Nedir...?
Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında acı duyulması disparoni olarak adlandırılır. Erkekleri de etkileyebilmekle birlikte genellikle kadınlarda görülür. Disparonisi olan kadınlar sıklıkla vajina, klitoris ve labialarda (iç ve dış dudaklar) ağrı duyabilirler. Disparoni nedenleri çok olmakla beraber hemen hepsi tedavi edilebilir niteliktedir. Yaygın sebepler şunlardır ;Lubrikantların yokluğuna bağlı olarak gelişen vajinal kuruluk
Atrofik vajinit (sıklıkla menopoz sonrası kadınlarda görülen vajinal mukozanın incelmesi durumu)
Bazı ilaçların yan etkileri (örneğin antihistaminikler ya da tamoksifen )
Sentetik iç çamaşırları, spermisitler (gebeliği önleyici maddeler) ve vajinal yıkama materyallerine karşı oluşan alerjik durumlar
Endometriozis: uterusun en iç tabakası olan endometriumun normal yeri dışında pelvis içinde, farklı yerlerde de bulunması ve büyümesi nedeniyle, başta kısırlık olmak üzere pelvik ağrı ve disparoni ile seyredebilen hastalık
Vulvo - vajinal vestibülit
Vajinal bölgeyi etkileyen cilt hastalıkları
Üriner sistem hastalıkları,vajinal mantar hastalıkları,cinsel yolla geçen hastalıklar
Psikolojik travma (özellikle çocukluk yaşlarında olmakla birlikte ergenlikte de yaşanmış olan cinsel taciz veya benzeri ruhsal travmatik olaylar)
Belirtiler...
Disparonisi olan kadınlar vajina girişinde yüzeysel bir acı duymakla birlikte, penisin daha ileri girişlerinde daha derin acı duyabilirler. Bazı kadınlar genellikle bu acının verdiği korku ile ilişki sırasında, vajinal kasların, penisin içeri girmesine engel olacak kadar sıkı şekilde kasılmasıyla seyreden ve vajinismus denen klinik tabloya maruz kalabilirler.
Teşhis...
Disparoninin teşhisi tipik olarak sizdeki belirtilere bağlıdır. Tıbbi ve seksüel hikayenizle birlikte jinekolojik muayenenin de yardımıyla doktorunuz bu şikayetlerinizin nedenini bulmaya çalışacaktır.
Acının, genital organlara dokunmakla mı yoksa erken ya da derin penetrasyonla (girişle) mı oluştuğunu ayırt etmek, nedeni bulmak için önemli bir anahtardır. Doktorunuz acının yeri, süresi ve ilişki sonrasında ne kadar sürdüğünü de soracaktır. Ayrıca şu sorular da doktorunuz tarafından sorulabilir ;Daha önceleri, seksüel hayatınızda hiç ağrılı bir cinsel ilişki deneyiminiz oldu mu ? veya en başından beri tüm cinsel ilişki deneyimleriniz ağrılı mı idi ?
Hiç uygun bir kayganlaştırıcı kullandınız mı ve eğer kullandıysanız ağrıda azalma oldu mu ?
Seksüel hayatınızla ilgili bilgiler (özellikle cinsel yolla geçen hastalıklar konusunda riskli deneyimleriniz oldu mu ?)
Daha önce hiç cinsel tacize uğradınız mı ? ya da bir şekilde cinsel organlarınız travmaya maruz kaldı mı ?
Eğer orta yaşlarda iseniz ve düzensiz adet sikluslarınız(dönemleriniz), sıcak basmaları veya vajinal kuruluk şikayetleriniz de varsa muhtemelen atrofik vajinit hastalığı olabilir (menopoz sırasında östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak vajinal mukozanın incelmesi).
Eğer yeni anne olmuşsanız ve bebeğinizi emziriyorsanız, emzirme olayı da vajinal kuruluk ve buna bağlı olarak disparoniye neden olabilir.
Bu fizik muayene sırasında doktorunuz vajinanızı kuruluk, yangı ve özellikle mantar ve herpes başta olmak üzere enfeksiyonlar, genital siğiller ve varsa yara izleri açısından değerlendirecektir. Ayrıca doktorunuz endometriozise ait olabilecek pelvik bir kitle ya da hassasiyet olup olmadığını anlamak için bimanuel (iki elle) muayene ile iç genital (üreme organlarıyla ilgili) organları da değerlendirecektir. Ve eğer gerek görürse bu şikayetlerinizin artmasına neden olabilecek, cinsel taciz, travma ya da anksiyete gibi konular için başka bir uzmanla konsültasyona gidebilir.
Ne kadar beklenmeli...?
Şikayetlerinizin süresi tamamen altta yatan nedene bağlıdır. Eğer uygun olmayan bir lubrikant kullanımı nedeniyle oluşan bir vajinal kuruluk sözkonusu ise daha uygun birini kullanmakla belirtiler hızla gerileyecektir. Eğer vajinal kuruluğun nedeni atrofik vajinit ise bir ya da iki haftalık lokal-vajinal bir östrojenli krem kullanımı ile düzelecektir. Eğer bir üriner enfeksiyon ya da vajinal mantar hastalığı mevcutsa, bir haftalık bir antibiyotik tedavisi ile enfeksiyonla birlikte disparoni de yok olacaktır. Eğer cinsel yolla geçen bir hastalığa maruz kalmış olmanız nedeniyle disparoni varsa bunun tedavisi de antibiyotik ile olacak ama muhtemelen biraz daha uzun sürecektir. Disparoninin nedeni liken planus veya liken skleroz gibi bir cilt hastalığı ise steroidli kremlerle tedavi uygulanacaktır ancak bu da uzun bir süre alabilir. Eğer disparoni aylar hatta yıllar gibi uzun bir süreden beri varsa muhtemelen olaya psikolojik faktörler de eklenmiştir ve bu durumda belirtiler daha da artmadan uzun süreli bir terapiye ihtiyacınız olabilir.
Korunma...
Cinsel taciz ya da travma gibi bazı disparoni nedenleri elde olmasa da diğer disparoni nedenlerinden önlemler almak yoluyla korunmak mümkündür;Sıkı giysiler giymeyerek, pamuklu iç çamaşırı kullanarak, hijyenik faktörlere daha dikkat ederek (sık iç çamaşırı değişmek ve genital bölgeyi mümkün olduğunca terden ve nemden uzak tutmak gibi) ve yüzme sonrasında ıslak mayonuzu değiştirerek vajinal mantardan büyük oranda korunabilirsiniz
Üriner enfeksiyonlardan korunmak için ve cinsel ilişki sonrasında mümkünse işeyiniz ve tuvalet sonrası cinsel organınızı önden arkaya doğru siliniz.
Cinsel yolla geçebilen hastalıklardan sakınmak için öncelikle tek eşliliği tercih ediniz veya mutlaka prezervatif kullanınız.
Vajinal kuruluk varsa uygun bir lubrikant kullanınız ve eğer kuruluk atrofik vajinit gibi bir duruma bağlıysa tedavisi yoluna gidiniz.
Eğer endometriozis varsa ilişki sırasında derin penetrasyondan (girişlerden) kaçınınız ya da nispeten daha az ağrılı olan adet sonrası ilk ya da ikinci haftalarda cinsel ilişkiye giriniz.
Tedavi...
Tedavi, disparoni yapan nedene bağlıdır ;Rahat ve sorunsuz bir cinsel ilişki için klitoral uyarının yeterince fazla olmasına dikkat edin ve uygun bir lubrikant kullanın
Vajinal mantar enfeksiyonları için antifungal(mantara karşı) ilaçlar kullanın
Üriner sistem hastalıkları ve cinsel yolla geçen hastalıklar için uygun antibiyotik kullanın
Ağrılı yangılardan kurtulmak için uygun oturma banyoları tatbik edin
Vajinal bölgedeki cilt hastalıklarının tedavisi hastalığa göre çeşitlilik gösterir (örneğin likenlerde steroidli pomat kullanılır)
Ne zaman doktora başvurmalısınız..?
İlk birkaç cinsel ilişki deneyimi bazen pek de rahat olamamakla birlikte asla acı verici olmamalıdır. Eğer ilişki sırasında ya da sonrasında ani bir ağrı olmuşsa mutlaka doktorunuza görünün. Cinsel ilişkide duyduğunuz ilk ağrı sonrasında hemen doktora başvurmanız, cinsel ilişkinin ağrılı bir iş olduğu şeklindeki yanlış bir fikrin, saplantı olarak bilinç altında yer etmesine izin vermemek açısından önem taşımaktadır.
Takip...
Disparoninin nedenlerinden bir çoğu ilaçlarla tedavi edilebilecek olan fiziksel durumlardır. Buna rağmen, uzun süredir disparonisi olanlar ya da cinsel taciz veya travma nedeniyle disparoni hatta vajinismus gelişmiş olan kadınlar daha uzun ve ayrıntılı takip ve tedaviye gereksinim duyabilirler.
AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ (Disparoni)
Etiketler: agrili cinsel iliski, ağrı, AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ (Disparoni), cinsel ağrı 0 yorum
Gönderen
Healthydays
zaman:
5:46:00 ÖS
Sinuzit Tedavisinde Kansız ve Ağrısız bir devrim:
Etiketler: ağrı, balon sinoplasti, sinüzit, sinüzit tedavi 0 yorumSinüzit, bir çoğumuzun günlük yaşamını altüst eden, çalışma gücünü elinden alan oldukça yaygın ve kronikleştiğinde tedavisi için ameliyat gerekebilen bir hastalıktır. Yüz kemiklerinin içerisinde yer alan hava boşluklarının (sinüsler) sağlıklı olduğumuzda hiç fark etmediğimiz bir çok önemli görevi vardir. Soluduğumuz havayi nemlendirmek, süzmek, isitmak, ses tinimizi sekillendirmek gibi… Sinüslerin buruna açildiklari kanallarda olusan darliklar ve tikanikliklar görevlerini yerine getirememelerine ve siklikla kisiyi oldukça rahatsiz eden bazi yakinmalara yol açarlar.
Sinüzit bulgulari keyifsizlik, halsizlik, kafada dolgunluk, geniz akintisi gibi basit yakinmalar olabilecegi gibi siddetli bas agrisi, göz agrisi, burun tikanikligi olarak da karsimiza çikabilir. Kroniklesmemis akut sinüzitlerin tedavisi siklikla ilaç tedavisidir. Kroniklesmeye yol açabilecek alerjik bir alt yapi varsa gerekli önlemlerin alinmasiyla ya da alerji tedavileriyle hastaligin ilerlemesi durdurulabilir. Ancak kronik sinüzitte ilaç tedavisine ek olarak sinüslerin burun bosluguna açilan kanallarinin cerrahi yöntemlerle açilmasi gerekebilir. Bu konuda simdiye kadar kullanilan en gelismis cerrahi yöntem endoskopik cihazlar yardimiyla yapilan cerrahi girisimlerdi.
Balon sinoplasti teknigi, uygun hastalarda seçilerek kullanildiginda hem süre olarak hem de burun yapilarina ve sinüs kanalina hiç zarar vermeden cerrahinin olusturabilecegi riskleri ortadan kaldirarak sinüzit tedavisinde yeni bir dönemi baslatmaktadir. Balon sinoplasti teknigi tüm dünyada ve ülkemizde henüz çok az hekim tarafinda uygulanabilmektedir. Elbette zaman içerisinde yayginlasacak ve sinüzit nedeniyle sikinti çeken hastalar bu konforlu tedavi yöntemine ulasabileceklerdir.
Kronik sinüzitteki temel sorun sinüs kanallarindaki tikanikliga bagli olarak sinüslere yeterinde havanin ulasamamasidir. Balon sinoplastinin temel prensibi de dokulara zarar vermeden incecik kateterler yardimiyla sinüs kanalina ulasip tikanmis olan bölgeyi genisletmek ve hastaligin düzelmesini saglamaktir.
Balon sinoplasti sinüziti olan her hastada uygulanabilir mi?
Polipli hastalarda ve etmoid sinüzitli hastalarda balon sinoplasti teknigi tek basina yeterli degildir. Bu tip hastalarda mutlaka endoskopik sinüs cerrahisi uygulanmalidir
Balon sinoplasti tekniginde hastanede yatmak gerekir mi?
Bu teknik uygulamasi son derece kolay ve kisinin hastanede kalmasini gerektirmeyen bir tekniktir. Uygulamadan 4-5 saat sonra kisi günlük yasantisina devam edebilmektedir
Balon sinoplasti uygulanan hastalarda ağrı olmakta mıdır?
Şimdiye kadar uygulanan sinüzit ameliyatlarinda buruna tampon uygulanmakta idi. Balon sinoplasti de dokulara hiçbir kesi yapilmadigindan kanama hiç olmamakta ve dolayisiyla tampon konmamaktadir. Bu nedenle hiç agri olmamaktadir.
Gönderen
Healthydays
zaman:
6:26:00 ÖÖ
CİLT TEMİZLİĞİ
Etiketler: ağrı, bakım, cilt, kas, temizlik, tetenos 0 yorumNEDEN CİLT TEMİZLİĞİ...
Kimilerine göre günlük cilt temizliğinin ille de yapılması sadece makyaj yapanlar için geçerli bir koşuldur. Oysa; cilt temizliği, makyaj temizlenmesiyle karıştırılmamalıdır. Hiç makyaj yapılmasa bile cildinizin günlük temizliğe ihtiyacı vardır. Üstelik makyaj, bazı koşullarda cildimizin maruz kaldığı çevre kirlerine karşı kalkan görevi de görür. Genç yaşlarda cilt temizliğinin ayrıca önemi var; kirlerle tıkanmış yağlı bir cilt akne ve gözeneklere davetiye çıkarır. Akneler izbırakır, açılmış gözenekler ise uzun zaman sıkıştırılamaz, zamanla daha da belirginleşirler. Yaşlandıkça temizliğin önemi farklılaşır; kirlerin birikmesi cildin solgunluğuna ve serbest radikallerin atılımına engel teşkil eder.
Cilt kirliliğine yol açan nedenler:
Cildin kendisinden kaynaklanan doğal nedenler: ter gibi, yağ salgılanması gibi... Çevreden kaynaklanan nedenler: Hava kirliliği, çeşitli gazlar, sigara dumanı, toz toprak vs... Kullandığımız kozmetiklerin artığı (makyaj kalıntıları vs.) Kirlenme etkileri: Cildin yüzeyinde: Kirlerin birikmesi sonucunda cilt sağlıklı nefes alamaz, bu da cildin su ve gaz değişimini engeller. Cildin en üst tabakası olan epiderma yeterince koruyucu görevini yerine getiremez. Cildin alt tabakalarında: Cilt yüzeyinde biriken kirler güneşin UV ışınları etkisiyle okside olarak serbest radikallerin ve toksinlerin ciltten dışarı atılımını engellerler. Üstelik derinlere giren toksinler cildin üst yüzeyine yayılarak hücre fonksiyonlarını da bozarlar. İşte bu nedenle cildin düzenli olarak kirlerden arındırılarak temizlenmesi gerekir. Bu temizlik sayesinde cilt rahat nefes alacak, tıkanıklık olmayacağı için cilt pürüzsüz ve sağlıklı görünecektir.
TEMİZLİK YÖNTEMLERİ
Her cildin sevdiği ürünler farklıdır. Hatta bazen yağlı bir cildin temizlik maddesi olarak krem dokularını, kuru bir cildin ise ille de suyu sevdiğine tanık olabiliriz. Bu durumda, cildi yııpratmadan istediği ve sevdiği temizliği yapmakta yarar var.
Cilt temizliğinin ilk adımı, temizleyici süt veya krem ile kirleri yumuşatıp yerinden kopararak bir pamukla almaktır. Ardından temizleyicinin kalıntıları da bir tonik veya losyonla silinerek temizlenir. Tonik veya losyonun sıkıştırıcı, nemlendirici ve ferahlatıcı etkisiyle cilt rahatlayıp sonraki bakım malzemelerine hazırlanır.
Nasıl temizlik yapacaksınız?..
Öncelikle makyaj yapanın da, yapmayanın da düzenli ve sağlıklı bir şekilde cilt temizliğini yapması gerektiğine inanalım. Cilt temizliği iyi bir cilt bakımı için de çok önemlidir. Gözenekleri açılmış bir cilt bakım ürünlerinin aktif maddelerinden daha iyi yararlanır. Cildinizin türüne göre sabah ve akşam temizliği yapılmalıdır. Bu sınıflandırma firmalar tarafından karma/yağlı ciltler, normal/karma ciltler; normal/kuru ciltler, kuru/hassas ciltler gibi genellenerek ayrılır. Genel olarak; cilt akşamları süt ve tonikle; sabahları ise, suyu seviyorsanız suyla kullanılan bir temizlik ürünü, tonik ve nemlendirici ile yapılmalıdır. SU tercihiniz değilse, özellikle kuru ciltler için süt veya krem, yumuşak bir tonik ve nemlendirici üçlüsü idealdir. Yaz aylarında yüzünüzü yıkayarak cilt temizliği yapılmasında hiçbir sakınca yok, hatta yararı bile var. Ancak kış aylarında ille de su istiyorsanız, yüzünüzü mutlaka yumuşak bir ürünle yıkayıp, gündüz kremi sürerek dışardaki soğuk ile içerdeki kuru sıcak havaya karşı korumalısınız. Cilt yapısına aykırı düşen bir tercihiniz varsa, uzmanınıza danışın. Belki cildinizi sağlığı için cildinizi alışık olmadığı yeni ve onun için daha sağlıklı olacak bir temizliğe alıştırmanız gerekecektir. Neden tonik: Gözenekleri sıkıştırmak, nemlendirmek, canlandırmak, kullanılan ürününün artıklarını temizlemek, serinletmek ve ışıltı katmak için gereklidir.
ÖRNEKLER
Clarins: Kuru/normal ciltler için ve yağlı/karma ciltler için Lait Demaquillant; kuru/normal ciltler için ve karma/yağlı ciltler icin Lotion Tonic. Suyla temizliği tercih edenlere: Doux Nettoyant Moussant temizleyici köpük. Genç ciltlerin temizliği için Clean&Clear Temizleyici Krem Jel. Dermalogica'dan suyla durulanan temizleyiciler: Kuru ciltlere Essential Cleansing Solution süt; yağlı ciltlere killi Dermal Clay Cleanser; tüm ciltlere Special Cleansing Gel. Lierac: Normal/kuru ciltlere Lait Demaquillant Douceur ve Lotion Vitale Douceur ; normal/yağlı ciltlere Lait Demaquillant Equilibre ve Lotion Vitale Equilibre. Yağlanmaya eğilimli ciltler için Regulance temizleme serisi. Neutrogena: Cildi kurutmayan temizleyici losyon Non-Drying Cleanser, kağıt mendille siliniyor ya da suyla durulanabiliyor. Roc, Demaquillant temizleme setinde cilt türüne göre formüle edilmiş ikililer: Lait Demaquillant ve Lotion Tonic.Suyu sevenler için suda durulanan bir süt: Lait Nettoyant A L'Eau. Galenic: Nemlendirici temizleme sütü Lait Demaquillant Hydratant ve Lotion Tonic Hydratant. Vichy: Kaynak suyu bazında temizleyiciler Purete Thermale Lait Demaquillant ve Purete Thermal Lotion Tonic. Guerlain: Issima serisinden Pure Veil Cleansing Milk; normal/karma ciltlere Pure Dew Cleansing Gel; normal-kuru ciltlere nemlendirici,normal/karma ciltlere gözenek sıkıştırıcı tonik. Biotherm'den hassas ciltlere özel Biosensitive temizleme setinde Creme Nettoyant Haute Tolerance veya Lait Fluide Demaquillant Haute Tolerance; sakinleştirici tonik: Brume Thermale Calmante. Helena Rubinstein: Kuru ciltler için yumuşak temizleme seti: Delicious Cleansing Milk ve Delicious Aromatic Lotion. Yağlı ciltler için dengeleyici Skin Pureness Mat temizlik setinde Gel, Tonic ve Mask var. Yves Saint Laurent: Suyla temizliği seven yağlı ciltlere Gel Mousse Purete ve Tonique Soin Purete. L'Oreal Plenitude: suyu sevenlere yağlı ciltler için yeşil, kuru ciltler için pembe renkte Hydraflash jeller.
I. TEMİZLİK
A- HİJYEN NEDİR, NE ÖNEMİ VARDIR?
Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü hijyen olarak tanımlanır.
Her insan kendi temizliğinden sorumludur. Çocuk yaşlarda anne, baba veya öğretmenler tarafından çoğu zaman bizzat yapılarak öğretilen temizlik uygulamalarının, çocukluktan sonra bireyin kendisi tarafından yapılması gerekmektedir. Örneğin; tuvaletten sonra ve yiyeceklere dokunmadan önce ellerin yıkanması bir alışkanlık olmalıdır. Her gün yapılan işler arasında banyo yapma bir başka temizlik uygulamasıdır.
Temizliğin sadece görünür kirlenme olduğunda yapılması yeterli değildir. Örneğin; uykudan uyanınca yüzün yıkanması, çamaşırların değiştirilmesi, gündelik temizlik uygulamalarıdır.
Su ve sabun olmadan temizlikten bahsetmek olası değildir. Gelişmiş toplumlarda kişisel temizlikte en fazla kullanılan malzemelerin başında su ve sabun gelmektedir. Bunun yanı sıra banyo süngerleri, lifleri, diş fırçaları, el ve ayak temizliği ile vücut temizliğinde kullanılan fırçalar, tırnak makası ilk akla gelen temizlik araçlarıdır. Bunların tümü başkalarıyla paylaşılmaması gereken, kişisel temizlik araçlarıdır.
Başta kişinin kendi sağlığı olmak üzere, başkalarının da sağlığını korumanın en önemli aracı temizliktir. Sadece beden temizliği değil, kullanılan her şeyi ve her ortamı temiz tutmak da temiz olmanın gereğidir.
B- CİLT TEMİZLİĞİ
Vücuda ait kişisel temizlik ile pek çok hastalığın önüne geçilmektedir. Birkaç örnek vermek gerekirse; ishalli hastalıklar, soğuk algınlıkları, cildin mikrobik hastalıkları, cildin mantar, uyuz ve bitlenme gibi parazitlerle oluşan hastalıkları ve bazı allerjik hastalıklar sayılabilir. Uygun vücut temizliği bir çok deri sorununu ve hastalığını önleyici ve ortadan kaldırıcı bir önlemdir.
Kişisel temizlik alışkanlıklarının önlediği diğer bir sorun vücut kokusudur. Vücut kokusu vücut yüzeyinde bulunan mikropların (bakterilerin) teri parçalamasına bağlı olarak meydana gelmektedir. Koku meydana getiren vücut bölgeleri öncelikle ayaklar, kıl köklerinin yoğun olduğu kasık ve koltuk altlarıdır. Her gün banyo yapılamadığı durumlarda koltuk altı önce sabunlu bir bezle, sonra su ile iyice silinmeli ve temizlenmelidir. Deri üzerine daha sonra bir deodorant veya ter önleyici uygulanabilir. Deodorantlar kokuyu sadece maskelerler. Bu nedenle temizlik aracı olarak değil, geçici bir uygulama olarak değerlendirilmelidirler. Giysilere sinen ter kokusu, beden temizliği yapılsa bile, aynı giysinin temizlenmeden tekrar kullanılması halinde kalıcı olur. Özellikle sık yıkanmayan kalın kazaklar kullanılırken bu nedenle özen gösterilmelidir. Vücudun terleme oranının artması kokunun da artması anlamına gelecektir. Ancak insan bir süre sonra kendi kokusuna duyarsızlaşır. Yoğun bedensel çalışma vücuttan çıkan ter miktarının artmasına neden olmaktadır. Bedensel etkinliği fazla olmadığı halde, bazı bireylerin ter bezi salgısı fazla olabilir. Bu durum ergenlik ve menapoz durumlarında özellikle ortaya çıkabilir.
C- SAÇ TEMİZLİĞİ VE BAKIMI
Saçlar da baş derisinde bulunan kıl köklerinden uzayarak büyüyen kıllardır. Kıl köklerindeki bezlerden salgılanan maddeler yağlı yapıdadır.
Sağlıklı saçlara sahip olmak için düzenli biçimde yıkanmak gerekmektedir. Saçların fırçalanması dökülen saçlar, kir ve tozları uzaklaştırıcı işlev görmektedir. Normal bir saçın haftada en az bir ya da iki kez yıkanması gerekmektedir. Yağlı saçlar ise daha sık yıkanmalıdır. Saçlar temiz su ile iyice durulandıktan sonra kurutulmadan önce nazik bir biçimde taranmalıdır. Saçların kurulanmasında yumuşak bir havlu kullanılmalıdır. Kurulama işlemi de yumuşak olmalıdır. Eğer sert bir havlu kullanılır ya da çok şiddetli ovulursa saçların uçları çatallanabilir. Saçlar elektrikli kurutucularla kurutulabilir. Ancak kurutucunun saça çok yakın tutulmaması gerekmektedir. Bu durumda saçlı deri ve saçlar fazla sıcaktan olumsuz etkilenebilirler.
Saçların yıkanması için kullanılan sabunların ve şampuanların esasını kolay çözünebilir özellikteki yağ eritici bir madde oluşturur. Şampuanlara ayrıca koku, renk ve yoğunlaştırıcı maddeler eklenir. Bu ek maddeler saçlı deride tahrişe yol açabilirler. Piyasada bulunan şampuanlarda kullanılan bazı maddeler allerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle şampuan seçiminde, niteliği bilinmeyen maddelerden kaçınılmalıdır.
Saç diplerinde kepek varsa, sık sık çok sıcak olmayan su ve sabunla yıkamak yararlı olabilir. Saçlar bol su ile iyice durulandıktan sonra da kepeklenme önlenemiyorsa bir sağlık kuruluşuna danışılmalıdır. Hekim önerisi dışında saçlar için yararlı olduğu ileri sürülen maddeler güvenli olmayabilirler. Saç temizliğinde kişisel olarak kullanılan fırça ve taraklar sık aralıklarla sıcak sabunlu su ile yıkanmalı ve durulanmalıdır. Sağlık yararı dışında saçların temizlik ve düzeni, insanlar arasındaki ilişkilerde ve kendini iyi hissetmede etkisi olan olumlu dış görünüş açısından da önemlidir.
D- YÜZ, GÖZ VE KULAK TEMİZLİĞİ
Her sabah yataktan kalkıldığında su ile yüzün yıkanması gerekmektedir. Gece uykudan önce, yüzün sabunla yıkanarak temizlenmesi yüz derisi üzerindeki günün kirini arındırır. Cildin doğal kimyasal yapısına uygun sabunlar yüz temizliği için tercih edilmelidir.
Çoğu zaman görme keskinliğinin kaybedildiği farkedilmeyebilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla göz muayenesi yaptırılmalıdır. Görme bozukluğu olanların gözlük yerine kontakt lens kullanması oldukça yaygındır. Bazı kişiler sadece göz rengini değiştirmek için estetik amaçlı kontakt lens kullanırlar. Kontakt lens kullanımında temizlik çok büyük önem taşımaktadır. Bu temizliğe ilk gün nasıl uyuluyorsa kontakt lens kullanıldığı sürece de aynı titizlikle uyulması gerekmektedir.
Bazen güzelliği daha belirgin hale getirmek için başta göz çevresi ve kirpikler olmak üzere makyaj amacıyla yüze sürülen çeşitli maddeler kullanmaktadır. Öncelikle bu maddelerin kaliteli olması çok önemlidir. Buna rağmen göz çevresinde ve yüzde mikrobik ya da allerjik sorunlarla karşılaşılabilir. Makyaj yapılıyorsa her akşam yatmadan önce muhakkak göz çevresinde ve yüzde kullanılan makyaj artıkları uygun krem ve solüsyonlar kullanılarak ya da su ve sabunla temizlenmelidir. Makyaj temizliğinde kullanılan malzemelerin niteliği de en az makyaj malzemeleri kadar önemlidir. Bu tür malzemeler yeterince kaliteli olmadığında cildin yıpranmasına, sivilce ve siyah noktaların oluşmasına hatta lekelenmelere yol açabilir.
Kulak temizliğinde kulak arkasının temizliği unutulmamalıdır. Kulak içine herhangi bir cisim sokulmamalıdır. Dış kulak yolunun zedelenmesi tehlikeli iltihaplanmalara neden olabilir.
Kulağa küpe takarken bunun kulakta allerji yapabileceği bilinmelidir. Bu nedenle kullanılacak küpelerin allerji yapma özelliği çok az olan altın ya da gümüşten yapılanları tercih edilmelidir.
Klipsi olmayan küpe kullananlar kulak memesinde delik açtırmaktadırlar. Bu deliği açarken kullanılan delici aracın ve peşi sıra takılan ip ya da halkanın mutlaka mikropsuz olması gerekir. Aksi takdirde kulak memesinde çok tehlikeli durumlara yol açabilecek iltihaplanmalar görülebilir. Ayrıca kulak memesine delik açılırken tek kullanımlık aletler kullanılmadığı taktirde bugün için çok yaygın hale gelmiş kan yolu ile bulaşabilen sarılık (hepatit B), AIDS (HIV) gibi, mikropların yol açtığı hastalıklara yakalanma tehlikesi vardır. Doğal olarak bu riskler kulak gibi vücudun başka yerlerine de takılan cildi delici takıların ve işlemlerin (dövme gibi) tümü için geçerlidir.
E- AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI
Diş ve diş eti hastalıkları ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık sorunları arasındadır. Ancak hayatı doğrudan tehdit etmediği için gereken önem verilmemektedir.
Ağız sindirim kanalının girişidir. Ağızdaki olumsuzluklar diş sağlığının bozulmasına, sindirimin olumsuz etkilenmesine yol açar. Ağızla aldığımız yiyecekler çiğnenip, tükürükle karıştırılarak yutulmaya ve sindirime hazır hale getirilirler. Ağız aynı zamanda konuşmaya yardım eder. Tat alma organı olan dilin; çiğneme, yutma, konuşma gibi çok önemli yan görevleri de bulunmaktadır.
Dişlerin besinlerin parçalanması, öğütülmesi görevlerinin yanı sıra konuşmada ve görünümümüzde önemli etkileri vardır. Dişleri eksilmiş kişilerin bazı sesleri çıkarabilmeleri zorlaşır, çiğnemede ve/veya ısırmada da zorluk olur. Dişlerin gelişim süreci içerisinde ilk çıkan süt dişleri, daha sonra yerlerini kalıcı dişlere bırakır.
Ağız ve diş sağlığında en önemli iki hastalık diş çürükleri ve diş eti iltihaplanmalarıdır. Diş eti hastalıkları kimi zaman diş yuvasının bulunduğu çene kemiğinin erimesine kadar ilerleyen bir etki yapabilir. Diş sağlığının bozulması vücuttaki diğer organları da etkileyebilir. Dişler neredeyse bütün sistemleri olumsuz etkileyen sürekli enfeksiyon odağı haline gelebilir ve kalp, böbrek, eklemler vb. yapılarda önemli sağlık sorunlarına yol açabilen enfeksiyonlara kaynaklık edebilir.
Ağızda ve dişlerde yapısal ve işlevsel herhangi bir bozukluğun olmaması, ağız ve dişlerin görevlerini tam olarak yapabilmeleri durumu "ağız ve diş sağlığı"nın varlığını gösterir.
1. Diş Çürümesi
Diş çürüklerinin oluşmasında üç temel etmen bulunmaktadır: Duyarlı bir diş yüzeyi, mikroorganizmalar için elverişli yiyecek artıkları, bunların parçalanmasına ve asit oluşumuna yol açacak mikroorganizmaların varlığı. Besinler içinde diş çürümesine en çok neden olanlar karbonhidratlar, yani kabaca, şekerli gıdalardır.
Dişler düzenli olarak fırçalanır ve bakımlarına özen gösterilirse, mikroplar onlara zarar veremezler. Diş çürüğü, dişte oyuklar yaparak dişin yapısını bozan ve kendi kendine iyileşmeyen bir hastalıktır.
Dişler iyi temizlenmeyecek olursa, üzerinde besin artıkları ve mikroplar birikir. Ağız içerisindeki bakteriler yiyecek artıklarındaki şekerli maddeleri kullanarak onu saydam, yapışkan bir madde haline getirir ve dişler üzerine yapışmasını sağlar. Bu birikintilere plak denir. Bu plaklar bakterilerin diş üzerinde tutunmalarını da kolaylaştırırlar. Besinlerin tatlandırılması için kullanılan şekerli maddelerin içinde bulunan asit, dişlere zarar verebilir, ancak bakterilerin kendileri de asit oluşturabilmektedir. Asit diş minesinin erimesine neden olur. Böylece oluşan erime bölgelerinden giren mikroplar kolayca alttaki yumuşak dokuya ulaşabilirler.
Asitler dişin koruyucu tabakası olan diş minesi üzerinde küçük delikçikler oluşturur. Bu delikler giderek genişler ve küçük oyuklar haline gelir. Diş minesinin erimesinden sonra çürük hızla ilerler, alttaki tabakada geniş ve derin bir oyuk meydana getirir. Diş çürüğü diş özüne doğru ilerledikçe dişler ağrımaya başlar. Çürük daha da ilerlerse diş özü bölgesinde ve çene kemiği içerisinde cerahat oluşmaya ve birikmeye başlar. Buna diş apsesi denir. Eğer diş hekimi tarafından daha başlangıcında tedavi edilmeyecek olursa çürük diş için daha zor, karmaşık ve pahalı tedaviler gerekebilir. Diş plağı, diş etlerinin önemli hastalık nedenlerinden biridir. Yemeklerden sonra dişlerin fırçalanması ve diş ipi kullanarak yemek artıklarının çıkarılması dişlerin çürümesini, diş eti hastalıklarının oluşumunu ve ilerlemesini önler.
Dişlerin ağrımaması sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Diş ağrısının olması için diş çürüğünün çok ilerlemiş olması gerekir. Diş çürüklerinin tedavi edilebilir dönemde belirlenmesi için ağrı oluşmasını beklemeden senede en az iki kez diş hekimine giderek dişlerin muayene ettirilmesi gerekir. Diş hekimleri gerektiğinde dişlerin filmini çekerek gözle görünmeyen diş oyuklarını da belirleyebilirler.
Diş çürüklerinin erken dönemde tanınması dişlerin kaybedilmesini engelleyebilir veya en azından geciktirebilir. Bu hem sağlık açısından, hem de sosyal ve ekonomik açıdan önemli katkılar sağlar. Ağza takma diş takılmasına olan ihtiyacı azaltır. Hiçbir şey kendi doğal dişlerimizin yerini tutamaz. Kalıcı dişlerin erken dökülmesi beslenme sorunlarına neden olur. Doğal dişlerin uzun süre dayanmasında ağız ve diş bakımının önemi çok büyüktür.
Diş sağlığı açısından sularla aldığımız flor da çok önemlidir. Sularında flor eksikliği olan yerleşim yerlerinde diş çürüklerinin oranı çok artar. Bu nedenle florla ilgili olarak sağlık kuruluşlarının önerilerine uyulmalıdır.
2. Diş Eti Hastalıkları
Dişin diş eti dışında görünen bölümü diş minesi denilen sert bir tabaka ile kaplanmıştır. Bunun altında daha yumuşak bir yapı vardır. En içte ise diş özü vardır. Burada bol miktarda damar ve sinir bulunur. Diş gövdesi diş etine ve onun altındaki kemiğe girdiği bölümde daralır. Bu bölüme dişin boyun bölümü denir. Çene kemiği içinde kalan bölümüne ise dişin kök bölümü adı verilir. Diş kökü diş yuvasında çene kemiğine özel doku uzantıları ile sıkıca bağlanmıştır. Diş eti hastalıkları, diş çürükleri ağız kokusuna neden olabilir. Ağız kokusu olduğunda nedeni araştırılmalıdır.
Diş eti hastalıkları en önemli diş sağlığı sorunları arasındadır. Ağız hijyeninin bozukluğu ile yakından ilişkilidir. Başlangıç döneminden itibaren diş etleri kolay kanar. Diş eti kanamalarında diş hekimi muayenesi zorunludur. Diş etleri, diş yuvaları ve ağız tabanındaki iltihaplanmalar genel olarak diş eti hastalığı olarak bilinmektedir. Diş üzerindeki plaklar bunun en önemli nedenidir. Tedavi edilmeyen diş eti iltihapları çene kemiğinin de iltihaplanmasına ve zarar görmesine yol açabilir.
Diş çürüğü, diş eti hastalıkları, sinüzit, bademcik iltihabı, solunum sistemi hastalıkları, sindirim sorunları, ağız bakım yetersizliği ağız kokusuna neden olabilir. Bu hal, sosyal ilişkileri de etkiler. Bazı metabolizma hastalıkları da ağızda kendine özgü kokular yapabilir.
2. Tuvalet Sonrası Beden Temizliği
Sağlıklı bir insanda idrar mikrop içermez, ancak dışkının her milimetre küpünde milyonlarca bakteri bulunur. Bunlar bağırsaklarımızdan atılmış olmasına rağmen, herhangi bir yolla tekrar vücudumuzun iç ortamına bulaştıklarında hastalığa neden olurlar. Bu nedenle özellikle dışkılama sonrası temizliğin özenle yapılması çok önemlidir. Dışkılama sonrası temizlik, daha önce de belirtildiği gibi idrar çıkışı açıklığına ve kadınlarda vajina girişine mikrop bulaştırmamak için mutlaka önden arkaya doğru yapılmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken diğer noktaysa, dışkılama sonrası temizlik yapılırken ellere mikrop bulaştırılmamasıdır. Dışkılama sonrası temizlikte doğrudan eller kullanıldığında kirlilik öyle artmaktadır ki etkili yıkama ile dahi eller tam olarak temizlenmemektedir. Bu nedenle dışkılama sonrasında ilk temizliğin, gözle görünür bir kirlilik kalmayıncaya kadar yinelenerek her seferinde kuru temiz tuvalet kağıdıyla, daha sonra yine el değdirilmeden fışkıran suyla ya da ıslatılmış kağıtla yapılması ve bölgenin tuvalet kağıdı ile kurulanarak temizliğin bitirilmesi en uygunudur. Bu işlem bittiğinde eller mutlaka aşağıda el temizliğinde anlatılan şekilde etkili bir biçimde yıkanmalıdır. Özellikle ellerde istenmeyen bir bulaşmanın olduğu durumlarda kullanılan musluk, sifon ya da kapı kolu ve benzeri bir yüzeye dokunmak gerekiyorsa, buralara doğrudan temas yerine tuvalet kağıdı kullanarak dokunmak, tuvalet kağıdının ruloda kalan bölümünü kirletmemek, hem daha sonra kendimizi hem de birlikte ortamı paylaştığımız insanları, dışkı ile bulaştırmamak açısından önemlidir.
H- EL VE TIRNAK TEMİZLİĞİ VE BAKIMI
Günlük yaşamda en fazla kirlenen organların başında eller gelmektedir. Kirli yüzeylere sürtünen ve dokunan ellerin yıkanmadıkları sürece birer mikrop barınağı olmaya başladığı bilinmelidir. Bu nedenle ellerin düzenli olarak yıkanması gerekmektedir. Olanak bulunan her ortamda eller akar su altında sabunla, el sırtı, avuç içi ve parmak araları köpüklerle kaplanıp 15 saniye ovuşturularak (yavaşça 15'e kadar sayarak bu süre belirlenebilir) yıkanmalı, durulanmalı, başkası tarafından kullanılmamış havlu, kağıt havlu ya da kağıt mendille kurulanmalıdır. Kurulama olanağı yoksa elleri bir yere sürmek yerine havada kendiliğinden kurumasını sağlamak en doğru davranıştır. Tırnakların kesilmiş, varsa ojenin eskimemiş olması el temizliği için ön koşuldur. Su ve sabun bulunmayan yerlerde el temizliği hazır ıslak temizlik mendiliyle yapılabilir.
Eller ne zaman yıkanmalıdır?
- yemeklerden önce ve sonra
- yemek hazırlamadan önce ve sonra
- diş, ağız, yüz, göz temizliği yapmadan önce
- tuvalet gereksiniminin giderilmesinden önce ve sonra
- kirli, tozlu bir işi tamamladıktan sonra
- dışarıdan eve ve işe geldikten sonra
- hasta olan bir yakınımızı ziyaretten sonra
- yukarıdakilere uyan hiçbir iş yapılmasa dahi gün içinde çeşitli saatlerde (her zaman temiz görünecek şekilde)
Tırnağın etten ayrıldıktan sonraki bölümünün altında kir ve yağ kolayca birikir. Ayrıca burada mikroplar barınabilir, bağırsak parazitlerinin yumurtaları da bulunabilir. Tırnakların düzenli kesilmesi, banyo yaparken de tırnak fırçası ile fırçalanarak temizlenmesi gerekir. Tırnak yemek, bu nedenle de sağlığa zararlı bir alışkanlıktır.
El tırnakları yarım ay biçiminde, ayak tırnakları ise düz olarak kesilir. Ayak tırnaklarının yarım ay biçiminde kesilmesi tırnak batmalarına neden olabilir.
I- AYAK TEMİZLİĞİ
Ayaklar her gün çorap ve ayakkabı içerisinde terlediğinden düzenli olarak yıkanmalıdırlar. Yıkanma işlemi yapılmaz ise çevreyi rahatsız edecek kokular, daha sonra da ayak sağlığını bozabilecek nasır gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayaklar düzenli olarak yıkanmalı, her yıkamadan sonra parmak araları havlu hatta saç kurutma aracı ile iyice kurutularak mantar enfeksiyonları için ortam oluşması önlenmelidir. Ayak havluları ellerin kurulanmasında kullanılmamalıdır.
Ayak sağlığı ve temizliği için kullanılan çorap ve ayakkabı da önemlidir. Özellikle çorapların pamuklu olması ayak sağlığı için tercih nedenidir. Çorapların temiz olması ve günlük olarak değiştirilmesi gerekmektedir.
J- BANYO YAPMA
Mümkün olduğunca sık yıkanmak gerekir. Özellikle deri yüzeyinde bulunan mikropların, yığılan kirlerin, ter ve diğer bileşiklerin uzaklaştırılması ve dökülen yüzeysel hücrelerin atılması için de bu uygulama gereklidir.
Yıkanma, su ve sabun kullanarak derinin ovulması ve kirin akıtılmasıdır. Ter, yağ, diğer deri bezleri salgıları, deri üzerindeki mikroplar, deri döküntüleri, toz, çamur vb. birleşerek kir denilen tabakayı meydana getirir. Kirli ortamda çalışan kişilerde zararlı bir takım maddeler vücuda bulaşabilir. İşte tüm bunların günlük banyo ile hatta gereğinde daha sık banyo ile vücuttan uzaklaştırılması sağlanabilir. Vücuda bulaşan her tür zararlı kimyasal madde banyo ile hemen deriden uzaklaştırılmalıdır.
Yıkanma sırasında yıkanmayı kolaylaştıracak araç ve gereçlerden yararlanılabilir. Lif, kese mekanik etkinliği artırmak için yarar sağlayabilir. Lifler sabunun vücuda daha etkin olarak uygulanmasını sağlamaktadır. Sırt bölgesinin sabunlanmasında uzun saplı banyo fırçalarından yararlanılabilir. Kese geleneksel yıkanma araçlarındandır. Derideki döküntü hücrelerin uzaklaştırılmasına ve bir dereceye kadar deri dolaşımına yardımcı olabilir. Ancak soyucu etki yapacak şiddette kullanılmamalıdır.
Her banyodan sonra iç çamaşırları ve giysiler değiştirilmelidir. Çeşitli nedenlerle banyo yapılamadığı durumlarda da iç çamaşırlarının sık olarak değiştirilmesi gerekmektedir. Spor ve aşırı yorucu işler yaparak fazla terlenildiği durumlarda muhakkak banyo yapılmalı ve iç çamaşırları değiştirilmelidir.
III. ORTAMIN TEMİZLİĞİ VE BAKIMI
Sağlığımız, yaşadığımız ortamın temizliğinden de doğrudan etkilenir. Temizlik işlemleri bilinçli olarak yapılmadığında var olan kirlilik daha geniş yüzeylere yayılabilir. Ancak temizlik elemanları dahi, nasıl temizlik yapılması konusunda bilgi sahibi olmayabilirler.
Ortamın temizliği olabildiğince sık yapılır. Temizlik sırasında başka yerlere ait eşyalar yerlerine götürülüp (dolap içi, başka oda vs.) düzenlenerek ortam hazırlandıktan sonra temizlenmelidir. Yerler ve yüzeyler pürüzsüz olmalıdır. Bu nedenle cila ve boya bakımı en geç iki yılda bir yapılmalıdır.
Tüm mobilya ve malzemeler ortama yerleştirilirken, temizlik için kolaylık sağlama düşüncesiyle, özel ilgi gösterilmelidir. Örneğin; yerinden oynamayacak kadar ağır olan parçaların arkasında ve yanında boşluk bırakılır, jaluzi gibi fazla yüzey içeren ve temizliği zor olan malzeme yerine, olanak varsa yıkanabilen basit gereçler kullanılması yararlıdır.
Kirli zeminleri temizlerken kiri temiz alanlara yaymamak amaç olmalıdır. Temizlik gereçleri temizlenen yüzeylerden her zaman ve kesinlikle daha temiz olmalıdır.
1. Önce görünen kirler temizlenir; ileri temizlik, aşamalı olarak uygun sırayla
gerçekleştirilir.
2. Temizlik sırasında öncelikle sıcak su kullanılır.
3. Temizliği yapılan yüzeyler sonunda kuru olarak bırakılır.
4. Kullanılacak malzeme etkili, kullanım amacına ve standartlara uygun olmalıdır.
A- FARKLI ORTAMLARIN TEMİZLİK ÖZELLİKLERİ
1. Yerler ve Yüzeyler
" Temizlik sırasında olabildiğince çok yüzeye ulaşmak için, hareket edebilen eşyalar yerlerinden oynatılır.
" Vakumlu süpürge ile toz kaldırmadan süpürülür.
" Süpürme sonrası arap sabunlu su ile ıslatılmış paspasla silinir.
" Uzun süre temizlenmemiş, kalıcı kirler bulunan ortamların temizliği özen ister.
Yerlerin önce ıslatılarak, spatula gibi kazıyıcılar yardımıyla, mekanik olarak
temizlenmesi gerekebilir.
" Mobilyaların tozları, nemli bezle silinir. Lekeler varsa, yüzeyi bozmayacak özel
temizleyiciler ya da deterjan kullanılarak temizlenmeli, kuru bez ya da nemli
bezle son bakım yapılmalıdır.
" Fayans yüzeyler her gün arap sabunlu nemli bezle silinir. Sabunsuz bezle
durulanır.
" Camlar, çerçeveler ve kapılar, en geç ayda bir, arap sabunlu su ile ıslatılmış bezle
temizlenir ve sabunsuz bezle durulanır.
" Kapı kolları, banko ya da merdiven kenarı gibi çok kişinin ellerinin değdiği
yüzeyler, önce sıcak su ve arap sabunuyla, daha sonra dezenfektan eklenmiş suyla
silinir.
" Perdeler ve diğer kumaş materyal en geç iki ayda bir çamaşır makinesinde uygun
programla yıkanır ya da gerekirse kuru temizleme yapılır.
" Pano, tablo, ayna, abajur ve radyatör petekleri de temizlenecek yüzeyler
arasındadır ve mobilyalar gibi temizlenir.
" Akıtmayan naylon torbalar ile birlikte kullanılan çöp kovaları, en geç haftada bir,
mekanik temizlik yapıldıktan sonra deterjanlı su ile fırçalanarak temizlenir,
kurulanır.
2. Buzdolapları
" Dış kısmının yüzey olarak temizlenmesi, içinin düzenli kullanılması gereği dışında, otomatik eriticili değilse, buzluğun bakımı düzenli olarak yapılmalı, iç yüzeyleri ve raflar deterjanlı sıcak su ile silinmelidir.
" İçinde yalnızca besinler bulundurulmalıdır.
3. Lavabo ve Tuvaletler
" Önce görünür kirler ıslatılarak temizlik fırçalarının kazıyıcı kenarları da kullanılarak temizlenir.
" Toz ya da sıvı, ovucu bir deterjanla önce fırçalanarak temizlenir ve su ile durulanır.
" Musluk başları da toz ya da ovucu bir deterjanla, başka bir fırça ya da bez kullanılarak temizlenir.
" Sabunlukların dış yüzey temizliği her temizlikte yerine getirilmelidir. Sıvı sabunlar bittiğinde sabunluklar fırçalanarak temizlenip, kurulanmalı ve bu işlemlerden sonra yeniden doldurulmalıdır.
" Evyelerin dışında kalan yer ve yüzeyler yukarıda belirtildiği gibi temizlenir.
" Tuvalet ve lavabo fırçaları ayrı olmalı, başka yüzeylerde kullanılmamalı ve temas ettirilmemelidir
Temizlik sırasında kullanılan malzemeler ve bunların bakımı da özen ister. Temizlik sırasında eldiven kullanmakta yarar vardır. Burada amaç el cildinin korunmasıdır. Eldiven giyilmeden önce eller kurallara uygun olarak yıkanır ve kurulanır. Kirliliğin yayılmasının eldivenler aracılığıyla olabileceği unutulmamalıdır. Atık bulaşmış eldivenler, kendileri de birer bulaştırıcı araç olurlar. Bu nedenle temizlik sırasında eldivenler, faraş ve fırça gibi bir araç kullanmadan doğrudan, atıklarla temas ettirilmemelidir.
Deterjanların doğa kirliliğinde önemli payı olduğu bilinmektedir. Bu nedenle gereksinimi karşılayacak en az miktarda kullanılmasına özen gösterilmelidir. Durulanarak yüzeylerde bulanık görüntü yapmayacak şekilde temizlenirler. Yüzey ve yerlerin kaplamalarına zarar vermeyecek özellikte olanlar kullanılmalıdır. Arap sabunu da sulandırılarak akışkan kıvamda deterjan gibi kullanılabilir. Arap sabunu ile hazırlanmış temizlik suyuna hiç bir zaman çamaşır suyu karıştırılmamalıdır. Karıştırılırsa etkileri azalacağı gibi ortama zehirli gazların çıkmasına neden olunur.
Temizlik bezleri ısıya dayanıklı, tüy bırakmayacak, yumuşak pamuklu kumaşlardan yapılmış sağlam bezler olmalıdır. Kuru ya da nemlendirilmiş olarak, kirlendikçe su ve sabun ya da deterjanla temizlenip durulanarak kullanılır. Yırtılınca yenilenirler. Sıcak su ile yıkanamama özelliği ve gözenekleri nedeniyle çok geniş alan oluşturdukları için temizlenmeleri zor olan plastik süngerler bez yerine kullanılmamalıdır. Görünür biçimde yıprandıklarında yer paspasları yenilenmelidir. Temizlik fırçaları esnek ve hareketli ancak kuvvet uygulayacak kadar sağlam ve ısıya dayanıklı olmalıdır. Bu özellikleri bozulduğunda kullanılmayıp yenilenmelidir.
B- YİYECEK VE İÇECEKLERİN TEMİZLİĞİ
Yiyecek ve içecekler hastalık yapıcı mikroplarla bulaşmamış olmalıdır. Denetlenmiş, kapalı kaynak suları en emin temiz içme suyudur. Açık su kullanmak güvenli değildir. Böyle sular, kaynama başladıktan sonra en az üç dakika daha kaynatılıp soğutulur ve bu sayede temiz olarak içilebilir.
Anne sütü mikropsuz olduğundan ilk altı ay yalnızca emzirilerek beslenen bebekler bu açıdan en güvenli durumda olanlardır. Emzirdikçe süt oluştuğundan, anneler sık emzirerek süt miktarını artırabilirler. Biberon kullanma hem emzirme üzerine olumsuz etkisi olduğundan hem de temizlenme zorluğu nedeniyle mikroplar için uygun ortam oluşturur. Gerektiğinde, bebek beslenmesinde biberon yerine kaşık ya da küçük bardak kullanılmalıdır.
Besin maddelerinde bulunan çok sayıda mikroorganizma, mutfak temizliğinin önemini artırır. Bu nedenle ayrıca özen ister. Gerekli malzemelerin satın alınması ile yemeklerin sunulması arasında, depolama, hazırlama, pişirme, bekletmeden, servis sonrası temizlik ve bakıma kadar tüm iş akışı mutfakta sağlıklı ortam oluşturmada ayrı ayrı önem taşır. Mutfaktaki sıcak ve nemli ortamda bulunan bakterilerin sayısı her 20 dakikada iki katına çıkabilir ve bir tek bakteri 10 saatte 1 milyar olacak şekilde üreyebilir.
Mutfakta alınması gereken sağlık önlemleri içinde, yiyecek maddelerinin gördüğü işlemler özel bir önem taşırsa da, mutfaktaki tüm malzemelerle yüzeyler ve zeminin temizliği en az diğer önlemler kadar önemlidir.
Mutfakta çalışanların elleri, diğer vücut yüzeyleri, ağızları, burunları, dışkı ve giysileri aracılığıyla yiyeceklere mikroplar bulaşabilir.
Mutfakta iş yapanlar ellerini önceden etkili şekilde yıkamalı, ellerinde kesik ve yara bandı olanlar yiyecek hazırlamamalı, yemek hazırlama sırasında sigara içmemeli, saçlar ve buruna temas etmemeli, yemeklerin tadına bakılması gerektiğinde temiz bir kaşık kullanıp sonra hemen yıkamalıdır.
C- BESİNLERLE İLGİLİ HİJYEN KURALLARI
Besinler alındıktan sonra bekletilmeden buzdolabı ya da dolaplara kaldırılır. Son kullanma tarihleri geçmeden kullanılır. Kırık, çatlak ve kirli yumurtalar alınmaz. Zedelenmemiş ve beresiz alınmış sebze ve meyvalardaki toz, toprak, ilaç kalıntıları temiz bol akar suda yıkanır. Sebzelerin hazırlandığı tezgah diğerlerinden ayrıdır.
Dondurulmuş besinler sıcak ortamda değil buz dolabında çözülür, çözüldükten sonra tekrar dondurulmaz. Dondurulmalarına rağmen gıdalarda çürüme bir ölçüde devam eder. Çözme işlemi sırasında bu süreç hızlanır ve oda ısısında uzun sürede çözülen gıdalar kolaylıkla bozulabilir. Özellikle et, kıyma gibi yiyecekler mikropların üremesi için ideal ortamı oluşturur. Bazı buzluk ve derin dondurucuların kapaklarında gıdaların en fazla ne kadar süreyle saklanabileceğine ilişkin bilgi vardır. Gıdaların saklanmasında buna dikkat edilmeli aynı türden gıdaların eski ve yeni üretilmişleri aynı ortamda saklandığında önce eskilerinin tüketilmesine özen gösterilmelidir.
Besin hazırlama alanlarının temizliği besinler kaldırıldıktan sonra yapılır. Özellikle et suları ya da her çeşit etten yapılmış gıdalarla bulaşmış yüzey, alet ve malzemelerin temizliği çok önemlidir. Bu tür yüzey ve malzemeler iş biter bitmez, hemen soğuk suyla akıtılmalı, sonra da yüksek ısıda su ve deterjan kullanılarak temizlenmelidir. Yüzey temizliği için çamaşır suyu da kullanılabilir.
D- MUTFAKLA İLGİLİ HİJYEN KURALLARI
Kullanılan malzemelerin yüzey özellikleri, kalitesi, mutfağın yerleşme planı kuralların uygulanmasını kolaylaştırır şekilde olmalıdır. Yabancı parçalar, cam kırıkları, kırık araç gereç, tezgahlardaki çentik ve bütünlüğünü bozan her tür zedelenme ve kırılma temizlik açısından risk oluşturur.
Mutfakta yiyecek malzemesi kabul yeri, yiyeceklerin işlem gördüğü bölüm, artık ve bulaşıkların bulunduğu alanlar ve temiz kapların muhafaza olduğu yerler birbirinden ayrı olur.
Yerlere dökülen yiyecek maddeleri hemen kaldırılır ve zemin temizlenir.
Yemek kapları yıkanmadan önce, yemek artıklarının temizlenmeleri gerekir. Spatula, bulaşık telleri ve fırçalar bu işlem için kullanılacak araçlardır. Su ile durulama kirleri daha da azaltır. Tabakların makineye uygun şekilde yerleştirilmesi yıkamanın etkililiği için, yıkama işlemine kadar makinenin kapalı tutulması ise ortamın temizliğinin korunması için önemlidir. Bulaşıkların bir yerden bir yere taşınması ve yıkanmak için açıkta bekletilmesi mikropların bulaşmasını ve çoğalmasını artıran bir durumdur.
Bulaşık makinesi fırın ve ocakların temizliği, geniş yüzeyleri ve yiyecek artıkları ile temasları nedeniyle özellik taşır. Mekanik temizlikleri yiyecekler kurumadan spatula ve fırça ile yapılır. Başarı sağlanamayan durumlarda 1/50 konsantrasyonda sulandırılmış çamaşır suyu ile yüzey uygunsa göllenme yapılarak, değilse silinerek yiyecekler uzaklaştırılır.
Yer temizliğinde kullanılan araçlar, tezgah gibi çalışma zemini temizliğinde kesinlikle kullanılmazlar.
E- ATIKLAR
Çöpler ve diğer insan atıkları her zaman mikrop ve parazit yumurtası barındırır. Yemek ve bulaşık atıkları ıslak, dolayısıyla mikropların çok sevdikleri ortamlardır. Mikroplar genellikle bir aracı olmaksızın başkalarına geçip salgın hastalık yapmazlar. Atıkların üzerlerinde var olan ve üreyen mikroplar suya, ellere, dolayısıyla yiyeceklere geçerek hastalıklara neden olurlar. Bu nedenle el yıkama ile birlikte su ve besin temizliğinin yanı sıra çöplerin ve insan atıklarının uygun şekilde yok edilmesi de bulaşıcı pek çok hastalığa yakalanmamak için gereklidir.
Ev atıklarını toplarken yiyecek atıklarıyla diğerlerini ayrı ayrı biriktirmek ve toplanma yerlerine götürmek en doğrusudur. Bu sayede dönüştürülebilir olanlar kolayca değerlendirilebilir. Çöp torbalarının sokak hayvanları tarafından parçalanması da önlenebilir. Çöp toplamanın sorun olduğu yerlerde yiyecek atıkları hayvan yiyeceği olarak ya da gömülerek yok edilebilir. Temiz boş naylon torbaların başka kullanım için saklanması, temiz olmayanların atılmadan önce katlanıp, düğümlenmesi uçuşan çöpleri azaltacaktır. Çocuk bezleri ve kadın bağları da naylon torbaların içinde, sıkıştırılıp ağzı düğümlenerek atılmalıdır. Kağıt atık, kutu ve konserve kaplarını atmadan önce düzleştirip sıkıştırarak, pet şişeleri küçülterek çöp yığınları kat kat azaltılabilir. Böylece mikrop, parazit, böcek ve kemiriciler tarafından çoğalmak için kullanılacak hacim ve yüzeyler de azaltılmış olur. Çöplerin toplanması için hazırlanmış yerler dışında bir yere kesinlikle çöp bırakmamak, yakında böyle yerler yoksa yiyecek atıklarını torbalara koymadan gömmek, diğerlerini uzakta da olsa var olan yere taşımak çöplerin istenmeyen etkilerinden korunmak için en uygun davranıştır.
Yüzey azaltma tüm haşere mücadelesinin esasıdır. Eskimiş yüzeylerde oluşan gözenek, delik ve çatlaklar haşeratın yerleşerek çoğalması için uygun ortam oluşturur. Bu nedenle yaşadığımız ortamların düzenli bakımını yapmak her tür haşeratla mücadele için ilaçlamadan daha sağlıklı ve güvenli bir yoldur.
BULAŞICI HASTALIKLARI ÖNLEMEK İÇİN
Toplu kullanım yerlerinde hijyene oldukça fazla önem verilmesi hastalığın yayılmasını en aza indirir. Eller yıkanmadan asla beslenme yapılmamalıdır. Sokakta satılan yiyeceklerden uzak durulmalı. Ortak kullanılan tuvaletleri en az kullanmaya özen göstermeliyiz. Çocuklarımıza okul ve benzeri yerlerde kendisini koruyabilmesi için el sabunlama alışkanlığı kazandırılmalı, çocuğa bu işlem eğlenceli bir oyun gibi algılamasını sağlamalıyız.
Tarihi geçmiş, delik, yırtık, içerisinde yabancı cisim bulduğumuz herhangi bir ürünü kullanmayınız. Paket reçel, ayran, tereyağ gibi küçük numunelerin aliminyum kısmında bir bombe olup olmadığına dikkat ediniz. Bozulmaya başlayan bu hazır ürünler içerisindeki asit miktarını artırarak aliminyumu dışarıya doğru bombeleştirebilirler.
Bilmediğiniz ya da güvenli olduğuna emin olmadığınız süt ve süt ürünlerini tüketmeyiniz. Mümkünse güvenilir markaların pastörize ürünlerini tercih ediniz. Açık süt kullanıyorsanız oldukça iyi kaynatınız.
Sebze ve meyvelerinizi asla yıkamadan yemeğiniz. Bol su ile avuşturarak en ince ayrıntısına kadar sebzelerinizi yıkayınız.
Et, süt yumurta gibi hayvansal ürünleri buzdolabında saklayınız. Dışarıda bekleyen süt ve süt ürünleri, et, tazeliğine emin olmadığınız yumurta gibi besinleri almayınız.
SOLUNUM YOLUYLA BULAŞAN HASTALIKLAR BUNLAR GRİP, KIZAMIK, KABAKULAK, SU ÇİÇEĞİ, KIZIL, BOGMACA, DİFTERİ, TÜBERKÜLOZ, MENENJİT GİBİ HASTALIKLAR OLUP CAMLILAR ARASINDA SOLUNUM YOLUYLA BULAŞARAK SALGINLAR OLUŞTURABİLİR. 1-) GRİP (İNFLUENZA PAÇAVRA HASTALIĞI, EPİDEMİK İNFLUENZA) BELİRTİLERİ : ANİ BAŞLAYAN YÜKSEK ATEŞ , ÜŞÜME , BAŞ AĞRISI, KAS AĞRISI VE HALSİZLİKLE KARAKTERİZE BİR ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONUDUR. ETKEN : İNFLUENZA VİRÜSÜDÜR. VİRÜS DIŞ ETKENLERE, GÜNEŞE VE ULTRAVİOLEYE KARŞI DİRENÇSİZDİR. ENFEKSİYONA YAKALANANLARDA YAŞ, CİNS FARKI YOKTUR. YAŞLI KİMSELERDE, KRONİK AKCİĞER, KALP, BÖBREK VE METABOLİK HASTALIĞI OLANLARDA AĞIR SEYREDER. BULAŞMA: HASTA KİŞİLERİN BURUN-BOGAZ İFRAZI İLE DOĞRUDAN VEYA TAZE KONTAMİNE OLMUŞ EŞYALARLA DOLAYLI SOLUNUM YOLUYLA BULAŞIR. KULUÇKA DÖNEMİ: 12-24 SAATTİR. TEDAVİ: KOMPLİKASYONSUZ GRİP İÇİN SPESİFİK BİR TEDAVİ YOKTUR. TEDAVİ SEMPTOMATİK OLUP SEDASYONLU ÖKSÜRÜK ŞURUPLARI, ANELJEZİK VE ANTİPRETİK KULLANILIR. BAZENDE ANTİBİYOTİKTE KULLANILABİLİR. KORUNMA: HASTALIKTAN KORUNMAK İÇİN GRİP AŞISINDAN FAYDALANILIR._________________Yarın her şey için çok geç olabilir! Bugün, Zamanı durdurun! Farkına vararak hayatın, yaşamınızdaki en uzun cümlelerini kurun
2-) KIZAMIK (Measles, rubeola) ATEŞ, KORİZA, KONJUKTİVİT, ÖKSÜRÜK, AĞIZ MUKOZASINDA AZI DİŞLERİ HİZASINDA KOPLİK LEKELERİ VE BUNU İZLEYEN 4. GÜNDE GÖRÜLEN DÖKÜNTÜLERLE KARAKTERİZE OLDUKÇA BULAŞICI VİRAL BİR HASTALIKTIR. ETKEN: KIZAMIK VİRÜSÜDÜR. DIŞ ETKENLERE VE ANTİSEPTİĞE KARŞI DAYANIKSIZDIR. KULUÇKA DÖNEMİ: 10-12 GÜNDÜR. BELİRTİ VE BULGULAR: HASTALIK BELİRTİLERİ 2 DÖNEM GÖSTERİR A-) PRODROMAL DÖNEM B-)DÖKÜNTÜ DÖNEMİ A-) PRODROMAL DÖNEM: KULUÇKA DÖNEMİ SONRASI ATEŞ VE HALSİZLİKLE BAŞLAR VE 24 SAAT İÇİNDE VE DÖKÜNTÜ BAŞLAYINCAYA KADAR, NEZLE HALİ, GÖZDE YAŞARMA, GÖZ KAPAKLARINDA KIZARIKLIK, ÖKSÜRÜK ( KURU VE İNATÇI)VE KOPLİK LEKELERİNİN GÖRÜLDÜĞÜ DÖNEMDİR. B-) DÖKÜNTÜ DÖNEMİ: 3-4 GÜN SÜREN PRODROMAL DÖNEMİN ARDINDAN MAKÜLOPOPÜLER, BASMAKLA KAYBOLMAYAN DÖKÜNTÜLER BAŞLAR. DÖKÜNTÜ SAÇLI DERİ İLE SAÇSIZ DERİNİN BİRLEŞTİĞİ YERDEN KULAKLARIN ARKASINDAN BAŞLAR2-3 GÜN İÇERİSİNDE YÜZE VE VUCUTUN TÜMÜNE YAYILIR. DÖKÜNTÜNÜN EN FAZLA OLDUĞU DÖNEMDE ATEŞ EN YÜKSEKTİR. 3-4 GÜN SONRA DÖKÜNTÜLER SÖNER TEDAVİ: TAMAMEN SEMPTOMATİKTİR. ATEŞ DÜŞÜP ÖKSÜRÜK AZALINCAYA KADAR HASTA DİNLENDİRİLİR. KORUNMA: BÜTÜN ÇOCUKLAR AŞILANARAK AKTİF BAĞIŞIKLIK KAZANDIRILIR._________________Yarın her şey için çok geç olabilir! Bugün, Zamanı durdurun! Farkına vararak hayatın, yaşamınızdaki en uzun cümlelerini kurun
3-) KABAKULAK ( Parotis epidemica, Mumps ) KABAKULAK EN SIK OLARAK PAROTİS (TÜKRÜK BEZİ ) BAZENDE DİĞER DIŞ BEZLERİN AĞRILI ŞİŞMESİYLE KARAKTERİZE AKUT BİR VİRÜS HASTALIĞIDIR. ETKEN: KABAKULAK VİRÜSÜDÜR. KULUÇKA DÖNEMİ: 14-21 GÜNDÜR. BELİRTİ VE BULGULAR: HASTALIK HAFİF ATEŞ, KIRIKLIK, BOĞAZ AĞRISI VE BAŞ AĞRISI İLE BAŞLAR 12-24 SAAT SÜREN BU DÖNEM SONUNDA TEK TARAFLI VEYA ÇİFT TARAFLI OLARAK PAROTİS BEZLERİ ŞİŞER. ŞİŞLİK YAYĞIN VE SINIRSIZDIR. 4-10 GÜN SÜRER. ATEŞ 39-40 DERECEYE KADAR ÇIKABİLİR. ERGENLİK ÇAGINDAN SONRA KABAKULAK GEÇİRMEK ERKEKLERDE ORŞİT HASTALIĞINA YOL AÇAR VE KISIRLIĞA NEDEN OLABİLİR. BAYANLARDA İSE YUMURLALIKLARIN İLTİHAPLANMASINA YOL AÇABİLİR. KORUNMA: KABAKULAK AŞISI İLE OLUR._________________Yarın her şey için çok geç olabilir! Bugün, Zamanı durdurun! Farkına vararak hayatın, yaşamınızdaki en uzun cümlelerini kurun ! 4-) SU ÇİÇEĞİ ( Varcella, chickerpox ) SU ÇİÇEĞİ JENERALİZE MAKÜLO PAPÜLER-VEZÜKÜLER VE KABUKLANMA GÖSTEREN DÖKÜNTÜLERLE KARAKTERİZEDİR. ETKEN: VANİCELLA-ZOSTER VİRÜSÜDÜR KULUÇKA DÖNEMİ: 14-21 GÜN ARASINDA DEĞİŞİR. BELİRTİ VE BULGULAR: HASTALIK 1-2 GÜN SÜREN HAFİF ATEŞ, HALSİZLİK, KIRGINLIK GİBİ NONSPESİFİK BULGULAR İLE BAŞLAR. BU DÖNEMDEN SONRA GÖVDEDE FAZLA , YÜZ, KOL VE BACAKLARDA DAHA AZ OLMAK ÜZERE KÜÇÜK MAKÜL VE PAPÜL ŞEKLİNDE DÖKÜNTÜLER ORTAYA ÇIKAR VE KISA ZAMANDA VEZİKÜLLEŞİR. DÖKÜNTÜ DÖNEMİ 2-6 GÜNDÜR. EGER DÖKÜNTÜLER ENFEKTE OLMAMIŞ İSE İZ BIRAKMADAN KAYBOLUR. TEDAVİ: SEMPTOMATİKTİR. DÖKÜNTÜLER ENFEKSİYON KAPMIŞSA ANTİBİYORİKTE KULLANILABİLİNİR. KORUNMA: SAĞLIKLI KİŞİLERİN HASTAYLA TEMASI ÖNLENMELİDİR_________________Yarın her şey için çok geç olabilir! Bugün, Zamanı durdurun! Farkına vararak hayatın, yaşamınızdaki en uzun cümlelerini kurun 5-) BOĞMACA (Whopoping cough ) ÖZELLİKLE 2 YAŞINDAN KÇÜK ÇOCUKLARDA TEHLİKELİ OLABİLEN, OLDUKÇA İNTÇI VE SPAZMOTİK ÖKSÜRÜK NÖBETLERİYLE KARAKTERİZE BİR HASTALIKTIR. ETKEN: BARDETELLA PERTUSSİS, GRAM (-), HAREKETSİZ KOKOBASİLİDİR. BULAŞMA: HASTALIK DOĞRUDAN TEMAS VEYA ÖKSÜRÜRKEN ÇIKARILAN DAMLACIKLAR YOLUYLA OLUR. KULUÇKA DÖNEMİ: 5-15 GÜN ARASINDA DEĞİŞİR. BELİRTİ VE BULGULAR: A-) KATARAL VEYA PRODROMAL DÖNEM: 1-2 HAFTA SÜRER ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU VE NEZLE İLE BAŞLAR. B-) PROKSİMAL VEYA KENTÖZ ÖKSÜRÜK DÖNEMİ: 2-6 HAFATA SÜRER. HASTA 5-10-15 VEYA DAHA FAZLA SAYIDA KISA VE KESİK KESİK BOĞULUR GİBİ ÖKSÜRÜR. NÖBET ESNASINDA HASTA KIZARIR, MORARIR, GÖZLER DIŞARI FIRLAR ŞEKİLDEDİR, DİL DIŞARI SARKAR. NÖBETLER GENELLİKLE GECE GELİR. KÜÇÜK ÇOCUKLARDA BOGULMALARA NEDEN OLDUĞU İÇİN ÖLÜMLER GERÇEKLEŞEBİLİR. C-) İYİLEŞME DÖNEMİ: 1-2 HAFTA SÜRER ÖKSÜRÜK AZALIR. HASTA NORMALE DÖNER. TEDAVİ: SPESİFİK TEDAVİ YOKTUR. GENİŞ ETKİLİ ANTİBİYOTİKLER VERİLEREK SEKONDER BİR ENFEKSİYONUN GELİŞMESİ ÖNLENİR. KORUNMA: AŞI İLE YAPILMAKTADIR.DERİ VE MUKOZA YOLUYLA BULAŞAN ENFEKSİYON HASTALIKLARI ENFEKSİYON ETKENİNİN DERİ VE MUKOZA YOLUYLA BULAŞMASI İÇİN DERİ VE MUKOZADA ÇİZİK, KESİK, ÇATLAK VE YARA GİBİ TRAVMATİK DURUMUN YADA ANOTOMİK YAPISAL ÖZELLİK GÖSTEREN BİR GEÇİŞ AÇIKLIĞININ (SEKSÜEL AÇIKLIK GİBİ ) BULUNMASI VE ETKENİN BU GİRİŞ KAPISINDAN YAKIN TEMAS İLE GEÇME OLASILIĞININ OLMASI GEREKİR. 1-) TETENOS (Lockjow, Kazıklı Humma ) TETENOS KİRLİ YARALAR SONUCU ORTAYA ÇIKAN, ETKEN CLOSTRİDİUM TETANİNİN SALGILADIĞI EKZOTOKSİNİN NEDEN OLDUĞU KASILMALAR İLE KARAKTERİZE BİR HASTALIKTIR. ETKEN: CLOSTRİDİUM TETANİ; ANEOROP, SPORLU, İNCE GRAM (+) BİR ÇOMAK BASLİDİR. ISI VE ANTİSEPTİGE OLDUKÇA DİRENÇLİDİR. KULUÇKA DÖNEMİ: ORTALAMA 6-14 GÜNDÜR. BELİRTİ VE BULGULAR: GÖRÜLDÜGÜ YAŞA VE KLİNİGE GÖRE DEĞİŞİKLİK GÖSTERİR. GENEL OLARAK; BAŞLANGIÇTA İŞTAHSIZLIK, KIRGINLIK, YARA YERİNDE AĞRI GİBİ ŞİKAYETLER VARDIR. TANIMLAYICI İLK BELİRTİLER ; ÇENE VE BOYUN KASLARINDA SERTLEŞME İLE BAŞLAR, HASTA ÇİGNEME VE AĞZINI AÇMADA ZORLANIR. AĞRILI TONİK KASILMALARLA ÇENE KİLİTLENİR. YÜZ KASLARININ KAILMASIYLA YÜZ İFADESİ ACI BİR GÜLÜMSEME HALİNİ ALIR. 1-2 GÜN SONRA TONİK KASILMALARVE SERTLİK TÜM KAS VE İSKELET SİSTEMİNE YAYILIR. VÜCUT TAHTA GİBİ SERTLEŞİR. BAŞ VE AYAKLAR ORTAYA DOĞRU KAYAR VE HASTA YAY ŞEKLİNİ ALIR. LARENKS VE SOLUNUM KASLARININ KASILMASIYLA HASTA NEFES ALAMAZ VE ÖLÜR. TEDAVİ:TETENOSLU HASTALARDA YAPILACAK İLK TEDAVİ, KASILMALARIN ŞİDDETİNİ VE SAYISINI AZALTMA YÖNÜNDE OLUR. SİPESİFİK TEDAVİ OLARAK ANTİTOKSİK SERUM VERİLİR. TETENOS BASİLİNİ TAHRİP ETMEK İÇİN KRİSTALİZE PENİSİLİN VERİLİR. KORUNMA: AŞILAMA İLE AKTİF BAĞIŞIKLIK SAĞLANMALIDIR. YARA TEMİZLİĞİ ÇOK İYİ YAPILMALIDIR.
Gönderen
Healthydays
zaman:
11:56:00 ÖÖ
Bel Fıtığı
Etiketler: ağrı, bel, belfıtığı, cerrahi, fıtık, tedavi 1 yorumBelfitigi, bel omurlarinin arasindaki kikirdagin asiri zorlama nedeniyle yerinden kayarak bacaklara gelen sinirlere ve omurilige baski yapmasi sonucu olusan bir hastaliktir. Belirtiler: Hasta belinden kalcasina ve bacagina yayilan agridan sikayet eder. Bu agri ayak topuguna ve parmaklara kadar uzanabilir. Bazi hastalar bacaginin arka kismindan bir iple çekildigini söylerler. Hastanin beli bir tarafa egilebilir. Zamanla ayakta uyusma, kuvvet kaybi gelismeye baslar. Ilerlemis vakalarda idrar ve büyük abdest yapmakta zorluklar olusabilir. ***ÖNEMLI NOT: Hastanin ayak bileginde kisa sürede felç ve idrar yapamama durumu (idrar felci) meydana gelirse acilen ilk 6 saat içerisinde ameliyat edilmelidir. Bu 6 saatlik süreye ALTIN DÖNEM denir ve bu süre gecirilirse hastanin klinik bulgulari düzelmez. Ayak bilegindeki felç kalici olur, idrarini yapamaz. Hayat boyu idrar sondasi kullanmak zorunda kalabilir. Bu nedenle böyle bir durumla karsilasan hasta hiç vakit kaybetmeden beyin cerrahisi uzmanina müracat etmelidir. Unutulmamalidir ki, sinir sisteminde kayip edilen geri gelmez...
Tedaviyi ikiye ayirmak mümkündür.
1- Baslangiç halindeki belfitigi tedavisi 2- Ilerlemis belfitiginin tedavisi BASLANGIÇ HALINDE (ERKEN DÖNEM) TEDAVI Bu dönemde omurgalar arasindaki fitigin çok küçük bir kaymasi söz konusudur. Henüz bacaga gelen sinir tam etkilenmemistir. Yani ayakta felç, idrar felci gibi ciddi durumlar olusmamistir. Cerrahiye gerek duyulmadan tedavi edilebilir. Öncelikle hastalar yatak istirahatina alinirlar ve adele gevsetici ilaçlar, agri kesiciler ve antiromatizmal ilaçlar verilir. Ayrica bu dönemde belin çekilmesi yarali olabilir. Bel çekmenin tibbi ismi TRAKSIYON'dur. Bel çekme islemi kesinlikle Fizik tedavi uzmanlari tarafindan yapilmalidir. Beli çekmeye yarayan Traksiyon masalari mevcuttur. Bu cihazlar kullanilarak hasta hiçbir riske sokulmadan beli çekilir. Böylece çok az bir miktar yerinden kayan kikirdak yerine getirilebilir.
Bel sagliginiz açisindan: 1- Öne dogru egilerek agir yük kaldirmayin. Yük kaldirmak gerektiginde sekilde görüldügü gibi ayaklarinizi açip yere çömelmek suretiyle kaldiriniz. 2- Dik oturmayin. Uzun süreli oturmak gerektiginde hafifce uzanip, belinizin arkasina bir yastik koyun. 3- Uzun süreli oturarak çalisanlar araliklarla kalkip dolasmalidirlar. Çünki, oturdugunuz zaman belinize binen yük ayaktakinin %80 i kadar fazladir. 4- Yataginiz çok yumusak olmasin. Sert yataklar herzaman tercih edilmelidir. 5- Karin adalelerinin ve bel kaslarinin gevsemesi bele binen yükü arttirir. Bu nedenle karin ve bel bölgelerinin güclenmesi için spor yapmaliyiz. Hergün en az 15 dakika yürümek yararlidir. Yüzmeye önem veriniz. 6- Asiri kilo bel üzerine gereksiz yük olacagindan sismanliktan korununuz. 7- Uzun topuklu veya topuksuz ayakkabi giymeyiniz. Normal topuk boyu tercih edin. 8- Araba sürerken sirtinizi koltuga tam yerlestirin. Uzun yola çikarken ince bir yastikla belinizi destekleyin. Molalarda mutlaka dolasip belinizi dinlendirin. 9- Doktora danismadan çelik korse kullanmayin, belinizi çektirmeyin .
Bel fıtığı nedir;
Belimizde 5 adet omur kemigi vardir. Bu kemikler arasinda da disk adi verilen kikirdaklar bulunur. Bel fitigi, beldeki omur kemikleri arasinda bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin fitiklasmasi sonucu ortaya çikan bir rahatsizliktir. Fitiklasan yani içerden disariya dogru tasan disk omurilik kanali içinden veya kendisinin arka-yan tarafindan geçmekte olan sinirleri sikistirir ve hastalik böylelikle kendisini belli eder.
Bel Fıtığı belirtileri;
Bel ve bacak agrisi en belirgin sikayettir. Fakat bazen bel veya bacak agrisindan sadece biri de bulunabilir. Agriyla birlikte bacaklar da uyusma ve hastalik ilerledikçe kuvvet kaybi da görülebilir. Bazen orta hattan omurilik kanalina dogru uzanarak sinirleri sikistiran büyük bel fitiklarinda idrar ve büyük abdestini tutamama veya yapamama gibi bozukluklar ile bacaklarda felce dogru gidis ortaya çikabilir. Hastaligin bu derecede ilerlemesine müsaade edilmemeli, zamaninda müdahale ile uygun bir tedavi gerçeklestirilmelidir. Bel fitiginda, bel ve bacak agrisi yürümekle, is yapmakla ve ayakta kalmakla, öksürmekle artarken sert yatakta yatmakla azalabilir.
Hastaliga yanlis yaklasimlar nelerdir?
Ulkemiz geneli düsünüldügünde maalesef insanlarimizin büyük bir kismi hastaliklari konusunda çok bilinçsiz. Agri içinde kivranirken doktora gitmeyi tercih etmiyor da hiçbir bilimsel temele dayanmayan birtakim yöntemlere basvuruyorlar. Beline bal, incir, balik baglatan hastalardan tutun da, cildini ciddi sekilde kestiren, yaktiran, sülük koyan veya bilinçsizce çektiren hastalara kadar yüzlerce bilim disi uygulamaya sahit olmaktayiz. Halbuki bel fitigi bir çesit degildir ve hastaligin degisik safhalarinda farkli tedavi metodlarini uygulamak gerekmektedir. Neticede basit bir tedavi ile iyilesmesi mümkün iken, bilinçsizce yapilan uygulamalar sonucu ameliyatlik hale gelmis hastalarla sik sik karsilasmaktayiz.
Bu konu ülkemiz insani için önemli bir problemdir. Ancak bu problemin çözümünde basta biz doktorlar olmak üzere herkese önemli görevler düsmektedir. Devletin egitim kurumlari ve medyanin halkin bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi noktasinda daha aktif bir tavir ortaya koymalari gerekir.
Bel Fıtığı Tedavisi;
Bel fitigi rahatsizligi bulunan bir hastada hastaligin hangi safhada oldugu iyi bir muayene ve ileri tetkik metodlari ile net olarak tesbit edildikten sonra tedavi safhasina geçilir. Bundan sonra, pratik olmasi açisindan, hastalar cerrahi müdahale gerekenler ve cerrahi müdahale gerekmeyenler diye iki büyük gruba ayrilabilirler. Bel fitigi gelisiminin erken dönemlerinde konservatif tedavi adi verilen cerrahi-disi tedavi metodlari uygulanir. Bu safhada, hastaya bütün dünyada agri kesici, adale gevsetici ve antienflamatuar ilaçlar verilir. Sert yatak istirahati tavsiye edilir. Fizik tedavi yapilabilir. Lazer ile tedavi cihetine gidilebilir. Yine ciltten birtakim girisimlerde bulunulabilir.
Bel fitiginin tedavisini bir ekip isi olarak görmekte yarar vardir. Nörosirürji (Beyin Omurilik-Sinir Cerrahisi), Nöroloji, Anestezi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmani Doktorlar ile Diyetisyen, Psikolog ve Fizyoterapistler bu ekibin içinde yer al malidir. Gerektiginde diger bazi branslardaki uzman doktorlarin görüslerine de müracaat edilmelidir. Bu ekibin elinde bir Fizik Tedavi Unitesi ve bu ünitede Lazer, Infraruj, Ultrason, Kisa dalga diatermi, TENS, NMES, Diadinamik akim, Mikrodalga, Vakum interferans, Traksiyon (Programlanabilir hafizali otomatik cihaz ile bel çekme) ve rehabilitasyon araç-gereçleri de hazir bulun malidir.
Bütün bu prensipler isiginda modern imkanlar kullanilarak hastalarin büyük bir kismi ameliyat harici metodlarla tedavi edilebilir. Prensip olarak cerrahi müdahale son çare olarak düsünülmelidir. Ancak hastalik ilerlemis ve yapilan muayenede bazi sartlar tesekkül etmis ise [ki bu sartlar uluslararasi Nörosirürji camiasi nezdinde genel kabul görmüs ve klasik kitaplara kadar geçmis kriterlerdir; o zaman ameliyat karari verilir. Bu karari verirken cerraha bilgisayarli tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme metodu büyük oranda yardimci olur.
Cerrahi tedavi
Nörosirürji uzmani olan doktor kesin olarak ameliyata karar vermis ise, artik ameliti geciktirmemek gerekir. Çünkü gecikme neticesinde bazen felce kadar giden telafisi imkansiz birtakim problemler ortaya çikabilmektedir. Buna karsilik zamaninda yapilan, uygun ve yeterli bir cerrahi müdahale hasta ömür boyu rahat ettirebilmektedir.
Mutlak surette ameliyat gereken hastalar operasyonun hiçbir safhasinda dokulara çiplak gözle müdahale etmeyip, ciltten itibaren görüntüyü büyüten mikroteknik ile ile çalismakta yarar vardir. Çünkü binlerce yil önce söylenmis bir tedavi prensibi olan "Öncelikle hastaya zarar vermeyiniz" sözü bugün geçerlidir. Bel fitigi operasyonlarinda dar derin bir sahada, üstelik de sinir kökleri gibi çok hassas yapilarin çevresinde cerrahi girisim sürdürüldügü için görüntüyü büyüterek çalismanin yaninda sahanin iyi aydinlatilmasi da önem arzeder. Bunun için de ekibin lideri olan cerrah önceden bütün tedbirleri almalidir. Böyle olunca sinir elemanlari ve çevre dokular görüntü alanina büyütülmüs ve mükemmel bir sekilde aydinlatilmis olarak gelmekte, ciltten itibaren kontrollü gidildigi için lüzumsuz kanamalar olmamakta, daha emniyetli, temiz ve estetik, hatta ameliyat sonrasi dönemde dikis aldirmaya dahi gerek kalmayan, hasta için kolayliklar arzeden bir cerrahi ortaya çikmaktadir. Böyle bir cerrahi girisim sonrasinda hastalarin günlük nornial aktivitelerine kavusmalari da daha kisa sürede olmaktadir.
Sert yatak istirahati;
Ameliyat gerekmeyen hastalara uzman doktor tarafindan sert yatak istirahati uygun görülmüs ise bunun ortalama süresi üç haftadir. Uzman doktor hastanin tedaviye verecegi cevaba göre bu süreyi artirabilir veya azaltabilir. Yatilan yer, altinda sunta veya tahta bulunan 3-4 kat battaniye veya ince bir yatak olmalidir. Bu yatak yaylanmamalir ve deforme olmamalidir.
Istirahat süresince mümkün mertebe yataktan çikmamali, yemek dahi yatakta yenmeli, hatta namazlar bile yatakta sag yan tarafa yatarak kilinmalidir. Hasta daha çok sirt üstü yatmali, ayaklarini toplamali ve sirt üstü pozisyonda yorulunca da yan tarafa dönerek istirahat etmelidir. Hiçbir zaman yüzüstü yatmamalidir. Sert yatak istirahati süresince doktorunun kendisine verdigi ilaçlari da kullanmalidir.
Gönderen
Healthydays
zaman:
6:38:00 ÖÖ
Karın Ağrısı
Etiketler: ağrı, bebek, karın, redüksiyon, rektal 0 yorumGelen hastaların % 5’inde abdominal ağrı şikayeti vardır. Bu hastaların % 15-20’sinde cerrahi girişim gerekmektedir. Bunların içinde % 40 hasta sebebi bilinmeyen abdominal ağrı tanısı konularak yollanmıştır. % 7 abdominal ağrılı hastaya gastroenterit tanısı konmuştur. Abdominal ağrılı hastaların diğer yaygın 4 tanısı ise pelvikenflamatuar hastalık (PID), idrar yolu enfeksiyonu, nefrolityasis ve apandisittir (5-15 yaşlarda en sık).
Ayırıcı tanı yapabilmek için abdominal ağrının kaynakları bilinmelidir. Viseral ağrı, solid veya içi boş viskustan orijin alıp lokalize edilemeyen kramp tarzında ağrıdır. Somatik ağrı, parietal peritondan gelişerek keskin ve iyi lokalize edilebilen bir ağrıdır. Hastalığın erken evresinde, genellikle viseral ağrı duyulabilir; fakat hastalık ilerledikçe, yanındaki periton irrite olabilir ve ağrı daha lokalize olabilir. Yansıyan ağrı ise hastalığın olduğu yerin uzağında ağrının hissedilmesidir ve yapıların embriyolojik orijinleri ile ilgilidir. Örnek olarak diyafram C3-5 tarafından innerve edilir ve irritasyonu o dermatomlarda (örneğin omuzda) hissedilebilir..
Hastanın anamnezi
Ağrının zaman içinde herhangi değişikliğe uğraması not edilebilir çünkü değişiklikler hangi organdan kaynaklandığı hakkında ipucu verebilir. Örnek olarak apandisit genellikle umbilikusta zayıf lokalize edilebilen kramp tarzında ağrı ile başlayarak sağ alt kadrana keskin ağrı şeklinde lokalize olabilir.
Epigastrik bölgede, pankreatit, peptik ülser (perfore), miyokard infarktüsü (abdomene yansıyan ağrı), gastrit ve alt lob pnömonisi (abdomene yansıyan ağrı) görülebilir. Sağ üst hipokondrium bölgesinde, hepatit, kolesistit, biliyer kolik ve asendan kolanjit görülebilir. Sol hipondrium bölgesinde, renal kolik, idrar yolu enfeksiyonu ve splenik enfarkt görülebilir. Periumbilikal bölgede, ince barsak obstrüksiyonu, apandisit (erken evrede), aort anevrizması (rüptür) ve mezenter arter oklüzyonu görülebilir. Sağ inguinal bölgede, apandisit, Crohn hastalığı ve Meckel divertiküliti görülebilir. Alt abdomen bölgesinde, kalın barsak obstrüksiyonu görülebilir. Sol inguinal bölgede, divertikülit görülebilir. Hipogastrik (suprapubik) bölgede, ektopik gebelik (rüptür), akut pelvik enflamatuar hastalık, ovarium kist (rüptür), akut salpanjit ve over torsiyonu görülebilir. Kasıkda, testis torsiyonu olabilir ve ince barsak obstrüksiyonunda herni kontrolü yapılabilir.
Abdominal Ağrının Diğer Nedenleri
Abdominal ağrının diğer nedenleri infantil kolik (2-16 haftalık bebeklerde), intussepsiyon (3 ayla 2 yaşlar arasında görülebilir fakat 6-9 aylarda pik yapar.), fekalom (malinite ve yaşlılarda görülebilir), herpes zoster (unilateral abdominal ağrı), Meckel divertiküliti, Henoch Schönlein purpurası, kurşun zehirlenmesi, hemakromatozis, tabes dorsalis, konstipasyon, laktoz intoleransı, enfeksiyonlar (kabakulak, tonsilit, EBV, idrar yolu enfeksiyonu gibi), Munchausen sendrom, seksuel disfonksiyon, abnormal stres, yemek allerjileri, endometriyozis, çocukluk çağı migreni (solukluk ile aşırı ağrı), barsak parazitleri (Çocuk uykuya daldıktan 60 dakika sonra rahatsız olabilir.) üremi, Addison hastalığı, hipokondriyazis, anksiyete, depresyon, anemi, tiroid hastalığı ve ilaçlar [nikotin, alkol, antibiotikler (örnek olarak eritromisin), aspirin, NSAID, sodyum valproat, fenitoin, kortikosteroid, sitotoksik ajanlar, trisiklik antidepresanlar (örnek olarak imipramin), demir preparatları, marijuana, kokain, eroin gibi] olabilir.
Abdominal ağrı, sık idrara çıkma ve dizüriyi idrar yolu enfeksiyonu zannedilip divertikülit, pelvik apandisit, salpanjit veya rüptüre ektopik gebelik olabilir.
Kramp tarzında ağrı obstrüksiyonu gösterir. Örnek olarak kolesistit, ince barsak obstrüksiyonu ve renal kolik verilebilir. Yanma ağrısı gastroesofageal reflu ve peptik ülser hastalığında görülebilir. Keskin lokalize ağrı periton irritasyonunu gösterebilir.
Peptik ülser, subdiyaframda abse, dalak rüptürü veya mononükleoz olan hastalarda ağrı sol omuza yayılabilir. Gastroesofageal reflu hastalığı (GERD), peptik ülser hastalığı veya hiyatal hernisi olan hastalarda ağrı göğüse yayılabilir. Pankreatit veya abdominal anevrizmanın yansıyan ağrısı arkada hissedilebilir.
Boş viskusun perforasyonunda ağrı ani başlangıç gösterebilir. Gelip geçici ağrı ise obstrüksiyonun belirtisi olabilr (örnek olarak ince bağırsak obstrüksiyonu veya kolesistit gibi).
Peritonit (örneğin fekal veya biliyer olabilir) gelişen hastalarda herhangi hareket ağrılı olabilir. Pankreatit gelişen hastalar, genellikle öne eğilmekle ağrının hafiflediğini belirtebilirler. Yemek ağrıyı agreve (pankreatit ve kolesistitte olduğu gibi) veya hafifletebilir (peptik ülser hastalığında olduğu gibi). Antiasit tedavisi genellikle peptik ülser hastalığında ağrıyı hafifletebilir.
Birbirine bağlantılı semptomların oluş sırası tanı hakkında ipucu verebilir. Örneğin, esofagusun Mallory-Weiss yırtığında kusma her zaman hematemezden önce olur.
Fekal veya biliyer kusma barsak obstrüksiyonunu gösterebilir. Kusmukda “kahve telvesi” veya az kan peptik ülser, Mallory-Weiss yırtığı, veya esofagus varislerinde görülebilir. Anoreksi ve bulantının not edilmesi önemlidir çünlü anoreksi yoksa apandisit ekarte edilebilir. Kanlı diyare enflamatuar barsak hastalığı, divertikülit veya invaziv gastroenteriti düşündürebilir. Melena üst gastrointestinal olayını gösterebilir. Konstipasyon veya obstipasyon obstrüksiyonu düşündürebilir. Ateş, terleme ve titreme enfeksiyöz olaylarda görülebilir. Kilo kaybı kanser, enflamatuar barsak hastalığı veya iskemik barsak sendromunda görülebilir. Jinekolojik veya ürolojik semptomlar not edilmeli çünkü bu semptomlar gastrointestinal nedenlerden uzaklaştırabilir.
Özgeçmişinde önceden geçirilmiş ameliyat barsak obstrüksiyonundan şüphelendirmelidir. NSAID kullanımı peptik ülser hastalığı ile bağlantılı olabilir. Herhangi steroid kullanımı not edilmelidir çünkü semptomları baskılayabilmesinden dolayı tanıyı zorlaştırabilir. Hastalık hikayesi alınmalıdır ve ağrıyı oluşturabilecek sebepler sorgulanmalıdır (örneğin diyabet, orak hücreli anemi, porfirya, FMF, peptik ülser hastalığı, hepatit veya safra kesesi hastalığı gibi). Hastaya daha önce benzer ağrılarının olup olmadığı sorulmalıdır. Jinekolojik anamnez alınmalı ve en son menstruel peryod dahil edilmelidir. Alkol kullanımı pankreatit, hapatit, siroz, gastrit ve peptik ülser hastalığına sebep olabilir. Sigara kullanımıda peptik ülser hastalığına sebep olabilir.
Fizik muayene bulguları yaşlılarda, aşırı obez, ciddi hasta ve steroid tedavisi alanlarda azalabilir. Hasta kıpırdamadan yatıyorsa peritonit düşünülebilir. Eğer hasta ağrıdan kıvranıyorsa pankreatit veya renal kolikten şüphenilebilir. Biliyer patolojide skleralar ve orafarinks sarı görülebilir. Dehidratasyonda mukoza kuru görülebilir. Pallor ve şok varsa akut kan kaybı olabilir. Düzensiz kalp atışı genellikle atriyal fibrilasyonu temsil edebilir ve mezenter iskemisinden şüphendirebilir. Taşikardide sepsis ve volüm kaybı alabilir. Akciğerler her zaman dinlenmelidir çünkü alt lob pnömonisi abdominal ağrıya neden olabilir. Taşipnede sepsis, pnömoni, pulmoner emboli ve asidoz düşünülebilir. Karaciğer hastalığı olan erkeklerde jinekomasti görülebilir. Ekstremiteler ödem ve palmar eritem yönünden incelenebilir ve karaciğer hastalığını belirtebilir. Cilt spider anjiomlar yönünden incelenmeli ve karaciğer hastalığında görülebilir.
Sıralı abdominal inceleme ihmal edilmemelidir çünkü erken tanı önemlidir. Ameliyat skarları not edilmelidir. Abdominal ameliyat geçiren hastalarda adhezyonlardan dolayı barsak obstrüksiyonu insidansı artabilir. Distansiyon barsak obstrüksiyonu ve asit sonucu görülebilir. Peristaltizm barsak obstrüksiyonu (örneğin neoplaziden dolayı) veya volvulus gelişen hastalarda görülebilir. Cullen belirtisi (umbilikusda ekimoz) ve Grey-Turner belirtisi (yanlarda ekimoz) pankreatit veya travma sonucu retroperitona kanamayı gösterebilir. Caput medusa (umbilikus çevresinde dilate venler) bazı karaciğer hastalığı olanlarda görülebilir. Hızlı, kısa, yüksek barsak sesleri barsak obstrüksiyonunu belirtebilir. Barsak seslerinin hipoaktif veya olmayışı obstrüksiyonun geç döneminde olabilir veya başka bir abdominal olay sebep olabilir. Aort anevrizması olan hastalarda epigastriumda pulsasyon veren kitle palpe edilebilir. Akut kolesistit olan hastalarda sağ üst kadranda hassas kitle fark edilebilir. Organomegali not edilmelidir. İrritasyona bağlı periton bulguları cerrahi girişim gerektirebilir. Rebound hassasiyeti el çekildiği zaman ağrının ortaya çıkmasıdır. İstemli defansta hasta ağrıyı duymamak için palpasyona karşı koymasıdır. İstemsiz defans ise periton irritasyonuna bağlı abdominal kasların istemsiz kasılmasıdır. Rovsing belirtisi ise peritonit ve apandisitte sol alt kadranın palpe edilmesi ile sağ alt kadranda yansıyan ağrının meydana gelmesidir. Karaciğerin büyüklüğünü anlamak için perküsyon yapılabilir. Değişen matite ve sıvı dalgası asiti belirtebilir. Hassas bölgelerde hassasiyeti ortaya çıkarmak için perküsyon yapılabilir. Bu manevra periton irritasyonunda çok hassastır.
Rektal muayene önemlidir ve fokal hassasiyet kitleyi gösterebilir. Gizli veya belirgin kan not edilmelidir. Kadınlarda gastrointestinal patolojiyi anlamak ve döllenme organların bozukluğunu ekarte edebilmek için pelvik muayene şarttır. Erkeklerde yansıyan abdominal ağrı yapabilecek epididimit ve torsiyon araştırılmalıdır. Kadınlarda ve erkeklerde gizli herniyi ekarte edebilmek için inguinal ve femoral bölgeler muayene edilmelidir. Sırtta pyelonefrit veya nefrolityazisde kostovertebral hassasiyet perküsyonu yapılabilir.
Laboratuar çalışmaları anamnez ve muayene bulgularına göre istenmelidir.Tam idrar tetkiki yapılmalıdır ve doğum yaşındaki kadınlarda idrarda hamilelik testi yapılmalıdır. İdrarda kan üreteral kolik (taş veya kan pıhtısı) veya idrar yolu enfeksiyonunda olabilir. Beyaz hücreler üriner enfeksiyon ve apandisitte (mesane iritasyonu sonucu) görülebilir. Safra pigmentleri safra kesesi hastalığında olabilir. Porfobilinojen porfiryada (Ehrlich aldehit reagent ilave et) görülebilir. Keton diyabetik ketoasidozda görülebilir. Hava (pnömatüri): fistülde (örnek olarak divertikülit, diğer pelvik abse ve pelvik karsinoma) görülebilir.
Kan çalışmalarında lökosit enflamasyonun nonspesifik belirtisidir ve ciddi tıbbi veya cerrahi durumlarda normal olabilir. Lökositoz apandisitte (%75), akut pankreatit, mezenter adeniti (sadece ilk gün), kolesistit (özellikle ampiyemli olan) ve piyelonefritte görülebilir. Orak hücreli anemi periferik yaymada görülebilir. Elektolitler kusmaya ve diyareye bağlı olarak anormal olabilir. Kanamada hemoglobin seviyesi önemlidir fakat akut kan kaybında hemen düşmeyebilir. Kronik kan kaybı anemisine örnek olarak peptik ülser, karsinoma ve esofajit olabilir. Eritrosit sedimentasyon hızı karsinomada, Crohn hastalığında ve absede yükselebilir fakat nonspesifiktir. CRP pankreatitte olduğu gibi enfeksiyon ve enflamasyonda tanı amaçlı kullanılabilir. Amilaz genellikle pankreatitte yükselebilir fakat başka durumlardada yükselebilir, mesela perfore peptik ülser, barsak nekrozu, tükrük bezlerin hastalığı, rüptüre dış gebelikte, rüptüre safra kesesi ampiyemi ve rüptüre aort anevrizmasında olabilir. Amilaz akut pankreatitte üst sınırın 5 katı olabilir. Karaciğer enzimleri (AST, ALT, ALP, GGT) ve bilirubin seviyeleri istenmelidir eğer karaciğer veya biliyer hastalıklardan şüpheleniliyorsa. Kogülasyon çalışmaları (PT ve PTT) şüpheli cerrahi abdomen veya üst veya alt gastrointestinal kanamada istenmelidir. BHCG de kanda bakılabilir. Gaitada kan görülmesi mezenter arter oklüzyonu, intüssepsiyon, kolonda karsinom, Crohn hastalığı ve ülserativ koliti düşündürebilir.
Abdominal filmler kolelityazis, nefrolityazis, pankreas kalsifikasyonu veya apandikoliti gösterebilir. Obstrüksiyonda hava-sıvı seviyeleri veya dilate barsak ansları görülebilir. Abdominal aort anevrizmanın kalsifikasyonunu gösterebilir. Göğüs filmleri yansıyan abdominal ağrı yapan serbest hava, plevral efüzyon veya pulmoner olayları gösterebilir. Yatak başı ultrason kolelityazis, abdominal aort anevrizması/disseksiyonu, intraabdominal sıvı, pankreatik psödokisti, hepatik metastazı, abdominal tümörleri, apandks kalınlaşması, parakolik koleksiyonu ve nefrolityazisde hidronefrozu gösterebilmesi açısından kabul görmeye başlamıştır. Pelvik patolojidede (ektopikk gebelik gibi) ultrason yararlıdır. Kontrastlı görüntüleme, BT, anjiografi ve nükleer tıp çalışmaları bazı durumlarda yararlıdır ve ancak uzmanla görüşüldükten sonra karar verilmelidir.
Tedavi olarak damar yolu açılmalı ve hasta gerektiği kadar hidrate edilmelidir. Hasta hiç bir şey ağızdan almamalıdır. Semptomların farmakolojik tedavisi olarak antiemetikler (örnek olarak droperidol, prochlorperazine), antispazmotikler (örnek olarak dicyclonine), antiasitler veya ağrı kesiciler kullanılabilir. Renal kolik veya aort orijinli ağrıya doğru analjezik verilmelidir. Bariz periton bulguları olan hastalara ağrı tedavisi problemli olabilir. Çoğu kanıt gösteriyor ki orta doz narkotik analjezik gerçek periton bulgularını gizlemez ve fizik muayeneyi daha güvenilir kılabilir. İyi bir neden olmadan herhangi hastadan analjezik eksik edilmemelidir.
Akut İdrar Retansiyonu
Akut idrar retansiyonu büyümüş prostat, fekal dolum veya diğer pelvik kitlerlerin mesane boynu obstrüksiyonu veya antikolinerjik ilaçlar sonucu gelişebilir. Genellikle aşırı soğuk veya alkol tetikleyebilir.
Tedavi olarak rektal muayene ve herhangi fekal dolum varsa boşaltılabilir. 14 no’lu katater ile obstrüksiyonu hafifletip boşaltılabilir. Eğer herhangi iyileşme şansı varsa, mesela problem ilaca bağlı ise, ilaç kesilebilir, katater 48 saat kaldıktan sonra çıkarılabilir ve prazosin 0.5 mg bd denenebilir.
Alt torasik omur ve torakolumber billeşkenin omur disfonksiyonu abdomene yansıyan ağrıya neden olabilir. Ağrı, unilateral, radikuler yayılan ve hareketle artabilir. Biliyer hastalık (sağ tarafta), apandisit ve Crohn hastalığı (sağ tarafta), divertiküler hastalık (sol tarafta) ve piiyelonefrit gibi intra-abdominal problemlerle karıştırılabilir.
Akut Apandisit
Akut apandisitin çeşitleri ve dikkatli olunması gereken durumlar vardır. Apandisitte abse oluşması lokalize kitle olarak ele gelebilir ve hassasiyet olabilir. Retroçekal appendikste ağrı ve rijidite azdır ve rebound hassasiyeti olmayabilir. Belde hassasiyet olabilir ve psoas testi pozitif olabilir. Pelvik appendiksde abdominal rijidite yoktur, sık idrar çıkma, diare ve tenesmus olabilir. Rektal tuşe çok hassasdır. Obturatuar testler genelde pozitiftir.
İnce Barsak Obstrüksiyonu
Tedavide intavenöz sıvı, nasogastrik tüple barsak dekompresyonu, laparatomi, herni onarımı veya cerrahi yapılabilir.
Ureteral Kolik
Aşırı kolik ağrı her 1-2 dakikada bir 30 sn sürecek şekilde vurabilir. Ağrı belden başlayarek yanlara yayılarak kasıklara, uyluğa, testis veya labialara yayılılabilir. Genellikle 8 saatten az sürerebilir. Bazen kusma görülebilir.
Ağrıdan dolayı hasta yerinde duramayabilir. Kostovertebral açı hassasiyeti görülebilir. Bazen abdominal ve sırt kas spazmı görülebilir. Hematüriden dolayı dumanlı idrar görülebilir.
Tanıda idrar strip ve mikroskopisinde eritrosit görülebilir. Düz üriner sistem grafisinde taş görülebilir. IVP ve ultrason düzenlenebilir.
Tedavide pethidine 100 mg (ortalama bir yetişkinde) im veya 50 mg iv artırılarak (tercihen) ve metoclopramide (bulantı için) 10 mg im verilebilir. Yüksek sıvı alımından kaçınılmalı. Çoğu hasta toparlanır ve ertesi gün IVP için çağırılabilir. Diğer başka etkili tedavi ise diklofenak 75 mg im enjeksiyondan sonra 50 mg oral tds 1 hafta boyunca verilebilir.
İnfantil Kolik
2-16 haftalık bebeklerde görülebilir. Genelde 3 hafta sürebilir. Genelde öğle ve akşamları 3 saate kadar sürebilen ağlamalar olabilir. Bebek karın ağrısından dolayı genelde yumruk sıkabilir ve bacaklarını fleksiyona getirebilir. Fizik muayene normaldir. İlaç tavsiye edilmiyor fakat ciddi olgulara simethicone gibi preparatlar verilebilir.
İntussepsiyon
3 ayla 2 yaşlar arasında görülebilir fakat 6-9 aylarda pik yapar. İntussepsiyon ani başlangıçlı ciddi abdominal kolik ağrıdır (15 dakikada bir 2-3 dakika sürebilir). Sağ üst kadranda özellikle ataklarda sosis şeklinde kitle ele gelebilir. Sağ alt kadran palpasyonu el boşlukta gibi olabilir. Alterne eden yüksek ve alçak barsak sesleri olabilir. Rektal tuşede kan gelebilir. Tedavide hidrostatik redüksiyon veya bazen cerrahi müdahale gerekebilir.
Gönderen
Healthydays
zaman:
4:37:00 ÖS