: Health,Psychology,Sağlık Blog-: başarı
başarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
başarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12.09.2008

HİPERAKTİF ÇOCUK

0 yorum

Hiperaktif terimi yerinde duramayan veya enerjisi fazla gelen her çocuğa yakıştırılan bir durum haline geldi. Hiperaktif çocuk kimdir, probleminin özelliği nedir, anne baba ve öğretmene düşen sorumluluklar nelerdir? Bu soruların yanıtlarını bu broşürde kısaca toparlamaya ve kafalarındaki belirsizlikleri dağıtmaya çalışacağız. Hiperaktivite olarak da bilinen Dikkat Eksikliği Aşırı Hareketlilik Bozukluğu olan çocuklar davranışlarını kontrol etmekte zorlanırlar. Bu kontrol zorluğu arkadaş ve alile ilişkilerinde sorunlara, okulda başarısızlığa sebep olabilir.
Hipraktivite Nedir?
Hiperaktivite bir öğrenme bozukluğu değil, bir davranış sorunudur. Bir başka deyişle, hiperaktivite davranış sorunlarına sebep olabilen bir kişilik özelliğidir. Hiperaktif çocuklar gereğinden fazla hareketlidirler, düşünmeden davranır ve dikkatlerini (ilgilerini çekmeyen konularda) birkaç dakikadan fazla yoğunlaştıramazlar. Hiperaktivite okul çağındaki çocukların %3-5’inde bulunan ve erkek çocuklarda daha fazla rastlanan bir problemdir. Hiperaktivite aile için olduğu kadar çocuğun kendisi için de büyük bir stres kaynağıdır. Hiperaktif çocuklar genellikle davranışlarının dikkat dağıtıcı ve rahatsız edici olduğunu bilirler, fakat bu konuda ellerinden bir şey gelmez. Anne-babaların bunu anlamaları ve çocuklarına sevgi ve destek vermeleri gerekir. Anne-babalar hiperaktivitenin getirdiği zorlukları aşabilmek için çocuklarının doktoru, öğretmenleri ve danışmanlarıyla işbirliği yapmalıdırlar.
Hiperaktivitenin Bulguları:
Hiperaktivite başka pek çok sorunla ortak belirtilere sahip olduğu için kesin tanı koymak çok zor olabilir. Tanı konmadan önce aynı belirtilerle kendini gösterebilecek olan diğer tıbbi ve duygusal sorunların saf dışı edilmesi gerekir. Bu problemin belirtilerine, pek çok çocukta stres anlarında kısa sürelerle rastlanabilir. Dolayısıyla her belirti gösteren çocuk otomatik olarak hiperaktif sayılmamalı, problemin geçmişi ve ayrıntıları anlaşılmalıdır. Hiperaktivitenin belirtileri genellikle çocuk yedi yaşına basmadan ortaya çıkar. Hiperaktif çocuklar dikkatlerini toplamakta zorlanırlar, davranışlarını düşünmeden gerçekleştirirler ve genellikle fazla hareketlidirler. Bazılarında ise, dikkat eksikliği ve düşüncesiz davranışlar olmakla birlikte aşırı hareketlilik yoktur. Aslında her çocuk zaman zaman bu şekilde davranabilir, fakat hiperaktif çocuklar hemen her zaman böyle hareket ederler. Diğer yandan hiperaktif çocuğun kısa süreli işlerde ya da TV, bilgisayar oyunu gibi eğlenceli işler sırasında çok dikkatli olduğunu gözleyebilirsiniz. Bu sizi şaşırtmasın. Aşağıdaki liste çocuğunuzda hiperaktivite belirtilerinin bulunup bulunmadığını anlamanızda size yardımcı olacaktır. Eğer çocuğunuzda bu belirtileri kayda değer bir kısmına rastladıysanız ve bu belirtiler 6 ay ve daha fazla sürdüyse gözlemlerinizi doktorunuzla konuşun.
Çocuklarda Dikkat Eksikliği Aşırı Hareketlilik bozukluğunun belirtileri:
Hiperaktivite ön plandaysa,
* Yerinde duramaz,
* Oturması gerektiği halde oturamaz,
* Yerli yersiz koşup tırmanır,
* Aşırı konuşur,
* Sessiz sakin oyun oynamakta güçlük çeker,
* Her zaman bir şeylerle uğraşır,
* Cevapları ağzından kaçırır,
* Sırasını beklemekte zorlanır,
* Olaylara veya konuşmalara müdahale yarıda keser.
Dikkat Eksikliği ön plandaysa,
* Yönergeleri başından sonuna kadar takip edemez,
* Dikkatini yaptığı işe veya oyununa vermekte zorlanır,
* Evde veya okulda yapacağı işler ve aktiviteler için gerekli malzemeleri kaybeder,
* Dinlemez,
* Detayları gözden kaçırır,
* Düzensiz görünür,
* Uzun süre zihinsel çaba gerektiren işleri yapmakta zorlanır,
* Unutkandır,
* İlgisi kolayca başka yönlere kayar.
Hiperaktiviteye Neler Sebep Olur?
Hiperaktivitenin sebepleri tam olarak anlaşılmamıştır. Bazı araştırmalar aşağıdaki sebepler üzerinde durmaktadır:
- Hiperaktif çocukların beyinlerinde mesaj alış verişini gerçekleştiren kimyasal maddelerde bir sorun vardır.
- Anne – babadan birinde veya her ikisinde de hiperaktivite varsa, bunların çocuklarında da hiperaktivite belirtilerine rastlanabilir.
- Hiperaktivite çocukluk çağı hastalıklarından sonra görülebilir.
- Gelişimsel sorunlar hiperaktivite ile bağlantılı olabilir.
- Beyin dokusundaki doğumsal ya da sonradan olma zedelenmeler hiperaktiviteye sebep olabilir.
Hiperaktivitenin Tanısı:
Bir çok çocuk zaman zaman, “hiperaktif” tanımına uygun davranışlar sergileyebilir; fakat “hakiki” hiperaktiflik 12 yaşın altındaki 20 çocuktan yaklaşık 1 tanesinde görülür. Yine de çocuğunuzun hiperaktif olduğunu düşünüyorsanız bunu düşünmenize yol açan sebepleri doktorunuzla konuşun. Hiperaktivitenin ilk işaretlerine çok erken yaşlarda rastlanabilirse de tanı genelde çocuk okula başladıktan sonra konur. Bunun sebebi okul ortamının hiperaktif çocuklar için gerçek bir rahatsızlık kaynağı olması ve bu sorunun belirtilerinin sınıf ortamında daha fazla göze batmasıdır.
Hiperaktivite tanısı için özel bir test yoktur. Tanıya yönelik değerlendirmeler doktorun bir fiziksel problemleri ayırt etmek için ayrıntılı bir sağlık öyküsü almasıyla başlar. Doktorunuz size ayrıca ev ve okuldaki davranışlarıyla ilgili sorular soracak, çocuğunuzun okuldaki davranışlarıyla ilgili öğretmeninden yazılı formlarla bilgi isteyecektir. Doktorunuz ayrıca benzer belirtilere yol açabilecek başka sorunların olup olmadığını anlamak izin çocuğunuzu muayene edebilir. Örneğin, bazı çocuklarda hiperaktivite ile beraber öğrenme güçlüğü veya davranış bozukluğu gibi başka bir sorun da bulunabilir. Bu gibi durumlarda doktorunuz her iki rahatsızlığın da tedavisini amaçlayacak ve buna göre tavsiyelerde bulunacaktır.
Hiperaktivite tanısını koymak zordur ve zaman alabilir. Sorunların kaynağı bulununcaya dek sabırlı olun ve çocuğunuza duygusal açıdan destek olun.
Hiperaktif Çocuğa Evde Yaklaşım:
Çoğu anne-baba çocuklarına hiperaktivite tanısı konduğunda hayrete düşer, çünkü bu çocukların evde aileleri tarafından gözlemlenen herhangi bir problemleri yoktur. Gerçekten de bu çocuklar evde hiçbir dikkat bozukluğu bulgusu göstermeden saatlerce televizyon seyredebilir veya video oyunları oynayabilirler. O halde böyle bir çocukta nasıl hiperaktivite olabilir? Cevap basittir. Video oyunları ve televizyon çocukların dikkatlerini odaklamalarına yardım edecek şekilde uyarı gönderir, yani bu çocuklar televizyon seyrederken veya video oyunu oynarken pasif konumdadırlar ve dikkatlerini dışarıdan gelen uyarılar sayesinde toplayabilirler. Başka bir deyişle bu tür işler sırasındaki dikkat süresi hiperaktivite tanısı koymada önemli bir ölçüt değildir. Hiperaktif bir çocuk hem anne-baba, hem de ailenin diğer bireyleri için büyük bir sıkıntı kaynağı olabilir. Tedavi edilmeyen hiperaktif bir çocuk aile için rahatsızlık kaynağı olmaya devam edecektir. Burada çocuğunuza davranışlarını kontrol etmesinde yardımcı olabilmeniz için yapabileceklerinizden kısaca söz edeceğiz.
* Çocuğunuz için günlük bir program yapın. Çocuğunuzun uyandığı, yemek yediği, yıkandığı, okula gitmek için evden çıktığı saatlerin her gün belirli ve aynı olmasını sağlayın. Çocuğunuzu kalabalık alışveriş merkezleri gibi çok fazla uyaranın bulunduğu ortamlardan mümkün olduğunca uzak tutmaya çalışın.
Hiperaktif çocuklar büyüklerinin dikkatini genellikle ancak yanlış bir şey yaptıklarında çekerler. Çocuğunuzu güzel sözlerle, kucaklayarak ödüllendirmeniz, olumlu davranışları için küçük armağanlar vermeniz çok önemlidir. Anne-baba, aile bireyleri ve arkadaşlardan gelen bu tür olumlu destek ve sevgi çocuğunuzun kendini iyi hissetmesini sağlayacaktır.
Büyükler hiperaktif çocuklarının davranışlarına çok zaman sinirlenir ve fiziksel cezalara dahi başvurabilirler. Dayaktan kaçınılmalıdır. Bunların yerine daha etkili disiplin teknikleri uygulayabilirsiniz. Örneğin çocuğunuzun hiperaktif davranışları sizi fazlaca rahatsız ederse, ona o an için sırtınızı dönerek davranışına karşı kayıtsız kalın. Çocuğunuzun çok fazla heyecanlı veya hareketli olduğu anlarda başka bir aktiviteyle dikkatini dağıtmaya çalışın. Çocuğunuzun çevresine yönelik tekmeleme, ısırma vs. Gibi davranışlarına müdahale ederek engel olmanız gerekebilir. Onu sakinleşene kadar bir süre yalnız başına bırakmanız fiziki cezalandırmadan çok daha iyi etkili bir yöntemdir. Davranışlarını çocuğunuzla sakin olduğu anlarda tartışın ve onun bu davranışlarının sonuçlarını anlamasını sağlayın.
Hiperaktif Çocuk ve Okul:
Sınıf yapısı ve kuralları hiperaktif bir çocuk için oldukça zorlayıcı olabilir. Çocuğunuzun öğretmeniyle işbirliği yapın. Öğretmen çocuğunuzun içinde bulunduğu zor durumu anladığında çocuğunuzun başarılı olması için daha fazla yardımcı olacaktır.
Hiperaktif çocuklarla yeterince ilgilenebilmesi için küçük gruplar içinde dikkatlerini toplamaları oldukça zordur ve böyle gruplarda ilgileri kolayca dağılmaktadır. Bu çocukların bir diğer özelliği de çabucak sıkılmaları ve verilen ödevleri tamamlamak için sürekli motivasyona ihtiyaç duymalarıdır. Bu nedenle özel öğretmenler her zaman daha iyi sonuç verir. Hiperaktif çocukların pek çoğuna özel bir hocayla yarım veya bir saatte okulda bütün bir gün içinde verilebilecek olandan daha fazlası verilebilmektedir.
Hiperaktif çocuklar da okulda en az diğer arkadaşları kadar başarılı olabilirler. Bir çocuğun hiperaktif olması asla onun yeterince akıllı olmadığı anlamına gelmez. Bu çocuklar düzensiz ve dikkatsiz olabilirler, fakat bu onların öğrenme yeteneklerinin olmayışından değil, hiperaktiviteden kaynaklanmaktadır. Göz önünde tutulması gereken bir nokta, hiperaktif çocukların önemli bir bölümünün öğrenme güçlükleri (okuma, aritmetik gibi) çektikleridir. Öğrenme güçlüğüne yönelik değerlendirme ve tedavilerin ayrıca planlanması ve bu konuda uzmanlaşmış eğitim uzmanlarıyla işbirliği yapılması gerekli olacaktır.
Sınıfta Dikkat Sorunları Olan Çocuklarla Çalışmanın Yolları
* Çocuğun o gün neler yapılacağını önceden bilmesi sağlayacak ve hep uyulan bir sınıf düzeni geliştirin.
* Çocuğun öğretmenin gözü önünde, pencereden uzak ve tahtaya yakın bir yerde oturmasını sağlayın.
* Kendi başına yapılabilecek ödevleri, diğer çocuklardan ayrı bir köşede dikkati dağılmadan yapmasına izin verin.
* Çocuğun ödevlerini yaparken gerektiğinde ara vermesine olanak tanıyın. Bu aralara diğer çocuklardan daha sık ihtiyaç duyacaktır.
* Oyun saatlerini azaltma ve teneffüs iptalinden kaçının. Oyun saatleri çocuğun fazla enerjisinden kurtulması için iyi bir fırsattır.
* Farklı aktivite düzeyleri gerektiren dersleri gün içine dağıtın. Müzik, beden eğitimi, resim gibi yardımcı dersleri daha çok dikkat gerektiren Türkçe, matematik gibi derslerin arasına koyun.
* Dikkat sorunları olan yaşça daha büyük öğrencilerin, verimli çalışma ve dinleme alışkanlıkları kazanabilmeleri için çalışma yöntemleri ile ilgili ek özel dersler almaları yararlıdır.
* Ders çalışırken belli alışkanlıklar edinmelerini sağlayacak ve istenmeyen davranışlarını kontrol edecek etkin bir sistem geliştirin. Ödül puanları, çocuğun başarısını grafikler ile göstermek, çocuğu çıkartmalar veya yıldızlar ile ödüllendirmek, çocuğu istenilen davranışları göstermesi için heveslendirecektir.
* Yeni şeyler öğretip, yanıtlar istemeden önce çocuğa sözel ya da görsel bazı ipuçları verin. Örneğin çocuğa yalnızca onun anlayacağı bir işaret vermek onu utandırmadan dikkatini anlatılana vermesini sağlar.
* Uzun sürebilecek ödevleri küçük parçalara bölün. Böylece çocuğa bir işi tamamlamış olma duygusunu tattırmış olursunuz.
* Çocuğun her zaman aynı performansı göstermesini beklemeyin. Çocuğun çabaları sonuç mükemmel olmasa bile destekleyin.
* Mümkünse derste işlediklerinizi ve ödevleri yazılı hale getirin.
Hiperaktif Çocuklar Büyüdüklerinde Ne Olur?
“Çocuk büyüdüğünde hiperaktiflik geçer” diye söylendiğini duymuş olabilirsiniz; bu doğru değildir. Ama aşağıdaki nedenlerden dolayı çocuk olgunlaştıkça bazı iyileşmeler olacaktır.
* Çocuklar saldırgan davranışlarını bırakmayı veya azaltmayı genellikle arkadaş baskısı nedeniyle öğrenirler.
* Yaş büyüdükçe bazı problemlerin üstesinden daha kolay gelmeyi öğrenir (örneğin ilgilerini çeken bir şey üzerinde yoğunlaşarak ve ilgilerini çekmeyenlere önem vermeyerek).
* Bazı çocuklar problemlerinin üstesinden gelmeyi öğrenirken, bazıları da özellikle daha küçük yaşlardan itibaren şiddeti hiperaktif olanlar ergenlik çağında ciddi davranış bozuklukları geliştirebilirler.
* Hiperaktif çocukların çoğunluğu büyüdüklerinde iyi olacak, veya en azından idare edebilecek düzeye geleceklerdir.
* Bazen, özellikle 6 yaşın altında, kısa dikkat süresi genel bir gelişim geriliğinin bir bölümüdür. Böyle durumlarda çocuk büyüdüğünde bundan kurtulacaktır. Çocuk genel gelişim düzeyini yakaladığında dikkat edebilme yetisini de kazanacaktır.

Tedavi:
Hiperaktiviteyi ortadan kaldırıcı bir kesin tedavi yoktur, fakat hiperaktiflere yardımcı olabileceğimiz pek çok yol vardır. Doktoru, öğretmeni, danışmanı ve aile bireylerinin karşılıklı fikir alışverişi ve işbirliğiyle çocuğunuz bu rahatsızlığa rağmen normal bir yaşam sürebilir.
İlaç Tedavileri: Hiperaktivitenin tedavisinde uyarıcı ilaçlar oldukça işe yararlar. Hiperaktivite ve dikkat eksikliği ilk başta garip gelebilir. Bu ilaçlar çocuğu daha hareketli kılmak yerine, şaşırtıcı olarak hiperaktiviteyi azaltıp dikkat süresini uzatmaktadır. Hiperaktif bir çocuğa davranışlarını kontrol etmesinde yardımcı olan bu ilaçları kullanan bir çocuk ilacı kullandığı süreler içerisinde daha sakin ve dikkatli olmaktadır.
Okul çağındaki hiperaktif çocuklar için en çok kullanılan ilaç Ritalin (Metilfenidat)’dir.
Bunun dışında Pemolin (Tradon), Tofranil (İmipramin) ve Catapresan (Klonidin) gibi başka bazı ilaçlar da yardımcı olabilmektedir. İlaç tedavisi gerekli olduğunda doktorunuz çocuğunuz için en etkili ilacı bulmanızda size yardımcı olacaktır.
Kullanılan bu ilaçlar bağımlılık yapmaz, fakat bir takım yan etkilere yol açabilirler (baş ağrısı, uykusuzluk, iştah kaybı ve depresyon gibi). Çocuğunuzun doktoru tarafından düzenli olarak görülmesini sağlayın. Bu şekilde çocuğunuzun genel sağlığını gözetim altında tutacaktır.
Psikolojik ve pedagojik tedaviler: İlaçlar hiperaktif çocuklar için asla tek tedavi yöntemi olarak kullanılmamalıdır. Çocuğun davranışlarını kontrol etmesine yardımcı olurken öğretmenler, danışmanlar ve ailenin diğer bireyleriyle yapılacak işbirliği içerisinde uygulanacak tedaviler çok önemlidir.
Anne-babanın çocuğa yaklaşım konusunda eğitimi, öğretmen ve okul danışman psikologunun bilgili yaklaşımı ve çocuğun kendisini kontrol etme ve duygularını ifade etme becerilerini kazandığı psikoterapi ve pedagojik terapilerin birlikte uygulanması, ilacın sağladığı kazanımların uzun vadeli olabilmesi için şarttır. Bu tedaviler hakkında ayrıntılı bilgileri diğer broşürlerimizde bulabilirsiniz.
Son Birkaç Söz
Erken tedaviyle hiperaktif çocuğun geleceği için cesaret verici sonuçlara ulaşılmaktadır. Hiperaktivite etkilerinden tam anlamıyla “kurtulamayacak” olsalar bile bugün sorun yaratan davranışları gelecekte onlara yardımcı olabilir. Sınıf ortamından kurtulduktan sonra hayatta başarıya ulaşmak hiperaktif çocuklar için diğer çocuklar için olduğundan daha kolaydır. Bu çocuklardan pek çoğu erişkin yaşa geldiklerinde iş adamlığı gibi kendi davranış tarzlarına uygun meslekler seçmekte, veya sanat ve eğlence dünyasında başarılı olmaktadırlar. Hiperaktif bir çocuğun anne-babasından, öğretmenlerinden ve danışmanlarından bugün göreceği yardım ve destek, onun başarılı ve mutlu bir erişkin olmasına yardım edecektir.

1.09.2008

BEYNİ GÜÇLENDİREN GIDALAR

0 yorum

Çok aktif bir organ olan beyin, günlük kalorinin yüzde 20 ila yüzde 30 arası bir bölümünü kendi başına tüketir. Beyninizi korumak için; Sinirleri koruyan ve beyin fonksiyonlarını düzenleyen omega-3 yağ asitlerinin bol olduğu yağlı balıklar yeyin. Yeşil biber, turunçgiller, çilek ve brokoli gibi C vitamini depoları; havuç, ıspanak ve kayısı gibi beta-karoten kaynakları kadar, E vitamini açısından zengin olan badem, soya fasülyesi, zeytinyağı ve yapraklı sebzeler de beyni koruyor. Meyve ve sebzedeki antioksidanlar, beyin hücrelerine zarar veren “serbest radikaller”i etkisiz hale getiriyor.

BEBEKLİK DÖNEMİNDEKİ GELİŞİM

0 yorum

A) BEDENSEL GELİŞİM

Bebeklerin doğumdaki büyüklükleri ve doğumdan sonraki büyüme hızları, onların genel gelişimleri hakkında bize bilgi verir. Ortalama olarak erkek bebekler kızlara göre bütün beden oranları bakımından biraz daha büyüktürler. Bebeğin beden oranlarında görülen değişmeler özellikle birinci yılın ikinci yarısında hızlanır. Doğumdan itibaren incelendiğinde başın en hızlı gelişen organ olduğu görülür. Örneğin, doğumda başın bedene oranı 1/4 iken, bu oranın erişkinlikte 1/8’e düştüğü görülür.

Doğumdan 1 yaşına kadar gövde en hızlı büyüyen alanı oluştururken, bacaklardaki hızlı büyümenin 1 yaşla ergenlik arasında gerçekleştiği görülür. Bedence büyümenin hızı, sosyo-ekonomik koşullarla ve beslenmeyle yakından ilişkilidir. (Ortalama boy ve kilo artışı çizelgeden izlenebilir.)

Doğumda ortalama ağırlık minimum 2268 gr., ortalama 3402 gr., maksimum 6350 gr.’dır.

İlk 3 ay içinde bebeklerin ortalama olarak haftada 170 gr. Almaları beklenir. Bazı çocukların gelişmelerinde büyüme ritmi açısından farklılaştıkları, beklenen ortalamanın altında bir gelişim seyri izledikleri görülür. Başlangıçta küçük çocuk izlenimi veren bu bebekler çocukluk döneminin herhangi bir evresinde hızlı bir büyüme grafiği göstererek akranlarına yetişir.


İSKELET GELİŞİMİ

Yeni doğan 48-50 cm boyundadır. 1-3 yaş arasında boyda ortalama 20,5 cm., ağırlıkta 4,7 kg.’lık bir artış gözlenir. Bundan sonra büyüme yavaşlar.

Yeni doğan iskelet yapısı önceleri yumuşak kıkırdaktan oluşmaktadır. Zamanla kıkırdakta kalsiyum fosfat ve diğer minerallerin depolanmasıyla kemik materyali haline dönüşür.

İskeletin görevi, hareketi dengeli hale getirmek, iç organları korumak ve vücudu dik tutmaktır. Doğuşta bebekte 270 tane kemik vardır. Bunlar incedir, bükülebilir ve birbirine gevşek bir biçimde bağlıdır. Ergenlikte kemiklerin sayısı 350’ye çıkar. Erişkinlikte ise bazı kemikler birleşir ve kemik sayısı 206’ya düşer.

KAS GELİŞİMİ

Yeni doğan kız olsun erkek olsun beden büyüklüğüyle orantılı olarak kas liflerine sahiptir. Baş ve boyuna yakın olan kasların daha aşağıdaki kol ve bacak kaslarına oranla daha önce geliştiği gözlenir. Erkek bebeklerin kas doku oranı, kız bebeklerinkinden daha fazladır. Cinsiyet farklılığından kaynaklanan bu üstünlüğü erkekler tüm yaşlarında ellerinde bulundururlar.

TEMEL FİZYOLİK GEREKSİNMELER

a) Beslenme Gereksinimi: Açlık ve susuzluk gereksinmeleri önem bakımından ayırt edilemez. Yeni doğanın günde 7-8 kez emzirilmesi gerekmektedir. Bunu takip eden haftalarda 5-6’ya indiği görülür. Ama alınan besin miktarında azalma olmaz.

Bu konuda Türk-İslam düşünür İbn-i Sina (980-1037) bundan yüzyıllarca önce şu görüşleri ileri sürmüştür:

“Çocuğun emzirilmesi ve beslenmesine gelince mümkün olduğu kadar ana sütüyle beslenmelidir. Çünkü ana sütü, çocuğun ana rahmindeyken aldığı gıdaya en çok benzer olanıdır. Ve deneyle sabit olmuştur ki çocuğun sancılarının giderilmesinde son derece faydalıdır.”

Bu tavsiye “Analar çocuklarını tam 2 yıl emzirsinler” diye Kuran-ı Kerim’e de uygun düşmektedir.

b) Uyku Gereksinimi: İnsan yaşamının en az bilinen ve en gizemli aynı belki de uykudur. Çocuğun temel fizyolojik gereksinmelerinin başında gelen uyku, çocuğun etkin katkısı gerektirir.

Çocuğa gerekli uykunun süresi bazı öğelere bağlıdır. Bunlardan en önemlisi çocuğun yaşıdır. Küçük çocukların uykuya daha çok gereksinimi vardır. Yeni doğan bebekler günde ortalama 16-18 saat uyuyarak zamanlarının %80’ini uykuda geçirirken 1 yaş bebeklerinde bu süre %50’ye düşmektedir. İlk 3-4 hafta boyunca bebekler ortalama olarak günde 7-8 kez kısa dönemler halinde uyurlar. 6. haftadan itibaren bu kısa uykuların yerini günde 2-4 kez yinelenen uzun uyku periyotlarının aldığı görülür. 28. haftadan itibaren bebeklerin büyük bir çoğunlukla tüm gece boyunca uyudukları, buna ek olarak 1 yaşına kadar gündüzleri de 2-3 kez kısa sürelerle uyku süresi 2-5 yaş için 13-15 saat, 6-8 yaş için 12 saat, 8-10 yaş için 11 saat ve 10 yaşından ergenlik dönemine kadar 10-11 saattir.

ISI VE BEDEN TEMİZLİĞİ

Çocuğun sağlıklı gelişiminde İbn-i Sina ısı ve beden temizliğine de önem vererek şöyle der: “Dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de yeni doğmuş çocuğun ılık bir evde uyutulmasıdır.”

Yine İbn-i Sina’ya göre çocuğun yıkanacağı en iyi vakit en uzun uykusundan (yani gece uykusundan) sonradır.


B) BİLİŞSEL GELİŞİM

DUYSAL-MOTOR DÖNEM

Piaget, çocuğu dünya hakkındaki bilgisi şekillendikçe birbirine bağlı zihinsel gelişim evrelerinden geçtiğini savunur.

Çocuk duysal-motor evre içindeyken zekanın görüntüsü hareketleridir. Bu dönemin başında çocuk kendini diğer objelerden ayırdedemez ve davranışları refleks örüntülerle kısıtlanmıştır.

1 yaş çocuğu battaniye üzerindeki oyuncağa ulaşabilmek için battaniyeyi kendisine çeker. Burada çocuk battaniyeyi oyuncağa ulaşmak için kullanmıştır.

Duyusal-motor öğrenmedeki düzenli gelişim sırası, ilk olarak duyuların kullanılmasıyla başlar. Bunun ardından 6. aydan itibaren motor yetenekler, daha sonra, yani ikinci yılda ise bu birincil yeteneklerin koordinasyonu başlar. Sembolleri kullanabilme yeteneği ile birlikte yeni şema türleri gelişir. Bu temsili şemadır. Burada önemli olan mevcut duyusal-motor şemalardan hareketle bir şeyi bir başkasıyla temsil edebilme yeteneğidir.

Duyusal-motor dönemi iki ayrı evrede alınabilir:

1) Refleks-egzersizler dönemi
2) Döner tepkiler dönemi



C) MOTOR GELİŞİM

Yeni doğan ağzına verilen emzik ya da parmağı emer, yanağına ya da ağzına dokunulduğunda yönünü değiştirebilir. Ağlar, öksürür, avucuna konan objeyi yakalayabilir, çığlık atar.

3-4 aya kadar baş, el ve kol hareketleri egemendir. Asimetrik olarak yatabilir. Bunların bu aylar sonunda kaybolması gerekir.

Çocuğun oturması, emeklemesi ve ayakta durabilmesinde biyolojik değişimlerin yani olgunlaşmanın önemi büyüktür.

MOTOR BECERİLERİN GELİŞİMİ

Çocuklardaki ilk iki yıl üzerinde yaptığı yoğun çalışmalar sonucu Mary Shirley motor becerilerinin kazanılmasında bazı ortalama değerlere varmıştır. Shirley’e göre çocukta aylar itibariyle motor beceriler şu gelişim gösterir:

0 aylık: Fötal davranışlar
1 aylık: Çenesini kaldırabilir
2 aylık: Göğsünü kaldırabilir
3 aylık: Objeye ulaşabilir ve onu kaybedebilir
4 aylık: Destekle oturabilir
5 aylık: Kucakta oturabilir ve objeyi yakalar
6 aylık: Bebek iskemlesine oturabilir ve asılı olan objeyi yakalayabilir
7 aylık: Tek başına oturabilir
8 aylık: Yardımla ayağa kalkabilir
9 aylık: Eşyaya tutunmak suretiyle ayakta durabilir
10 aylık: Emekleyebilir
11 aylık: Elinden tutulduğunda yürüyebilir
12 aylık: Ayağa kalkmak için eşyayı tutabilir
13 aylık: Merdivenleri tırmanabilir.
14 aylık: Tek başına ayakta durabilir.
15 aylık: Tek başına yürüyebilir.



D) DİL GELİŞİMİ

AĞLAMA: Bebekler daha birkaç haftalıktan itibaren sesli uyarımları algılamaya ve onlara tepkide bulunmaya başlarlar. Konuşmayı öğrenmek uzun ve karmaşık bir olgudur. Çocuk 12-15 aylıkken ilk sözcüğünü söyleyebilir.

İlk iletişimler ise ağlamayla olur. Bunun nedenleri ilk doğumda kana oksijen sağlama bağırma ve ağlamayla başlar. İlk 2 haftada uyku gereksiniminden kaynaklanır. 7 haftalıktan küçük çocuklarda açlık ağlama için en önemli sebeplerden bir diğeri iken gürültü ve ışık da sebepler arasındadır.

Daha üç aylık bile olmadan çocuk, ağlamanın ilgi toplamak için bir yöntem olduğunu öğrenir. 4 aylık çocuk yetişkinin onunla oynamayı reddettiği zaman, 5 aylık çocuk yetişkin odada olduğu halde onunla ilgilenmediği zaman, 9 aylık çocuk yetişkin başka bebeği tercih ettiği zaman ağlar. Daha ileri aylardaki çocuk aç, yorgun olduğu, korktuğu ya da faaliyeti kesildiği zaman ağlar.

CIVILDAMA: İkinci ayın sonundan itibaren ilk zamanlara oranla ilk zamanlara oranla daha az ağlamaya rastlanırken, bebekler kumru gibi ses çıkarmaya başlar. Bunlar genellikle bebeğin rahat ve hoşnut olduğu zaman çıkardığı seslerdir. Bu sesler dilin temel taşlarıdır.

HECELEME: 5 ve 6. aylarda kumru gibi ses çıkarma tek heceli anlamsız sözcüklere dönüşür. Heceleme yaşı 3-12 ay arasındadır. Çocuk artık isteklerini bu anlamsız hecelerle dile getirir. Ve bazen bu çıkardığı sesler hoşuna gider ve kendi kendine güler.

KONUŞMA: Dudak ve dişlerin koordinasyonu ile meydana gelen seslerin çıkması için ön dişlerin çıkması beklenmelidir. Yani organizma olgunlaşmalıdır. Bunun yanı sıra çocuk bazı sözcüklerin belli anlamları olduğunu bilmedikçe sözcükleri gerçek anlamlarıyla birleştiremez. Çocuk 1 yaşındayken yetişkinin belli kişi ve nesneler için kullandığı sözcükleri hatırında tutmaya başlar. Tüm anlamlar önce belli bir obje, kişi ya da duruma bağlıyken öğrenilir. Örneğin çocuk babasına “baba” diye hitap etmeyi öğrenince tüm erkeklere baba diyebilir.

Çocuk belli şeyleri öğrendiğinde kısa hecelerle anlatabilir. Örneğin gezme yerine “at-ta” demesi. Yetişkinler de eğer bu kısa heceleri kullanmaya başlarsa gerçek objelerin yerini alması daha uzun sürebilir.

Ayrıca çocuk başka motor faaliyetle uğraştığından, örneğin yürümek gibi, konuşmayı ikinci plana atabilir. Ancak yürümeyi öğrendikten sonra artık konuşmayla meşgul olur


E) DUYGUSAL GELİŞİM

BEBEKLİKTE İLK HEYECANLAR

Gülme ve Gülümseme: Hazzın en açık seçik belirtilerinden biri olan gülümseme ikinci ay dolaylarında görülür. Bebekler başka gülümseyen bir yüz gördüklerinde, annelerinin sıcaklığını hissettiğinde ilgilenildiklerinde gülümserler.

Korku: En yaygın heyecan biçimlerinden biri olan korku, canlıların görünen ya da görünmeyen tehlikeler karşısında, bir başka deyişle iyi kavranılmayan, farklı bir olaya karşı gösterdikleri doğal bir tepkidir. Aşırı olmadığı takdirde korku her çocukta görülen normal bir heyecan türüdür. Korkuda canlı varlığın korkuyu başlatan uyarım kaynağından kaçışı söz konusudur. Bebeklik döneminde korkuyu başlatan başlıca etkenler yüksek ses, fiziksel desteğin kaybolması, hayvan, karanlık oda, yüksek yer, yalnız kalma, acı duyma, ani yer değiştirme ya da yabancı kişi, yer ve objelerle karşılaşma olarak sıralanabilir.

Öfke: Öfke çok sık rastlanan bir heyecan türüdür. Özellikle çocukluk döneminde öfkeyi oluşturacak uyaranlar çoktur. Bunlardan bazıları:

· Oturakta oturmaya zorunlu kılmak
· Oynamakta olduğu oyuncağı elinden almak
· Yüzünün yıkanması
· Odada yalnız bırakılmak
· Başarıyla sonuçlanmayan bir işle uğraşmak
· Diğer çocuk ve yetişkinlerle oynamada başarılı olmamak
· Giydirilmek
· Giysilerini çıkarmak
· Yıkanmak
· Burnunun silinmesi


F) SOSYAL GELİŞİM
Sosyal gelişme bebeğin 3 ay dolaylarında insanla objeler arasındaki farkı görerek değişik tepkiler göstermesiyle başlar. Bebekler 3. ayda insan sesi duyduklarında başların çevirirler, gülümsemeye gülümsemeyle karşılık verirler. Bu ayın başından itibaren sosyal davranış egemen olur. Bebek artık başkalarıyla birlikteyken mutlu, yalnız başına kaldığı zaman mutsuz ve huzursuz olmaya başlar. 4-5 aylıkken diğer bebekleri farketmeyi, gülümseme ve azarlamaya değişik tepki vermeyi öğrenirler. 8-9 aylık olduğunda çocuk başkalarında gözlediği ses ve hareketleri taklit eder. 10-12 aylar arasında aynada kendi görüntüsüyle oynar ve onu öper. Fakat yaşamın 12. ayının sonrasındaki hızlı gelişim çocuğu birçok yönden bağımsız hale getirir. Artık çocuk kendini kanıtlama çabası içine girer. Özellikle ikinci yılın yarısından itibaren taklit, utanma, otoritenin kabulü, rekabet ve ilgi çekme arzusu başlar. 2-3 yaş çocuğu yetişkinlerle birlikte basit faaliyetlerde bulunabilir. Böylece pasif eleman olmaktan kurtulup bağımsızlaşır

 

Zirve100 Toplist
Türkiyenin Tikky Sitesi Türkiyenin Tikky Sitesi