salgılanan maddeler yağlı yapıdadır.
Sağlıklı saçlara sahip olmak için düzenli biçimde yıkanmak gerekmektedir. Saçların fırçalanması dökülen saçlar, kir ve tozları uzaklaştırıcı işlev görmektedir. Normal bir saçın haftada en az bir ya da iki kez yıkanması gerekmektedir. Yağlı saçlar ise daha sık yıkanmalıdır. Saçlar temiz su ile iyice durulandıktan sonra kurutulmadan önce nazik bir biçimde taranmalıdır. Saçların kurulanmasında yumuşak bir havlu kullanılmalıdır. Kurulama işlemi de yumuşak olmalıdır. Eğer sert bir havlu kullanılır ya da çok şiddetli ovulursa saçların uçları çatallanabilir. Saçlar elektrikli kurutucularla kurutulabilir. Ancak kurutucunun saça çok yakın tutulmaması gerekmektedir. Bu durumda saçlı deri ve saçlar fazla sıcaktan olumsuz etkilenebilirler.
Saçların yıkanması için kullanılan sabunların ve şampuanların esasını kolay çözünebilir özellikteki yağ eritici bir madde oluşturur. Şampuanlara ayrıca koku, renk ve yoğunlaştırıcı maddeler eklenir. Bu ek maddeler saçlı deride tahrişe yol açabilirler. Piyasada bulunan şampuanlarda kullanılan bazı maddeler allerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle şampuan seçiminde, niteliği bilinmeyen maddelerden kaçınılmalıdır.
Saç diplerinde kepek varsa, sık sık çok sıcak olmayan su ve sabunla yıkamak yararlı olabilir. Saçlar bol su ile iyice durulandıktan sonra da kepeklenme önlenemiyorsa bir sağlık kuruluşuna danışılmalıdır. Hekim önerisi dışında saçlar için yararlı olduğu ileri sürülen maddeler güvenli olmayabilirler. Saç temizliğinde kişisel olarak kullanılan fırça ve taraklar sık aralıklarla sıcak sabunlu su ile yıkanmalı ve durulanmalıdır. Sağlık yararı dışında saçların temizlik ve düzeni, insanlar arasındaki ilişkilerde ve kendini iyi hissetmede etkisi olan olumlu dış görünüş açısından da önemlidir.
D- YÜZ, GÖZ VE KULAK TEMİZLİĞİ
Her sabah yataktan kalkıldığında su ile yüzün yıkanması gerekmektedir. Gece uykudan önce, yüzün sabunla yıkanarak temizlenmesi yüz derisi üzerindeki günün kirini arındırır. Cildin doğal kimyasal yapısına uygun sabunlar yüz temizliği için tercih edilmelidir.
Çoğu zaman görme keskinliğinin kaybedildiği farkedilmeyebilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla göz muayenesi yaptırılmalıdır. Görme bozukluğu olanların gözlük yerine kontakt lens kullanması oldukça yaygındır. Bazı kişiler sadece göz rengini değiştirmek için estetik amaçlı kontakt lens kullanırlar. Kontakt lens kullanımında temizlik çok büyük önem taşımaktadır. Bu temizliğe ilk gün nasıl uyuluyorsa kontakt lens kullanıldığı sürece de aynı titizlikle uyulması gerekmektedir.
Bazen güzelliği daha belirgin hale getirmek için başta göz çevresi ve kirpikler olmak üzere makyaj amacıyla yüze sürülen çeşitli maddeler kullanmaktadır. Öncelikle bu maddelerin kaliteli olması çok önemlidir. Buna rağmen göz çevresinde ve yüzde mikrobik ya da allerjik sorunlarla karşılaşılabilir. Makyaj yapılıyorsa her akşam yatmadan önce muhakkak göz çevresinde ve yüzde kullanılan makyaj artıkları uygun krem ve solüsyonlar kullanılarak ya da su ve sabunla temizlenmelidir. Makyaj temizliğinde kullanılan malzemelerin niteliği de en az makyaj malzemeleri kadar önemlidir. Bu tür malzemeler yeterince kaliteli olmadığında cildin yıpranmasına, sivilce ve siyah noktaların oluşmasına hatta lekelenmelere yol açabilir.
Kulak temizliğinde kulak arkasının temizliği unutulmamalıdır. Kulak içine herhangi bir cisim sokulmamalıdır. Dış kulak yolunun zedelenmesi tehlikeli iltihaplanmalara neden olabilir.
Kulağa küpe takarken bunun kulakta allerji yapabileceği bilinmelidir. Bu nedenle kullanılacak küpelerin allerji yapma özelliği çok az olan altın ya da gümüşten yapılanları tercih edilmelidir.
Klipsi olmayan küpe kullananlar kulak memesinde delik açtırmaktadırlar. Bu deliği açarken kullanılan delici aracın ve peşi sıra takılan ip ya da halkanın mutlaka mikropsuz olması gerekir. Aksi takdirde kulak memesinde çok tehlikeli durumlara yol açabilecek iltihaplanmalar görülebilir. Ayrıca kulak memesine delik açılırken tek kullanımlık aletler kullanılmadığı taktirde bugün için çok yaygın hale gelmiş kan yolu ile bulaşabilen sarılık (hepatit B), AIDS (HIV) gibi, mikropların yol açtığı hastalıklara yakalanma tehlikesi vardır. Doğal olarak bu riskler kulak gibi vücudun başka yerlerine de takılan cildi delici takıların ve işlemlerin (dövme gibi) tümü için geçerlidir.
E- AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI
Diş ve diş eti hastalıkları ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık sorunları arasındadır. Ancak hayatı doğrudan tehdit etmediği için gereken önem verilmemektedir.
Ağız sindirim kanalının girişidir. Ağızdaki olumsuzluklar diş sağlığının bozulmasına, sindirimin olumsuz etkilenmesine yol açar. Ağızla aldığımız yiyecekler çiğnenip, tükürükle karıştırılarak yutulmaya ve sindirime hazır hale getirilirler. Ağız aynı zamanda konuşmaya yardım eder. Tat alma organı olan dilin; çiğneme, yutma, konuşma gibi çok önemli yan görevleri de bulunmaktadır.
Dişlerin besinlerin parçalanması, öğütülmesi görevlerinin yanı sıra konuşmada ve görünümümüzde önemli etkileri vardır. Dişleri eksilmiş kişilerin bazı sesleri çıkarabilmeleri zorlaşır, çiğnemede ve/veya ısırmada da zorluk olur. Dişlerin gelişim süreci içerisinde ilk çıkan süt dişleri, daha sonra yerlerini kalıcı dişlere bırakır.
Ağız ve diş sağlığında en önemli iki hastalık diş çürükleri ve diş eti iltihaplanmalarıdır. Diş eti hastalıkları kimi zaman diş yuvasının bulunduğu çene kemiğinin erimesine kadar ilerleyen bir etki yapabilir. Diş sağlığının bozulması vücuttaki diğer organları da etkileyebilir. Dişler neredeyse bütün sistemleri olumsuz etkileyen sürekli enfeksiyon odağı haline gelebilir ve kalp, böbrek, eklemler vb. yapılarda önemli sağlık sorunlarına yol açabilen enfeksiyonlara kaynaklık edebilir.
Ağızda ve dişlerde yapısal ve işlevsel herhangi bir bozukluğun olmaması, ağız ve dişlerin görevlerini tam olarak yapabilmeleri durumu "ağız ve diş sağlığı"nın varlığını gösterir.
1. Diş Çürümesi
Diş çürüklerinin oluşmasında üç temel etmen bulunmaktadır: Duyarlı bir diş yüzeyi, mikroorganizmalar için elverişli yiyecek artıkları, bunların parçalanmasına ve asit oluşumuna yol açacak mikroorganizmaların varlığı. Besinler içinde diş çürümesine en çok neden olanlar karbonhidratlar, yani kabaca, şekerli gıdalardır.
Dişler düzenli olarak fırçalanır ve bakımlarına özen gösterilirse, mikroplar onlara zarar veremezler. Diş çürüğü, dişte oyuklar yaparak dişin yapısını bozan ve kendi kendine iyileşmeyen bir hastalıktır.
Dişler iyi temizlenmeyecek olursa, üzerinde besin artıkları ve mikroplar birikir. Ağız içerisindeki bakteriler yiyecek artıklarındaki şekerli maddeleri kullanarak onu saydam, yapışkan bir madde haline getirir ve dişler üzerine yapışmasını sağlar. Bu birikintilere plak denir. Bu plaklar bakterilerin diş üzerinde tutunmalarını da kolaylaştırırlar. Besinlerin tatlandırılması için kullanılan şekerli maddelerin içinde bulunan asit, dişlere zarar verebilir, ancak bakterilerin kendileri de asit oluşturabilmektedir. Asit diş minesinin erimesine neden olur. Böylece oluşan erime bölgelerinden giren mikroplar kolayca alttaki yumuşak dokuya ulaşabilirler.
Asitler dişin koruyucu tabakası olan diş minesi üzerinde küçük delikçikler oluşturur. Bu delikler giderek genişler ve küçük oyuklar haline gelir. Diş minesinin erimesinden sonra çürük hızla ilerler, alttaki tabakada geniş ve derin bir oyuk meydana getirir. Diş çürüğü diş özüne doğru ilerledikçe dişler ağrımaya başlar. Çürük daha da ilerlerse diş özü bölgesinde ve çene kemiği içerisinde cerahat oluşmaya ve birikmeye başlar. Buna diş apsesi denir. Eğer diş hekimi tarafından daha başlangıcında tedavi edilmeyecek olursa çürük diş için daha zor, karmaşık ve pahalı tedaviler gerekebilir. Diş plağı, diş etlerinin önemli hastalık nedenlerinden biridir. Yemeklerden sonra dişlerin fırçalanması ve diş ipi kullanarak yemek artıklarının çıkarılması dişlerin çürümesini, diş eti hastalıklarının oluşumunu ve ilerlemesini önler.
Dişlerin ağrımaması sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Diş ağrısının olması için diş çürüğünün çok ilerlemiş olması gerekir. Diş çürüklerinin tedavi edilebilir dönemde belirlenmesi için ağrı oluşmasını beklemeden senede en az iki kez diş hekimine giderek dişlerin muayene ettirilmesi gerekir. Diş hekimleri gerektiğinde dişlerin filmini çekerek gözle görünmeyen diş oyuklarını da belirleyebilirler.
Diş çürüklerinin erken dönemde tanınması dişlerin kaybedilmesini engelleyebilir veya en azından geciktirebilir. Bu hem sağlık açısından, hem de sosyal ve ekonomik açıdan önemli katkılar sağlar. Ağza takma diş takılmasına olan ihtiyacı azaltır. Hiçbir şey kendi doğal dişlerimizin yerini tutamaz. Kalıcı dişlerin erken dökülmesi beslenme sorunlarına neden olur. Doğal dişlerin uzun süre dayanmasında ağız ve diş bakımının önemi çok büyüktür.
Diş sağlığı açısından sularla aldığımız flor da çok önemlidir. Sularında flor eksikliği olan yerleşim yerlerinde diş çürüklerinin oranı çok artar. Bu nedenle florla ilgili olarak sağlık kuruluşlarının önerilerine uyulmalıdır.
2. Diş Eti Hastalıkları
Dişin diş eti dışında görünen bölümü diş minesi denilen sert bir tabaka ile kaplanmıştır. Bunun altında daha yumuşak bir yapı vardır. En içte ise diş özü vardır. Burada bol miktarda damar ve sinir bulunur. Diş gövdesi diş etine ve onun altındaki kemiğe girdiği bölümde daralır. Bu bölüme dişin boyun bölümü denir. Çene kemiği içinde kalan bölümüne ise dişin kök bölümü adı verilir. Diş kökü diş yuvasında çene kemiğine özel doku uzantıları ile sıkıca bağlanmıştır. Diş eti hastalıkları, diş çürükleri ağız kokusuna neden olabilir. Ağız kokusu olduğunda nedeni araştırılmalıdır.
Diş eti hastalıkları en önemli diş sağlığı sorunları arasındadır. Ağız hijyeninin bozukluğu ile yakından ilişkilidir. Başlangıç döneminden itibaren diş etleri kolay kanar. Diş eti kanamalarında diş hekimi muayenesi zorunludur. Diş etleri, diş yuvaları ve ağız tabanındaki iltihaplanmalar genel olarak diş eti hastalığı olarak bilinmektedir. Diş üzerindeki plaklar bunun en önemli nedenidir. Tedavi edilmeyen diş eti iltihapları çene kemiğinin de iltihaplanmasına ve zarar görmesine yol açabilir.
Diş çürüğü, diş eti hastalıkları, sinüzit, bademcik iltihabı, solunum sistemi hastalıkları, sindirim sorunları, ağız bakım yetersizliği ağız kokusuna neden olabilir. Bu hal, sosyal ilişkileri de etkiler. Bazı metabolizma hastalıkları da ağızda kendine özgü kokular yapabilir.
2. Tuvalet Sonrası Beden Temizliği
Sağlıklı bir insanda idrar mikrop içermez, ancak dışkının her milimetre küpünde milyonlarca bakteri bulunur. Bunlar bağırsaklarımızdan atılmış olmasına rağmen, herhangi bir yolla tekrar vücudumuzun iç ortamına bulaştıklarında hastalığa neden olurlar. Bu nedenle özellikle dışkılama sonrası temizliğin özenle yapılması çok önemlidir. Dışkılama sonrası temizlik, daha önce de belirtildiği gibi idrar çıkışı açıklığına ve kadınlarda vajina girişine mikrop bulaştırmamak için mutlaka önden arkaya doğru yapılmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken diğer noktaysa, dışkılama sonrası temizlik yapılırken ellere mikrop bulaştırılmamasıdır. Dışkılama sonrası temizlikte doğrudan eller kullanıldığında kirlilik öyle artmaktadır ki etkili yıkama ile dahi eller tam olarak temizlenmemektedir. Bu nedenle dışkılama sonrasında ilk temizliğin, gözle görünür bir kirlilik kalmayıncaya kadar yinelenerek her seferinde kuru temiz tuvalet kağıdıyla, daha sonra yine el değdirilmeden fışkıran suyla ya da ıslatılmış kağıtla yapılması ve bölgenin tuvalet kağıdı ile kurulanarak temizliğin bitirilmesi en uygunudur. Bu işlem bittiğinde eller mutlaka aşağıda el temizliğinde anlatılan şekilde etkili bir biçimde yıkanmalıdır. Özellikle ellerde istenmeyen bir bulaşmanın olduğu durumlarda kullanılan musluk, sifon ya da kapı kolu ve benzeri bir yüzeye dokunmak gerekiyorsa, buralara doğrudan temas yerine tuvalet kağıdı kullanarak dokunmak, tuvalet kağıdının ruloda kalan bölümünü kirletmemek, hem daha sonra kendimizi hem de birlikte ortamı paylaştığımız insanları, dışkı ile bulaştırmamak açısından önemlidir.
H- EL VE TIRNAK TEMİZLİĞİ VE BAKIMI
Günlük yaşamda en fazla kirlenen organların başında eller gelmektedir. Kirli yüzeylere sürtünen ve dokunan ellerin yıkanmadıkları sürece birer mikrop barınağı olmaya başladığı bilinmelidir. Bu nedenle ellerin düzenli olarak yıkanması gerekmektedir. Olanak bulunan her ortamda eller akar su altında sabunla, el sırtı, avuç içi ve parmak araları köpüklerle kaplanıp 15 saniye ovuşturularak (yavaşça 15'e kadar sayarak bu süre belirlenebilir) yıkanmalı, durulanmalı, başkası tarafından kullanılmamış havlu, kağıt havlu ya da kağıt mendille kurulanmalıdır. Kurulama olanağı yoksa elleri bir yere sürmek yerine havada kendiliğinden kurumasını sağlamak en doğru davranıştır. Tırnakların kesilmiş, varsa ojenin eskimemiş olması el temizliği için ön koşuldur. Su ve sabun bulunmayan yerlerde el temizliği hazır ıslak temizlik mendiliyle yapılabilir.
Eller ne zaman yıkanmalıdır?
- yemeklerden önce ve sonra
- yemek hazırlamadan önce ve sonra
- diş, ağız, yüz, göz temizliği yapmadan önce
- tuvalet gereksiniminin giderilmesinden önce ve sonra
- kirli, tozlu bir işi tamamladıktan sonra
- dışarıdan eve ve işe geldikten sonra
- hasta olan bir yakınımızı ziyaretten sonra
- yukarıdakilere uyan hiçbir iş yapılmasa dahi gün içinde çeşitli saatlerde (her zaman temiz görünecek şekilde)
Tırnağın etten ayrıldıktan sonraki bölümünün altında kir ve yağ kolayca birikir. Ayrıca burada mikroplar barınabilir, bağırsak parazitlerinin yumurtaları da bulunabilir. Tırnakların düzenli kesilmesi, banyo yaparken de tırnak fırçası ile fırçalanarak temizlenmesi gerekir. Tırnak yemek, bu nedenle de sağlığa zararlı bir alışkanlıktır.
El tırnakları yarım ay biçiminde, ayak tırnakları ise düz olarak kesilir. Ayak tırnaklarının yarım ay biçiminde kesilmesi tırnak batmalarına neden olabilir.
I- AYAK TEMİZLİĞİ
Ayaklar her gün çorap ve ayakkabı içerisinde terlediğinden düzenli olarak yıkanmalıdırlar. Yıkanma işlemi yapılmaz ise çevreyi rahatsız edecek kokular, daha sonra da ayak sağlığını bozabilecek nasır gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayaklar düzenli olarak yıkanmalı, her yıkamadan sonra parmak araları havlu hatta saç kurutma aracı ile iyice kurutularak mantar enfeksiyonları için ortam oluşması önlenmelidir. Ayak havluları ellerin kurulanmasında kullanılmamalıdır.
Ayak sağlığı ve temizliği için kullanılan çorap ve ayakkabı da önemlidir. Özellikle çorapların pamuklu olması ayak sağlığı için tercih nedenidir. Çorapların temiz olması ve günlük olarak değiştirilmesi gerekmektedir.
J- BANYO YAPMA
Mümkün olduğunca sık yıkanmak gerekir. Özellikle deri yüzeyinde bulunan mikropların, yığılan kirlerin, ter ve diğer bileşiklerin uzaklaştırılması ve dökülen yüzeysel hücrelerin atılması için de bu uygulama gereklidir.
Yıkanma, su ve sabun kullanarak derinin ovulması ve kirin akıtılmasıdır. Ter, yağ, diğer deri bezleri salgıları, deri üzerindeki mikroplar, deri döküntüleri, toz, çamur vb. birleşerek kir denilen tabakayı meydana getirir. Kirli ortamda çalışan kişilerde zararlı bir takım maddeler vücuda bulaşabilir. İşte tüm bunların günlük banyo ile hatta gereğinde daha sık banyo ile vücuttan uzaklaştırılması sağlanabilir. Vücuda bulaşan her tür zararlı kimyasal madde banyo ile hemen deriden uzaklaştırılmalıdır.
Yıkanma sırasında yıkanmayı kolaylaştıracak araç ve gereçlerden yararlanılabilir. Lif, kese mekanik etkinliği artırmak için yarar sağlayabilir. Lifler sabunun vücuda daha etkin olarak uygulanmasını sağlamaktadır. Sırt bölgesinin sabunlanmasında uzun saplı banyo fırçalarından yararlanılabilir. Kese geleneksel yıkanma araçlarındandır. Derideki döküntü hücrelerin uzaklaştırılmasına ve bir dereceye kadar deri dolaşımına yardımcı olabilir. Ancak soyucu etki yapacak şiddette kullanılmamalıdır.
Her banyodan sonra iç çamaşırları ve giysiler değiştirilmelidir. Çeşitli nedenlerle banyo yapılamadığı durumlarda da iç çamaşırlarının sık olarak değiştirilmesi gerekmektedir. Spor ve aşırı yorucu işler yaparak fazla terlenildiği durumlarda muhakkak banyo yapılmalı ve iç çamaşırları değiştirilmelidir.
III. ORTAMIN TEMİZLİĞİ VE BAKIMI
Sağlığımız, yaşadığımız ortamın temizliğinden de doğrudan etkilenir. Temizlik işlemleri bilinçli olarak yapılmadığında var olan kirlilik daha geniş yüzeylere yayılabilir. Ancak temizlik elemanları dahi, nasıl temizlik yapılması konusunda bilgi sahibi olmayabilirler.
Ortamın temizliği olabildiğince sık yapılır. Temizlik sırasında başka yerlere ait eşyalar yerlerine götürülüp (dolap içi, başka oda vs.) düzenlenerek ortam hazırlandıktan sonra temizlenmelidir. Yerler ve yüzeyler pürüzsüz olmalıdır. Bu nedenle cila ve boya bakımı en geç iki yılda bir yapılmalıdır.
Tüm mobilya ve malzemeler ortama yerleştirilirken, temizlik için kolaylık sağlama düşüncesiyle, özel ilgi gösterilmelidir. Örneğin; yerinden oynamayacak kadar ağır olan parçaların arkasında ve yanında boşluk bırakılır, jaluzi gibi fazla yüzey içeren ve temizliği zor olan malzeme yerine, olanak varsa yıkanabilen basit gereçler kullanılması yararlıdır.
Kirli zeminleri temizlerken kiri temiz alanlara yaymamak amaç olmalıdır. Temizlik gereçleri temizlenen yüzeylerden her zaman ve kesinlikle daha temiz olmalıdır.
1. Önce görünen kirler temizlenir; ileri temizlik, aşamalı olarak uygun sırayla
gerçekleştirilir.
2. Temizlik sırasında öncelikle sıcak su kullanılır.
3. Temizliği yapılan yüzeyler sonunda kuru olarak bırakılır.
4. Kullanılacak malzeme etkili, kullanım amacına ve standartlara uygun olmalıdır.
A- FARKLI ORTAMLARIN TEMİZLİK ÖZELLİKLERİ
1. Yerler ve Yüzeyler
" Temizlik sırasında olabildiğince çok yüzeye ulaşmak için, hareket edebilen eşyalar yerlerinden oynatılır.
" Vakumlu süpürge ile toz kaldırmadan süpürülür.
" Süpürme sonrası arap sabunlu su ile ıslatılmış paspasla silinir.
" Uzun süre temizlenmemiş, kalıcı kirler bulunan ortamların temizliği özen ister.
Yerlerin önce ıslatılarak, spatula gibi kazıyıcılar yardımıyla, mekanik olarak
temizlenmesi gerekebilir.
" Mobilyaların tozları, nemli bezle silinir. Lekeler varsa, yüzeyi bozmayacak özel
temizleyiciler ya da deterjan kullanılarak temizlenmeli, kuru bez ya da nemli
bezle son bakım yapılmalıdır.
" Fayans yüzeyler her gün arap sabunlu nemli bezle silinir. Sabunsuz bezle
durulanır.
" Camlar, çerçeveler ve kapılar, en geç ayda bir, arap sabunlu su ile ıslatılmış bezle
temizlenir ve sabunsuz bezle durulanır.
" Kapı kolları, banko ya da merdiven kenarı gibi çok kişinin ellerinin değdiği
yüzeyler, önce sıcak su ve arap sabunuyla, daha sonra dezenfektan eklenmiş suyla
silinir.
" Perdeler ve diğer kumaş materyal en geç iki ayda bir çamaşır makinesinde uygun
programla yıkanır ya da gerekirse kuru temizleme yapılır.
" Pano, tablo, ayna, abajur ve radyatör petekleri de temizlenecek yüzeyler
arasındadır ve mobilyalar gibi temizlenir.
" Akıtmayan naylon torbalar ile birlikte kullanılan çöp kovaları, en geç haftada bir,
mekanik temizlik yapıldıktan sonra deterjanlı su ile fırçalanarak temizlenir,
kurulanır.
2. Buzdolapları
" Dış kısmının yüzey olarak temizlenmesi, içinin düzenli kullanılması gereği dışında, otomatik eriticili değilse, buzluğun bakımı düzenli olarak yapılmalı, iç yüzeyleri ve raflar deterjanlı sıcak su ile silinmelidir.
" İçinde yalnızca besinler bulundurulmalıdır.
3. Lavabo ve Tuvaletler
" Önce görünür kirler ıslatılarak temizlik fırçalarının kazıyıcı kenarları da kullanılarak temizlenir.
" Toz ya da sıvı, ovucu bir deterjanla önce fırçalanarak temizlenir ve su ile durulanır.
" Musluk başları da toz ya da ovucu bir deterjanla, başka bir fırça ya da bez kullanılarak temizlenir.
" Sabunlukların dış yüzey temizliği her temizlikte yerine getirilmelidir. Sıvı sabunlar bittiğinde sabunluklar fırçalanarak temizlenip, kurulanmalı ve bu işlemlerden sonra yeniden doldurulmalıdır.
" Evyelerin dışında kalan yer ve yüzeyler yukarıda belirtildiği gibi temizlenir.
" Tuvalet ve lavabo fırçaları ayrı olmalı, başka yüzeylerde kullanılmamalı ve temas ettirilmemelidir
Temizlik sırasında kullanılan malzemeler ve bunların bakımı da özen ister. Temizlik sırasında eldiven kullanmakta yarar vardır. Burada amaç el cildinin korunmasıdır. Eldiven giyilmeden önce eller kurallara uygun olarak yıkanır ve kurulanır. Kirliliğin yayılmasının eldivenler aracılığıyla olabileceği unutulmamalıdır. Atık bulaşmış eldivenler, kendileri de birer bulaştırıcı araç olurlar. Bu nedenle temizlik sırasında eldivenler, faraş ve fırça gibi bir araç kullanmadan doğrudan, atıklarla temas ettirilmemelidir.
Deterjanların doğa kirliliğinde önemli payı olduğu bilinmektedir. Bu nedenle gereksinimi karşılayacak en az miktarda kullanılmasına özen gösterilmelidir. Durulanarak yüzeylerde bulanık görüntü yapmayacak şekilde temizlenirler. Yüzey ve yerlerin kaplamalarına zarar vermeyecek özellikte olanlar kullanılmalıdır. Arap sabunu da sulandırılarak akışkan kıvamda deterjan gibi kullanılabilir. Arap sabunu ile hazırlanmış temizlik suyuna hiç bir zaman çamaşır suyu karıştırılmamalıdır. Karıştırılırsa etkileri azalacağı gibi ortama zehirli gazların çıkmasına neden olunur.
Temizlik bezleri ısıya dayanıklı, tüy bırakmayacak, yumuşak pamuklu kumaşlardan yapılmış sağlam bezler olmalıdır. Kuru ya da nemlendirilmiş olarak, kirlendikçe su ve sabun ya da deterjanla temizlenip durulanarak kullanılır. Yırtılınca yenilenirler. Sıcak su ile yıkanamama özelliği ve gözenekleri nedeniyle çok geniş alan oluşturdukları için temizlenmeleri zor olan plastik süngerler bez yerine kullanılmamalıdır. Görünür biçimde yıprandıklarında yer paspasları yenilenmelidir. Temizlik fırçaları esnek ve hareketli ancak kuvvet uygulayacak kadar sağlam ve ısıya dayanıklı olmalıdır. Bu özellikleri bozulduğunda kullanılmayıp yenilenmelidir.
B- YİYECEK VE İÇECEKLERİN TEMİZLİĞİ
Yiyecek ve içecekler hastalık yapıcı mikroplarla bulaşmamış olmalıdır. Denetlenmiş, kapalı kaynak suları en emin temiz içme suyudur. Açık su kullanmak güvenli değildir. Böyle sular, kaynama başladıktan sonra en az üç dakika daha kaynatılıp soğutulur ve bu sayede temiz olarak içilebilir.
Anne sütü mikropsuz olduğundan ilk altı ay yalnızca emzirilerek beslenen bebekler bu açıdan en güvenli durumda olanlardır. Emzirdikçe süt oluştuğundan, anneler sık emzirerek süt miktarını artırabilirler. Biberon kullanma hem emzirme üzerine olumsuz etkisi olduğundan hem de temizlenme zorluğu nedeniyle mikroplar için uygun ortam oluşturur. Gerektiğinde, bebek beslenmesinde biberon yerine kaşık ya da küçük bardak kullanılmalıdır.
Besin maddelerinde bulunan çok sayıda mikroorganizma, mutfak temizliğinin önemini artırır. Bu nedenle ayrıca özen ister. Gerekli malzemelerin satın alınması ile yemeklerin sunulması arasında, depolama, hazırlama, pişirme, bekletmeden, servis sonrası temizlik ve bakıma kadar tüm iş akışı mutfakta sağlıklı ortam oluşturmada ayrı ayrı önem taşır. Mutfaktaki sıcak ve nemli ortamda bulunan bakterilerin sayısı her 20 dakikada iki katına çıkabilir ve bir tek bakteri 10 saatte 1 milyar olacak şekilde üreyebilir.
Mutfakta alınması gereken sağlık önlemleri içinde, yiyecek maddelerinin gördüğü işlemler özel bir önem taşırsa da, mutfaktaki tüm malzemelerle yüzeyler ve zeminin temizliği en az diğer önlemler kadar önemlidir.
Mutfakta çalışanların elleri, diğer vücut yüzeyleri, ağızları, burunları, dışkı ve giysileri aracılığıyla yiyeceklere mikroplar bulaşabilir.
Mutfakta iş yapanlar ellerini önceden etkili şekilde yıkamalı, ellerinde kesik ve yara bandı olanlar yiyecek hazırlamamalı, yemek hazırlama sırasında sigara içmemeli, saçlar ve buruna temas etmemeli, yemeklerin tadına bakılması gerektiğinde temiz bir kaşık kullanıp sonra hemen yıkamalıdır.
C- BESİNLERLE İLGİLİ HİJYEN KURALLARI
Besinler alındıktan sonra bekletilmeden buzdolabı ya da dolaplara kaldırılır. Son kullanma tarihleri geçmeden kullanılır. Kırık, çatlak ve kirli yumurtalar alınmaz. Zedelenmemiş ve beresiz alınmış sebze ve meyvalardaki toz, toprak, ilaç kalıntıları temiz bol akar suda yıkanır. Sebzelerin hazırlandığı tezgah diğerlerinden ayrıdır.
Dondurulmuş besinler sıcak ortamda değil buz dolabında çözülür, çözüldükten sonra tekrar dondurulmaz. Dondurulmalarına rağmen gıdalarda çürüme bir ölçüde devam eder. Çözme işlemi sırasında bu süreç hızlanır ve oda ısısında uzun sürede çözülen gıdalar kolaylıkla bozulabilir. Özellikle et, kıyma gibi yiyecekler mikropların üremesi için ideal ortamı oluşturur. Bazı buzluk ve derin dondurucuların kapaklarında gıdaların en fazla ne kadar süreyle saklanabileceğine ilişkin bilgi vardır. Gıdaların saklanmasında buna dikkat edilmeli aynı türden gıdaların eski ve yeni üretilmişleri aynı ortamda saklandığında önce eskilerinin tüketilmesine özen gösterilmelidir.
Besin hazırlama alanlarının temizliği besinler kaldırıldıktan sonra yapılır. Özellikle et suları ya da her çeşit etten yapılmış gıdalarla bulaşmış yüzey, alet ve malzemelerin temizliği çok önemlidir. Bu tür yüzey ve malzemeler iş biter bitmez, hemen soğuk suyla akıtılmalı, sonra da yüksek ısıda su ve deterjan kullanılarak temizlenmelidir. Yüzey temizliği için çamaşır suyu da kullanılabilir.
D- MUTFAKLA İLGİLİ HİJYEN KURALLARI
Kullanılan malzemelerin yüzey özellikleri, kalitesi, mutfağın yerleşme planı kuralların uygulanmasını kolaylaştırır şekilde olmalıdır. Yabancı parçalar, cam kırıkları, kırık araç gereç, tezgahlardaki çentik ve bütünlüğünü bozan her tür zedelenme ve kırılma temizlik açısından risk oluşturur.
Mutfakta yiyecek malzemesi kabul yeri, yiyeceklerin işlem gördüğü bölüm, artık ve bulaşıkların bulunduğu alanlar ve temiz kapların muhafaza olduğu yerler birbirinden ayrı olur.
Yerlere dökülen yiyecek maddeleri hemen kaldırılır ve zemin temizlenir.
Yemek kapları yıkanmadan önce, yemek artıklarının temizlenmeleri gerekir. Spatula, bulaşık telleri ve fırçalar bu işlem için kullanılacak araçlardır. Su ile durulama kirleri daha da azaltır. Tabakların makineye uygun şekilde yerleştirilmesi yıkamanın etkililiği için, yıkama işlemine kadar makinenin kapalı tutulması ise ortamın temizliğinin korunması için önemlidir. Bulaşıkların bir yerden bir yere taşınması ve yıkanmak için açıkta bekletilmesi mikropların bulaşmasını ve çoğalmasını artıran bir durumdur.
Bulaşık makinesi fırın ve ocakların temizliği, geniş yüzeyleri ve yiyecek artıkları ile temasları nedeniyle özellik taşır. Mekanik temizlikleri yiyecekler kurumadan spatula ve fırça ile yapılır. Başarı sağlanamayan durumlarda 1/50 konsantrasyonda sulandırılmış çamaşır suyu ile yüzey uygunsa göllenme yapılarak, değilse silinerek yiyecekler uzaklaştırılır.
Yer temizliğinde kullanılan araçlar, tezgah gibi çalışma zemini temizliğinde kesinlikle kullanılmazlar.
E- ATIKLAR
Çöpler ve diğer insan atıkları her zaman mikrop ve parazit yumurtası barındırır. Yemek ve bulaşık atıkları ıslak, dolayısıyla mikropların çok sevdikleri ortamlardır. Mikroplar genellikle bir aracı olmaksızın başkalarına geçip salgın hastalık yapmazlar. Atıkların üzerlerinde var olan ve üreyen mikroplar suya, ellere, dolayısıyla yiyeceklere geçerek hastalıklara neden olurlar. Bu nedenle el yıkama ile birlikte su ve besin temizliğinin yanı sıra çöplerin ve insan atıklarının uygun şekilde yok edilmesi de bulaşıcı pek çok hastalığa yakalanmamak için gereklidir.
Ev atıklarını toplarken yiyecek atıklarıyla diğerlerini ayrı ayrı biriktirmek ve toplanma yerlerine götürmek en doğrusudur. Bu sayede dönüştürülebilir olanlar kolayca değerlendirilebilir. Çöp torbalarının sokak hayvanları tarafından parçalanması da önlenebilir. Çöp toplamanın sorun olduğu yerlerde yiyecek atıkları hayvan yiyeceği olarak ya da gömülerek yok edilebilir. Temiz boş naylon torbaların başka kullanım için saklanması, temiz olmayanların atılmadan önce katlanıp, düğümlenmesi uçuşan çöpleri azaltacaktır. Çocuk bezleri ve kadın bağları da naylon torbaların içinde, sıkıştırılıp ağzı düğümlenerek atılmalıdır. Kağıt atık, kutu ve konserve kaplarını atmadan önce düzleştirip sıkıştırarak, pet şişeleri küçülterek çöp yığınları kat kat azaltılabilir. Böylece mikrop, parazit, böcek ve kemiriciler tarafından çoğalmak için kullanılacak hacim ve yüzeyler de azaltılmış olur. Çöplerin toplanması için hazırlanmış yerler dışında bir yere kesinlikle çöp bırakmamak, yakında böyle yerler yoksa yiyecek atıklarını torbalara koymadan gömmek, diğerlerini uzakta da olsa var olan yere taşımak çöplerin istenmeyen etkilerinden korunmak için en uygun davranıştır.
Yüzey azaltma tüm haşere mücadelesinin esasıdır. Eskimiş yüzeylerde oluşan gözenek, delik ve çatlaklar haşeratın yerleşerek çoğalması için uygun ortam oluşturur. Bu nedenle yaşadığımız ortamların düzenli bakımını yapmak her tür haşeratla mücadele için ilaçlamadan daha sağlıklı ve güvenli bir yoldur.
BULAŞICI HASTALIKLARI ÖNLEMEK İÇİN
Toplu kullanım yerlerinde hijyene oldukça fazla önem verilmesi hastalığın yayılmasını en aza indirir. Eller yıkanmadan asla beslenme yapılmamalıdır. Sokakta satılan yiyeceklerden uzak durulmalı. Ortak kullanılan tuvaletleri en az kullanmaya özen göstermeliyiz. Çocuklarımıza okul ve benzeri yerlerde kendisini koruyabilmesi için el sabunlama alışkanlığı kazandırılmalı, çocuğa bu işlem eğlenceli bir oyun gibi algılamasını sağlamalıyız.
Tarihi geçmiş, delik, yırtık, içerisinde yabancı cisim bulduğumuz herhangi bir ürünü kullanmayınız. Paket reçel, ayran, tereyağ gibi küçük numunelerin aliminyum kısmında bir bombe olup olmadığına dikkat ediniz. Bozulmaya başlayan bu hazır ürünler içerisindeki asit miktarını artırarak aliminyumu dışarıya doğru bombeleştirebilirler.
Bilmediğiniz ya da güvenli olduğuna emin olmadığınız süt ve süt ürünlerini tüketmeyiniz. Mümkünse güvenilir markaların pastörize ürünlerini tercih ediniz. Açık süt kullanıyorsanız oldukça iyi kaynatınız.
Sebze ve meyvelerinizi asla yıkamadan yemeğiniz. Bol su ile avuşturarak en ince ayrıntısına kadar sebzelerinizi yıkayınız.
Et, süt yumurta gibi hayvansal ürünleri buzdolabında saklayınız. Dışarıda bekleyen süt ve süt ürünleri, et, tazeliğine emin olmadığınız yumurta gibi besinleri almayınız.
SOLUNUM YOLUYLA BULAŞAN HASTALIKLAR BUNLAR GRİP, KIZAMIK, KABAKULAK, SU ÇİÇEĞİ, KIZIL, BOGMACA, DİFTERİ, TÜBERKÜLOZ, MENENJİT GİBİ HASTALIKLAR OLUP CAMLILAR ARASINDA SOLUNUM YOLUYLA BULAŞARAK SALGINLAR OLUŞTURABİLİR. 1-) GRİP (İNFLUENZA PAÇAVRA HASTALIĞI, EPİDEMİK İNFLUENZA) BELİRTİLERİ : ANİ BAŞLAYAN YÜKSEK ATEŞ , ÜŞÜME , BAŞ AĞRISI, KAS AĞRISI VE HALSİZLİKLE KARAKTERİZE BİR ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONUDUR. ETKEN : İNFLUENZA VİRÜSÜDÜR. VİRÜS DIŞ ETKENLERE, GÜNEŞE VE ULTRAVİOLEYE KARŞI DİRENÇSİZDİR. ENFEKSİYONA YAKALANANLARDA YAŞ, CİNS FARKI YOKTUR. YAŞLI KİMSELERDE, KRONİK AKCİĞER, KALP, BÖBREK VE METABOLİK HASTALIĞI OLANLARDA AĞIR SEYREDER. BULAŞMA: HASTA KİŞİLERİN BURUN-BOGAZ İFRAZI İLE DOĞRUDAN VEYA TAZE KONTAMİNE OLMUŞ EŞYALARLA DOLAYLI SOLUNUM YOLUYLA BULAŞIR. KULUÇKA DÖNEMİ: 12-24 SAATTİR. TEDAVİ: KOMPLİKASYONSUZ GRİP İÇİN SPESİFİK BİR TEDAVİ YOKTUR. TEDAVİ SEMPTOMATİK OLUP SEDASYONLU ÖKSÜRÜK ŞURUPLARI, ANELJEZİK VE ANTİPRETİK KULLANILIR. BAZENDE ANTİBİYOTİKTE KULLANILABİLİR. KORUNMA: HASTALIKTAN KORUNMAK İÇİN GRİP AŞISINDAN FAYDALANILIR._________________Yarın her şey için çok geç olabilir! Bugün, Zamanı durdurun! Farkına vararak hayatın, yaşamınızdaki en uzun cümlelerini kurun
2-) KIZAMIK (Measles, rubeola) ATEŞ, KORİZA, KONJUKTİVİT, ÖKSÜRÜK, AĞIZ MUKOZASINDA AZI DİŞLERİ HİZASINDA KOPLİK LEKELERİ VE BUNU İZLEYEN 4. GÜNDE GÖRÜLEN DÖKÜNTÜLERLE KARAKTERİZE OLDUKÇA BULAŞICI VİRAL BİR HASTALIKTIR. ETKEN: KIZAMIK VİRÜSÜDÜR. DIŞ ETKENLERE VE ANTİSEPTİĞE KARŞI DAYANIKSIZDIR. KULUÇKA DÖNEMİ: 10-12 GÜNDÜR. BELİRTİ VE BULGULAR: HASTALIK BELİRTİLERİ 2 DÖNEM GÖSTERİR A-) PRODROMAL DÖNEM B-)DÖKÜNTÜ DÖNEMİ A-) PRODROMAL DÖNEM: KULUÇKA DÖNEMİ SONRASI ATEŞ VE HALSİZLİKLE BAŞLAR VE 24 SAAT İÇİNDE VE DÖKÜNTÜ BAŞLAYINCAYA KADAR, NEZLE HALİ, GÖZDE YAŞARMA, GÖZ KAPAKLARINDA KIZARIKLIK, ÖKSÜRÜK ( KURU VE İNATÇI)VE KOPLİK LEKELERİNİN GÖRÜLDÜĞÜ DÖNEMDİR. B-) DÖKÜNTÜ DÖNEMİ: 3-4 GÜN SÜREN PRODROMAL DÖNEMİN ARDINDAN MAKÜLOPOPÜLER, BASMAKLA KAYBOLMAYAN DÖKÜNTÜLER BAŞLAR. DÖKÜNTÜ SAÇLI DERİ İLE SAÇSIZ DERİNİN BİRLEŞTİĞİ YERDEN KULAKLARIN ARKASINDAN BAŞLAR2-3 GÜN İÇERİSİNDE YÜZE VE VUCUTUN TÜMÜNE YAYILIR. DÖKÜNTÜNÜN EN FAZLA OLDUĞU DÖNEMDE ATEŞ EN YÜKSEKTİR. 3-4 GÜN SONRA DÖKÜNTÜLER SÖNER TEDAVİ: TAMAMEN SEMPTOMATİKTİR. ATEŞ DÜŞÜP ÖKSÜRÜK AZALINCAYA KADAR HASTA DİNLENDİRİLİR. KORUNMA: BÜTÜN ÇOCUKLAR AŞILANARAK AKTİF BAĞIŞIKLIK KAZANDIRILIR._________________Yarın her şey için çok geç olabilir! Bugün, Zamanı durdurun! Farkına vararak hayatın, yaşamınızdaki en uzun cümlelerini kurun
3-) KABAKULAK ( Parotis epidemica, Mumps ) KABAKULAK EN SIK OLARAK PAROTİS (TÜKRÜK BEZİ ) BAZENDE DİĞER DIŞ BEZLERİN AĞRILI ŞİŞMESİYLE KARAKTERİZE AKUT BİR VİRÜS HASTALIĞIDIR. ETKEN: KABAKULAK VİRÜSÜDÜR. KULUÇKA DÖNEMİ: 14-21 GÜNDÜR. BELİRTİ VE BULGULAR: HASTALIK HAFİF ATEŞ, KIRIKLIK, BOĞAZ AĞRISI VE BAŞ AĞRISI İLE BAŞLAR 12-24 SAAT SÜREN BU DÖNEM SONUNDA TEK TARAFLI VEYA ÇİFT TARAFLI OLARAK PAROTİS BEZLERİ ŞİŞER. ŞİŞLİK YAYĞIN VE SINIRSIZDIR. 4-10 GÜN SÜRER. ATEŞ 39-40 DERECEYE KADAR ÇIKABİLİR. ERGENLİK ÇAGINDAN SONRA KABAKULAK GEÇİRMEK ERKEKLERDE ORŞİT HASTALIĞINA YOL AÇAR VE KISIRLIĞA NEDEN OLABİLİR. BAYANLARDA İSE YUMURLALIKLARIN İLTİHAPLANMASINA YOL AÇABİLİR. KORUNMA: KABAKULAK AŞISI İLE OLUR._________________Yarın her şey için çok geç olabilir! Bugün, Zamanı durdurun! Farkına vararak hayatın, yaşamınızdaki en uzun cümlelerini kurun ! 4-) SU ÇİÇEĞİ ( Varcella, chickerpox ) SU ÇİÇEĞİ JENERALİZE MAKÜLO PAPÜLER-VEZÜKÜLER VE KABUKLANMA GÖSTEREN DÖKÜNTÜLERLE KARAKTERİZEDİR. ETKEN: VANİCELLA-ZOSTER VİRÜSÜDÜR KULUÇKA DÖNEMİ: 14-21 GÜN ARASINDA DEĞİŞİR. BELİRTİ VE BULGULAR: HASTALIK 1-2 GÜN SÜREN HAFİF ATEŞ, HALSİZLİK, KIRGINLIK GİBİ NONSPESİFİK BULGULAR İLE BAŞLAR. BU DÖNEMDEN SONRA GÖVDEDE FAZLA , YÜZ, KOL VE BACAKLARDA DAHA AZ OLMAK ÜZERE KÜÇÜK MAKÜL VE PAPÜL ŞEKLİNDE DÖKÜNTÜLER ORTAYA ÇIKAR VE KISA ZAMANDA VEZİKÜLLEŞİR. DÖKÜNTÜ DÖNEMİ 2-6 GÜNDÜR. EGER DÖKÜNTÜLER ENFEKTE OLMAMIŞ İSE İZ BIRAKMADAN KAYBOLUR. TEDAVİ: SEMPTOMATİKTİR. DÖKÜNTÜLER ENFEKSİYON KAPMIŞSA ANTİBİYORİKTE KULLANILABİLİNİR. KORUNMA: SAĞLIKLI KİŞİLERİN HASTAYLA TEMASI ÖNLENMELİDİR_________________Yarın her şey için çok geç olabilir! Bugün, Zamanı durdurun! Farkına vararak hayatın, yaşamınızdaki en uzun cümlelerini kurun 5-) BOĞMACA (Whopoping cough ) ÖZELLİKLE 2 YAŞINDAN KÇÜK ÇOCUKLARDA TEHLİKELİ OLABİLEN, OLDUKÇA İNTÇI VE SPAZMOTİK ÖKSÜRÜK NÖBETLERİYLE KARAKTERİZE BİR HASTALIKTIR. ETKEN: BARDETELLA PERTUSSİS, GRAM (-), HAREKETSİZ KOKOBASİLİDİR. BULAŞMA: HASTALIK DOĞRUDAN TEMAS VEYA ÖKSÜRÜRKEN ÇIKARILAN DAMLACIKLAR YOLUYLA OLUR. KULUÇKA DÖNEMİ: 5-15 GÜN ARASINDA DEĞİŞİR. BELİRTİ VE BULGULAR: A-) KATARAL VEYA PRODROMAL DÖNEM: 1-2 HAFTA SÜRER ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU VE NEZLE İLE BAŞLAR. B-) PROKSİMAL VEYA KENTÖZ ÖKSÜRÜK DÖNEMİ: 2-6 HAFATA SÜRER. HASTA 5-10-15 VEYA DAHA FAZLA SAYIDA KISA VE KESİK KESİK BOĞULUR GİBİ ÖKSÜRÜR. NÖBET ESNASINDA HASTA KIZARIR, MORARIR, GÖZLER DIŞARI FIRLAR ŞEKİLDEDİR, DİL DIŞARI SARKAR. NÖBETLER GENELLİKLE GECE GELİR. KÜÇÜK ÇOCUKLARDA BOGULMALARA NEDEN OLDUĞU İÇİN ÖLÜMLER GERÇEKLEŞEBİLİR. C-) İYİLEŞME DÖNEMİ: 1-2 HAFTA SÜRER ÖKSÜRÜK AZALIR. HASTA NORMALE DÖNER. TEDAVİ: SPESİFİK TEDAVİ YOKTUR. GENİŞ ETKİLİ ANTİBİYOTİKLER VERİLEREK SEKONDER BİR ENFEKSİYONUN GELİŞMESİ ÖNLENİR. KORUNMA: AŞI İLE YAPILMAKTADIR.DERİ VE MUKOZA YOLUYLA BULAŞAN ENFEKSİYON HASTALIKLARI ENFEKSİYON ETKENİNİN DERİ VE MUKOZA YOLUYLA BULAŞMASI İÇİN DERİ VE MUKOZADA ÇİZİK, KESİK, ÇATLAK VE YARA GİBİ TRAVMATİK DURUMUN YADA ANOTOMİK YAPISAL ÖZELLİK GÖSTEREN BİR GEÇİŞ AÇIKLIĞININ (SEKSÜEL AÇIKLIK GİBİ ) BULUNMASI VE ETKENİN BU GİRİŞ KAPISINDAN YAKIN TEMAS İLE GEÇME OLASILIĞININ OLMASI GEREKİR. 1-) TETENOS (Lockjow, Kazıklı Humma ) TETENOS KİRLİ YARALAR SONUCU ORTAYA ÇIKAN, ETKEN CLOSTRİDİUM TETANİNİN SALGILADIĞI EKZOTOKSİNİN NEDEN OLDUĞU KASILMALAR İLE KARAKTERİZE BİR HASTALIKTIR. ETKEN: CLOSTRİDİUM TETANİ; ANEOROP, SPORLU, İNCE GRAM (+) BİR ÇOMAK BASLİDİR. ISI VE ANTİSEPTİGE OLDUKÇA DİRENÇLİDİR. KULUÇKA DÖNEMİ: ORTALAMA 6-14 GÜNDÜR. BELİRTİ VE BULGULAR: GÖRÜLDÜGÜ YAŞA VE KLİNİGE GÖRE DEĞİŞİKLİK GÖSTERİR. GENEL OLARAK; BAŞLANGIÇTA İŞTAHSIZLIK, KIRGINLIK, YARA YERİNDE AĞRI GİBİ ŞİKAYETLER VARDIR. TANIMLAYICI İLK BELİRTİLER ; ÇENE VE BOYUN KASLARINDA SERTLEŞME İLE BAŞLAR, HASTA ÇİGNEME VE AĞZINI AÇMADA ZORLANIR. AĞRILI TONİK KASILMALARLA ÇENE KİLİTLENİR. YÜZ KASLARININ KAILMASIYLA YÜZ İFADESİ ACI BİR GÜLÜMSEME HALİNİ ALIR. 1-2 GÜN SONRA TONİK KASILMALARVE SERTLİK TÜM KAS VE İSKELET SİSTEMİNE YAYILIR. VÜCUT TAHTA GİBİ SERTLEŞİR. BAŞ VE AYAKLAR ORTAYA DOĞRU KAYAR VE HASTA YAY ŞEKLİNİ ALIR. LARENKS VE SOLUNUM KASLARININ KASILMASIYLA HASTA NEFES ALAMAZ VE ÖLÜR. TEDAVİ:TETENOSLU HASTALARDA YAPILACAK İLK TEDAVİ, KASILMALARIN ŞİDDETİNİ VE SAYISINI AZALTMA YÖNÜNDE OLUR. SİPESİFİK TEDAVİ OLARAK ANTİTOKSİK SERUM VERİLİR. TETENOS BASİLİNİ TAHRİP ETMEK İÇİN KRİSTALİZE PENİSİLİN VERİLİR. KORUNMA: AŞILAMA İLE AKTİF BAĞIŞIKLIK SAĞLANMALIDIR. YARA TEMİZLİĞİ ÇOK İYİ YAPILMALIDIR.
Gönderen
Healthydays
zaman:
11:56:00 ÖÖ
Evinizdeki bitkiler sizi zehirliyor
Etiketler: bilgisayar, bitki, boya, cilt, makyaj, pigment, tehlike, zehir 0 yorumKimya mühendisi Mennan Aysan Kuzanlı'nın hazırladığı "Nasıl Zehirleniyoruz, Nasıl Korunuruz" adlı kitapta, deodoranttan makyaj malzemesine, bebek bezinden
HAMİLELER İÇİN RİSK
Kitapta, kimyasal ürünlerin yiyecek ve içeceklerin yanında depolanmaması, kullanılmadan önce etiketinin mutlaka ayrıntılı biçimde okunması, hamilelerin toksik maddelerle mümkünse temas etmemesi ve ürünlerin kendi ambalajlarında saklanması uyarılarında bulunuluyor. Kitapta ayrıca, kimyasal içerikli maddeler yerine hemen her evde bulunabilecek sirke, limon suyu, soda, çamaşır sodası, sıvı sabun gibi malzemelerin kullanılması da öneriliyor.
MOBİLYA CİLASI SİVİLCE YAPIYOR
Kitaba göre, günlük hayatta kullanılan ürünler ve içerdikleri kimyasal maddeler de şöyle:
BİLGİSAYAR AĞRI NEDENİ
Diğer taraftan, yüksek voltaj nedeniyle oluşan statik elektriğin ortamda pozitif yüklü iyonların yoğunlaşmasına sebep olduğu ve bunun sonucunda da yorgunluk, asabiyet, baş ağrısı ve çeşitli göz sorunlarına yol açabiliyor.
Deodorant deriyi tahriş edebiliyor
Dudak kalemine dikkat
Gönderen
Healthydays
zaman:
12:14:00 ÖS