Şizofreni Nedir ?
- Şizofreni epilepsi, Multipl Skleroz gibi bir beyin hastalığıdır.
- Bütün kronik hastalıklar (Şeker hastalığı, astım, romatizma..) gibi alevlenme ve yatışma dönemleri gösterir.
- Tedavi edilebilir bir hastalık olmakla beraber zaman zaman alevlenme dönemleri olabilir, hastaların önemli bir kısmında hastalık tamamen ortadan kalkmayabilir. Bu durum da kişinin çalışmasını, çevresindekilerle iletişim kurmasını, bağımsız bir yaşam sürmesini çok güçleştirir.
- Bu ciddi hastalık yeryüzündeki her yüz kişiden birini etkilemektedir. Dünyada 60 milyon, Türkiye'de de 600.000 şizofreni hastası yaşamaktadır.
- Hastalık genellikle 15-25 yaş aralarında başlamakla beraber orta yaşlarda başlaması da mümkündür. Hastalık ne kadar erken başlarsa kişilik üzerindeki harabiyet o kadar fazla olmakta, normal bir yaşam sürme şansı azalmaktadır.
Şizofreni Ne Değildir ?
- Şizofreni kişilik bölünmesi demek değildir. Maalesef pek çok kişi şizofreni hastalarını bazı zamanlar normal yaşam sürdüren bazen de birden tehlikeli bir caniye dönüşen kişiler olarak hayal etmektedir. Bunun gerçekle alakası yoktur!
- Şizofreni hastaları nadiren çevreye zarar verebilir.
- Şizofreni kelimesi sıklıkla iki şekilde hatalı kullanılmaktadır: Ya bir konuda farklı ya da zıt duygular taşımak kastedilir (bir şeyi hem sevmek hem de nefret etmek gibi) ki bu insan doğasında bulunan bir özelliktir. Ya da değişik zamanlarda değişik davranmak anlamında kullanılır ki bu durum da hemen hepimizin doğasında bulunan bir özelliktir.
- Şizofreni erken bunama değildir.
- Aşı vb. yollarla korunması mümkün olan bir hastalık değildir.
Şizofreni hakkında yanlış inanışlar:
- Şizofrenler tehlikeli ve saldırgandır.
- Şizofreninin tedavisi yoktur.
- Şizofrenler çalışamazlar.
- Şizofreni anne babanın hatalı tutumu nedeniyle ortaya çıkar.
- Şizofrenler tembeldir.
- Şizofrenlerin ne zaman ne yapacakları belli olmaz.
- Şizofreni karakter zayıflığından ve iradesizlikten dolayı ortaya çıkar. ( Hastalar yeterince çaba gösterseydi bu durumun üstesinden gelebilirdi.)
- Şizofrenlerin her söylediği şey saçma olacaktır.
- Mahalledeki şizofrenler çocuklarımıza zarar verebilir.
- Şizofrenler sanıldığından daha da tehlikelidir.
- Şizofreninin sebebi fazla mastürbasyon yapmaktır.
- Şizofrenlerin çocukları da şizofren olur.
- Şizofreni ömür boyunca giderek ağırlaşır.
Şizofreni Nedenleri:
Son yirmi yılda yapılan araştırmalarda şizofreninin nedenleri hakkında önemli bulgular elde edilmiştir. Tüm hastalar için geçerli olan tek bir neden bulunmamakla beraber şizofrenin ortaya çıkmasında rol oynayan başlıca etkenleri üç başlık altında toplayabiliriz:
1. Kalıtımsal nedenler
2. Beyindeki yapısal değişikliklerin rolü
3. Beyindeki kimyasal maddelerin rolü
-Şizofrenide kalıtımın rolü
Şizofrenisi olan her 10 kişiden birinin yakın akrabaları arasında bu hastalık görülür.
Şizofreni hastalarının ailelerinde bu hastalığın toplum ortalamasına göre daha sık görülmesi şizofrenide ailesel geçişin rolüne işaret eder. Örneğin, anne ya da babasından biri şizofreni hastası olan çocukta hastalığın görülme olasılığı % 12’dir. Kardeşlerden biri şizofreni hastası ise diğer kardeşlerde hastalık görülme olasılığı %8 dir. Toplumda her 100 kişiden birinde şizofreni görülme riski bulunduğu düşünülürse bu oranların yüksekliği hakkında bir fikir edinilebilir.
Ailesel yatkınlığın nedeni anne babanın yetiştirme tarzı değildir.
Hastalığın geni tam olarak bilinmiyor. Bir başka deyişle, elde edilen veriler şizofreniden tek bir geni sorumlu tutmak yerine birden fazla genin rolü olduğuna işaret ediyor.
-Beyin yapısındaki değişikliklerin rolü
Tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinde şizofreni hastalarının beyinlerinde normalde görülmeyen bazı değişiklikler olduğu saptanmaktadır.
Örneğin beyinde normalde de bulunun boşlukların hasta kişilerde daha geniş olduğu ve bazı beyin bölümlerinin normalden daha küçük olduğu görülüyor. Özellikle, beynin plan yapmak ,sorun çözmek gibi işlevleri de yüklenen ön bölümü ve önceki deneyimleri hatırlayarak o anki duruma uygun bir davranış geliştirmekte rol oynayan hipokampus bölümünün normalden küçük olduğu saptanmıştır. Bu bölgelerin işlevlerindeki aksama sonucunda hastalar günlük hayatta her an karşılaştığımız basit ya da karmaşık sorunları çözmekte zorlanabiliyor. Bu « sorun »lar örneğin yeni tanıştığımız bir kişiyle neleri konuşabileceğimiz, şehir içinde bir yerden bir yere giderken karşılaştığımız aksaklıkların üstesinden nasıl geleceğimiz gibi bize basit gelen şeyler de olabilir.Beyin yapısındaki değişiklikler hasta kişilerin beyinlerinin normal gelişimden farklı bir yol izlediği şeklinde yorumlanır.Bu değişiklikler doğumdan önce ya da doğum sırasında etkili olan nedenlere bağlanır.
Örneğin gebeliğin erken dönemlerinde virüs enfeksiyonları ya da doğum sırasındaki bazı sorunlar gibi.
-Beyindeki kimyasal maddelerin rolü
Beyinde milyarlarca sinir hücresi bulunur.
Bu hücreler bir telefon şebekesi gibi birbiriyle bağlantılıdır
Her hücrenin ucundan salınan bazı kimyasal maddeler komşu hücreye ulaşarak hücreler arası haberleşmeyi sağlar. Haberleşmeyi sağlayan kimyasal maddelere nörotransmitter denir.Adrenalin, dopamin, serotonin gibi…
Şizofrenisi olan kişilerde dopaminin aracılık ettiği haberleşmede bir bozukluk olduğu bilinmektedir
Dopamin hastaların beyninde bazı bölgelerde fazla miktarda bulunmaktadır. Dopamin aracılığıyla haberleşmedeki bozukluk ;hezeyan ve halüsinasyonlar, dağınık davranış ve konuşma gibi hastalık bozukluklarından sorumlu tutulmaktadır.
Şizofrenide Alvelenmenin Haberci Belirtileri:
-Haberci Belirti Nedir ?
Hastalığın alevlenme dönemine girmesinden önceki günlerde beliren öncü belirtilerdir
Şizofreni tıptaki bütün kronik hastalıklar gibi alevlenme ve yatışma dönemleri gösterir. Hastalık alevlenme dönemine girmeden önce bazı belirtiler gözlenir. Bu durumu grip olmadan once yaşadığımız halsizlik, başağrısı gibi belirtiler benzetebiliriz. Eğer bu belirtileri yaşadığımız zaman istirahat eder, C vitamini kullanırsak gribi önleyebilir ya da daha hafif geçmesini sağlayabiliriz.
Benzer şekilde, hastalar ve hastayla beraber yaşayanlar haberci belirtileri gözlediği zaman tedavi ekibini haberdar ederse alevlenmeyi erken dönemde önlemek mümkün olacaktır. Haberci belirtiler hastadan hastaya değişiklik gösterir. Ancak belirli bir hasta için her alevlenme döneminden önce hemen hep aynı haberci belirtiler gözlenir
Haberci belirtilerden bazıları..
1. İsteksizlik, ilgi kaybı
2.Aileden ve arkadaşlardan uzaklaşma
3.Dinle aşırı ilgilenmeye başlama
4. Uyku düzeninin bozulması( artma / azalma)
5.Çökkünlük
6.İştah azalması
7. Alınganlık
8. Çabuk sinirlenme
9. Küçük şeylere öfkelenme
10. Başkalarına ya da kendine zarar verme düşüncesi
11. Kendine bakımda gerileme
12. Alkol içmeye başlama
13.Cinsel konularla fazla meşgul olmaya başlama
14. Sık sık tartışmalara girişme
-Şizofreninin İnatçı Belirtileri
Hastalığın bazı belirtileri uygun tedaviye karşın (azalsa bile) tümüyle ortadan kalkmayabilir. Bunlara inatçı belirtiler denir
Bu belirtiler günden güne artma ya da azalma gösterebilir. Ancak sürekli olarak bulunma eğilimindedirler.Her hastada inatçı belirtiler görülmeyebilir. İnatçı belirtiler kişiden kişiye değişebilir. İnatçı Belirtilere bazı örnekler;
1. Sesler duymak
2. Başkalarıyla yakınlık kurmada isteksizlik
3. Başkalarına garip gelen düşünceler
4. Çökkünlük, mutsuzluk
İnatçı belirtiler kişinin yaşamını olumsuz etkiler.Kişiden kişiye değişen başa çıkma yöntemleri inatçı belirtilerin olumsuz etkisini azaltmakta işe yarayabilir.
Hastalıkla Mücadele:
-Hastalara On Emir:
+Birinci Emir
İlaçlarını almayı aksatmayacaksın
Sorunları çözmek için ilacın tek başına yeterli olmadığını biliyoruz.İlacı yutmayı kolaylaştıracak sosyal destek programlarına da ihtiyaç var.
+İkinci Emir
Gününü ve geceni iyi ayarlayacaksın. Yeteri kadar uyumaya özen göstereceksin.
Uyku biraz tartışmalı bir konu. Yeterince uyumazsanız bunun ardından hastalığınız alevlenme dönemine girebilir. Öte yandan bazı şizofrenler çok fazla uyuyorlar. Öğlenden sonra saat ikide hala üzerinde pijamaları olan kişiler tanıyoruz. Bu kişilerin boş zamanlarında ne yapacağını bilmemesi de çok doğal ,çünkü bu saatleri uyuyarak geçiriyorlar. Yeni grup ilaçların uyku verici yan
etkileri daha az. Hepimiz uykudan kazandığımız zamanı nasıl değerlendireceğimizi düşünelim.
+Üçüncü Emir
Stresten uzak duracaksın
Söylemesi kolay, yapması zor...
+Dördüncü Emir
Herkesin her gün yaptığı şeyleri sen de yapacaksın
Şizofrenisi olan kişiler de günde üç öğün yemek yemeli ; düzenli aralıklarla banyo yapmalı, traş olmalı. Ayrıca evini ya da odasını temiz tutmalı. Temizlik yapma konusunda güçlük çekiyorsanız
yakınlarınızdan yardım istemelisiniz.
+Beşinci Emir
Uyuşturucudan uzak duracaksın; alkol ve sigarada aşırıya kaçmayacaksın.
Sokakta satılan uyuşturucu ya da uyarıcı maddeler hepimiz için tehlikeli ve yasak. Bağımlılık yapan ya da geçici bir keyif veren ilaçlardan da uzak durmalı. Bu tür ilaçlar sanki sıkıntıları rahatlatıyor gibi düşünülse de psikotik alevlenme dönemleri
arasındaki iyilik dönemlerini kısaltıyor.
Alkol ne iyi ne kötü. Ancak çok içmemeye dikkat etmeli.
Şizofrenisi olup da sigara içmemek neredeyse imkansız gibi, ancak aşırı sigara içmenin kullanılan ilaçların olumlu etkilerini zayıflattığını hatırlatalım.
+Altıncı Emir
Yaşantının belirli bir düzeni olacak
Hep aynı saatte yatmaya, kalkmaya, yemek yemeye özen göstermek gerekiyor.
+Yedinci Emir
Her gün için program yapacaksın
Bütün gününü yatakta geçirmeyeceksin. Her gün yararlı bir şeyler yapamaya gayret et. İsteksizliğinin üstesinden gelerek ev dışındakı faaliyetlere katılmaya çalış.
+Sekizinci Emir
Başkalarıyla bağlantıyı kesmeyeceksin
Arkadaşlarınla ve diğer psikotik hastalarla , tanıdıklarınla ilişkini sürdürmelisin. Psikotik insanlar bazen çevreden uzaklaşma eğiliminde olurlar. Bu da iyi bir işaret değildir.
+Dokuzuncu Emir
Psikiyatristinle ve tedavi ekibiyle bağlantını kesmeyeceksin
Hastanelerdeki bürokratik işlemlerin sıkıcılığı nedeniyle bu bazen güç olsa da...
+Onuncu Emir
Her hafta jimnastik ya da bedensel egzersiz yapacaksın
Böyle bir alışkanlığı olmayanlar için başlangıçta zor gelebilir.
Bunun en kolay yolu her gün düzenli olarak yürüyüş yapmak. Her sabah yarım saat , ya da sabah akşam. Ayrıca evde jimnastik yapabilirsin ya da bir jimnastik salonuna kaydolabilirsin.
-Aileler için 14 ilke
1. Şizofreninin nadir görülen bir hastalık olmadığını KABUL EDİN. Nadirmiş gibi görünmesi bu konu üzerinde fazla konuşulmuyor olmasındandır.
2. Şizofreni hakkında en kısa zamanda mümkün olduğunca fazla BİLGİ EDİNİN.
3. Asla KENDİNİZİ SUÇLAMAYIN . Kendini suçlamak hastalıkla başa çıkmaşansınızı yok eder. Unutmayın ki son araştırmalar şizofreni gelişmesinde hasta yakınlarının bir kusuru olmadığını göstermektedir.
4.Bu konuda etkili olan tedavicilerden YARDIM İSTEYİN. Bu kişilerin şizofreniyle mücadele konusunda sizinle işbirliğine istekli olmasına, hastalığı anlamanıza yardımcı olabilecek özellikte olmasına dikkat edin.
5. Şizofreni Dostları Derneği gibi, hasta yakını dernekleriyle BAĞLANTI KURUN.
6.Şizofreni gibi karmaşık bir hastalıkla mücadele ederken sadece kendi doğru bildiklerimize göre davranmanın yetmeyeceğini KABUL EDİN. Yakınlar olarak bu konuda eğitime ihtiyacımız var.
7.Yakınlar olarak bizlerin maruz kaldığı ,giderek artan baskıların nereden kaynaklandığını DÜŞÜNÜN.
8.Ailenin diğer üyelerinin gereksinimlerine de DİKKAT EDİN.
9. Şizofrenisi olan birisi için kendinizi sınırsızca feda etmenin etkili bir bakım ve mücadeleye zarar verdiğini UNUTMAYIN.
10. Şizofrenisi olan yakınınızla sabahtan akşama kadar birlikte vakit geçirmenin işleri bozabileceğinin FARKINA VARIN
11. Özellikle evden dışarı çıkmanızı kolaylaştıracak hobiler edinin, faaliyetlere katılın, arkadaşlıklar KURUN VE SÜRDÜRÜN.
12. Hem kendinizin hem yakınınızın özgürlüğünü sağlayacak bir bakış açısı GELİŞTİRİN.
13. Bu mücadelede başarıya ulaşan hasta yakınlarını diğerlerinden ayıran şeyin değişebilme ve olaylara farklı bakabilme yeteneği olduğunu farkedince ŞAŞIRMAYIN
14. KENDİNİZE ÖZEN GÖSTERİN.
Şizofreniyi Tedavi Etmek…
-Şizofrenide Tedavi Amaçları :
Alevlenme dönemlerini önlemek
Alevlenme dönemlerini erken farkedip ayaktan tedavi etmek
Alevlenme dönemi yatıştıktan sonra hastalığa bağlı yetiyitimini en aza indirmek
Hastanın sorunlarla başa çıkma kapasitesini artırmak
-Şizofrenide ilaç tedavileri
1- ANTİPSİKOTİK (NÖROLEPTİK) İLAÇLAR
Antipsikotik ilaçlar beyinde Dopamin ve Serotonin adı verilen maddelerin etkilerini değiştirerek görev yaparlar.
Bu ilaçlar kullanım şekillerine, etki ve yan etki şekillerine göre sınıflandırılabilirler.
Kullanım şekillerine gore baktığımızda kabaca 3 şekilde ayırabiliriz:
Sadece ağızdan alınabilen antipsikotik ilaçlar;
Mellerettes,Melleril,Stilizan,Burunon,leponex,Dogmatil
Nörofren,Risperdal,Zyprexa,Sülpir
İğne formu da olanlar;
Nörodol,Largactil,Clopixol,Fluanxol,Prolixine
Depo formu olanlar;
Clopixol , Prolixine, Fluanxol gibi ilaçların 15 gün boyunca vucutta etkili olan depo şekilleri de vardır.
Bu antipsikotik ilaçların etkileri gibi yan etkiler de uzun süre devam eder. Bu ilaçlar özellikle düzenli ilaç kullanımında sorunları olan hastalarda kullanılır. Etki şekillerine gore sınıflarken;Bu tablo göz önüne alınır. Bu ilaçların eş değer dozunun bir taraftan sakinleştirici etkisi artarken diğer taraftan antipsikotik etki denilen psikotik bozukluk veya şizofreniye etkili gücü azalmaktadır. Bu nedenle zaman zaman farklı gruplar içinden ilaçlar birlikte kullanılabilmektedir.
Yan etkilerine gore de iki temel gruba ayrılırlar:
1-Uyku verici, sersemlik, tansiyon düşmesi,idrar tutukluğu,cinsel problemler daha fazla yapanlar: Largactil,Melleril,Leponex,Zyprexa,Risperdal
2-Hareket bozuklukları(yerinde duramama , katılık, maske yüz v.s.) daha fazla yapanlar:
Nörodol,Prolixine,Clopixol,Fluanxol,Nörofren
Şizofreni hastalarında temel olarak 3 nedenden dolayı antipsikotik ilaçlar kullanılır. Bu etkileri kısaca şöyle açıklayabiliriz:
1-Antipsikotik etki: Psikotik yaşantılar denilen ; Hayal görme , ses işitme, yanlış düşünceler, dikkatini toplamada güçlük , düşünce ve konuşmada bozukluklar, garip ve nedensiz davranışlar gibi çoğu zaman hastayı ve çevresini de rahatsız eden durumu düzeltmek amacıyla ilaç kullanılır.
2-Sakinleştirici etki; Uykusuzluk,gerginlik, taşkınlık, kaygı durumu, huzursuzluk, aşırı hareket ve kontrolsüz davranış durumunda bu etkisinden yararlanılır.
3-Hastalığı önleyici etki; Hastalığın alevli dönemlerinin tekrarlamasını, yatışların önlenmesini,nükslerin şiddetinin azaltılmasını,hastalığın oluşturduğu dikkat azalması,düşüncede yavaşlama, öğrenmede zorlukla belirgin olan bilişsel bozuklukları azaltmayı hedefler.
Antipsikotik ilaçların yan etkileri de 3 grupta toplanabilir;
A-Hareket Bozuklukları
B-Metabolik ve Dolaşım sorunları
C-Diğerleri
Hareket bozuklukları ilk ilaç kullanımı ardından kısa zaman (saatler ve günler içinde) sonar ortaya çıkanlar ve geç dönemde ortaya çıkanlar diye ayrılabilir.
-Nöroleptik ilaç alımını takiben ilk günler içindeki yan etkiler;
KASILMA,KATILIK,HUZURSUZLUK,HAREKETLERDE YAVAŞLAMA,
YERİNDE DURAMAMA,KÜÇÜK ADIMLARLA YÜRÜME,TİTREME,
MASKE (DONUK) YÜZ.
-Geç dönemde ortaya çıkan yan etkiler;
İstemsiz kas hareketleri, Dilde ve ağızda oynamalar, Yerinde duramama, Yatamama
Yılansı vücut hareketleri.
Metabolik Yan etkiler: Ağız Kuruluğu, Salyada Artma(Leponex), Kabızlık, İshal,
İştah artışı ve kilo alma, Baş Dönmesi, Terlemede artma, Beyaz kan hücrelerinde azalma(Leponex), Memelerden süt gelmesi(galaktore)
-Diğerleri başlığı altında toplanan yan etkiler ise;
Çabuk Yorulma, Cinsel bozukluklar, Kilo alımı, Görme bozuklukları, Adet Düzensizliği,
Nöbet geçirme, Nöroleptik Maliyn Sendrom, Çarpıntı, Deri döküntüleridir.
Bunların içinde özellikle önem taşıyan durum sebepsiz (herhangi bir infeksiyon veya ateş yükselmesine neden olabilecek diğer tıbbi sorunlar) ateş yükselmesi ile giden nöroleptik maliyn sendromdur. Kısa sure içinde en yakın sağlık kuruluşuna başvuru gerektirir.
Yan etkilerle karşı karşıya kalındığında yapılması gerekenler aşağıda özetlenmiştir;
1.Telaşa kapılmayın
2.Bu durumun geçici bir yan etki olduğunu düşünün ve hastanıza bilgi verin
3.Mümkünse kendi doktorunuza veya tedavi gördüğünüz birimin nöbetçi doktoruna ulaşın
4.Eğer uzakta iseniz,kullandığınız ilaçların listesi ile birlikte en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.
5.Uygun önlemlere rağmen ilaçların vücutta kalma sürelerine bağlı olarak bu etkilerin bir süre daha devam edeceğini bilin.
2- ANTİDEPRESAN SINIFI İLAÇLAR
Seçici olmayan monoamin geri alım inhibitörleri:
Tofranil
Anafranil
Laroxyl
Tolvon
Desyrel
Ludiomil
Serzone
İnsidon,İnsomin
Bu grup ilaçların büyük kısmi Trisiklik antidepresanlardan oluşur ve bazı yan etkileri vardır. 100 hastadan ortalama 7’sinde bu yan etki görünür. 1-2 hafta içinde bunların birçoğu ortadan kalkar. Bunlardan bazıları;
Bulantı-kusma/Ağız kuruluğu/Görme bozukluğu/Kabızlık/Sık idrar yapma veya idrar yapma zorluğu/Çarpıntı v.s
Seçici serotonin geri alım inhibitörleri:
Prozac,Depreks,Zedprex,Lustral,Seralin,Serdep,Faverin,Seroxat,Cipram,Efexor,Stablon,Remeron
Bu grup antidepresanların yan etkileri diğer gruba göre daha azdır, çoğu ilk 2 hafta içinde görülür. İlaç kesildikten sonra ortadan kalkar. Bunlardan bazıları:
Bulantı,kusma,Sıkıntı hali,İshal,Uyku hali,Baş ağrısı,Uykusuzluk,Cinsel işlev bozukluğu v.s
3- ANKSİYOLİTİK SINIFI İLAÇLAR
Çoğu yeşil reçete ile verilir.
XANAX/DİAZEM/RİVOTRİL/TRANXİLENE/LİDANİL/BUSPON/ATİVAN/NERVİUM/LİBRİUM/LUMİNAL
Yan Etkiler:
Deri döküntüleri/Sersemlik hali/Uyku artışı/Kilo alma/Sinirlilik
EN ÖNEMLİ YAN ETKİSİ uygunsuz ve doktor kontrolü olmadan alındığında oluşan bağımlılık ve kötüye kullanımdır. BU NEDENLE DİĞER TÜM İLAÇLAR GİBİ DOKTOR KONTROLÜNDE ALINMALIDIR.
4- ANTİKOLİNERJİK İLAÇLAR
Akineton/Benadryl/Dideral
Özellikle nöroleptiklerin oluşturduğu hareket bozukluklarının azaltılmasında ve giderilmesinde kullanılan ilaçlardır.
5- DUYGUDURUM DÜZENLEYİCİLER
Lithuril,Tegretol,Karbalex,Karazepin,Depakin,Konvulex,Lamictal
-Şizofrenide diğer tedavi yöntemleri:
1- ELEKTRO KONVULZİF TEDAVİ (EKT,ŞOK)
Tartışmalı bir konu…
Daha önce EKT alanların %90 ı tekrar EKT tedavisi alabileceğini söylüyor
Az eğitimli, ileri yaştaki , hiç EKT yapılmayan hastalar EKT ye karşı
Yeni ilaçlar EKT kullanımını azalttı
Nasıl bir yöntem?
Başa 2 yanlı yerleştirilen elektrotlarla (200-1000 miliamperlik, 2-3 sn süren, ancak %1 i beyne ulaşan devamlı akımla) 20-30 sn Jeneralize tonik klonik konvulsiyon oluşuyor. Hastalar önce,EKG, EEG, AC grafisi ve kan tetkiklerinin de yapıldığı dahili muayeneden geçiyor. Bu arada ilaçları kesiliyor yada azaltılıyor. 6-8 arası bir açlık döneminden sonra, kısa süreli anestezik maddeler ve kas gevşeticiler veriliyor. Tedavi ekibi, psikiyatrist, anestezi uzmanı, hemşire ve hasta bakıcıdan oluşuyor.
KİMLERE EKT YAPILIR?
Depresyon/Şizofreni (katotonik tip, ilaca direnç)/Manik epizod/Tıbbi hastalık, ilaç kullanamama/Gebelik
Sürdürüm tedavisi olarak (haftada 1)
Etki mekanizması:
Beyinde oluşan elektriksel nöbet ile hemisfeler arası dengenin yeniden düzenleniyor, anormal aktivite baskılanıyor şeklinde görüşler var.
Reseptör ve ikincil haberci sistemlere etkileri var.
Bir başka görüşe göre de antidepresanlara benzer etki gösteriyor.
Yan etkileri;
Mortalite,
her tedavi için;
binde 2, her hasta için; yüzde 1
Geçici bellek bozukluğu, en sık görülen yan etkidir. Başağrısı, kas ağrıları da tedavi sonrası görülebilir
Uygulama şeması:
Haftada 3 kez, günaşırı, toplam ortalama 7 kez yapılır
Kontrendikasyonlar:
kafaiçi yer kaplayan lezyonlar
Mİ, anevrizma,
2- BİREYSEL PSİKOTERAPİLER, GRUP TEDAVİLERİ
Bireysel Psikoterapiler;
Tek başına kullanılmaz, ilaç tedavisi ile birlikte olmalı.
Güven ilişkisi ilaç kullanımına uyumu arttırır.
Her hasta için kendine özgü yaklaşımlar olmalı.
Güvenli, terapötik, iletişim, yedek ego,
Gerçeğe yönelimli, destekleyici terapi,
Terapi sıklığı ve süresi değişken
Grup tedavileri:
Yatan-ayaktan hastalara uygulanır,
En az bireysel psikoterapiler kadar etkilidir.
7-12 Üyeli gruplar, haftada 1 kez toplanır, 1 saat sürer. Hastalara semptomlarıyla başa çıkmada yardımcı olur. Kişilerarası etkileşimin artması hedeflenir. Destekleyici yaklaşımla, grup dışı iletişim de teşvik edilir.
Sosyal beceri eğitiminde; Etkili konuşmada temel ilkeler, bir sohbeti başlatmak -sürdürmek –sonlandırmak, Sorun çözme teknikleri , şizofreni nedeniyle yakın çevreyle yaşanan sorunlar(hastalığı saklama, ailenin eleştirel tutumu) , Hastalık belirtilerinin çevreyle ilişkilerde yarattığı sorunlar(paranoid düşünceler gibi) Okulu bırakma ya da kayıt dondurma veya işe başlama, bırakma gibi önemli olaylar öncesinde grubun görüşünü alma, İşyeri ya da okulda yaşanan sorunlar gibi konular ele alınır. Sohbet edebileceğimiz yeni insanlarla nerede karşılaşabiliriz? Bu kişilerin sohbet etmeye istekli olup olmadığını nasıl anlarız? Yeni tanıştığımız biriyle sohbete nasıl başlayabiliriz? Gibi soruların cevapları aranır.
İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri A.B.D, Psikotik Bozukluklar
Araştırma Programı (PAP) da halen 3 şizofreni hasta grubu , bu tarzda çalışmaktadır.
-Aile Tutumu Hakkında:
Ailelerin Psikotik Hastalığı Olan Yakınlarıyla İletişimde Dikkat Etmeleri Gereken Noktalar:
Psikotik hastalık ; bir insanın hissetme, bağlantıya geçme, davranma yeteneklerine zarar vermesine rağmen genellikle hastanın temel doğasına zarar vermez. Önceden sevilen ya da sevilmeyen şeyler değişmez.
Bir şizofreni hastasından ne beklenebilir?
Hasta yakını olarak yanlış umutlardan kaçınmalıyız!
Gerçekdışı beklentilerin hem bize hem hastamıza zararı olur.
Hastaneden yeni çıkmış birine basit ev işleri dahi ağır gelebilir , fakat bu kendine ait işleri yapamayacağı anlamına gelmez.
Yakınımız okula, işe gidebilir mi?
Bu konuda üzerinde bir baskı hissetmezse gitmesi daha kolay olacaktır.
İşlev düzeyinin artması zamana bağlıdır.
Kendisi için ,kendi bakımı ve sahip oldukları şeyler için sorumluluk almaya cesaretlendirilebilir.
Hasta olan yakınlarının üstüne duygusal olarak fazla düşen ailelerde hastalığın alevlenme olasılığı daha yüksek bulunmuştur.
+Aşırı duygusal ilginin biçimleri:
Ses tonu;
Sesin eleştirel bir ton taşıması
Örneğin ; Sen hala yataktan kalkmadın mı? gibi
Sesin şiddeti;
Örneğin ; yukardaki cümlenin yüksek sesle söylenmesi,
Eleştirel bir tarzda yapılan yorumlar;
Örneğin ; Sen zaten ben söylemeden kalkmazsın ki ! gibi
Kişisel eleştiriye yönelik saldırgan sözler;
"Bıktım senden"
"Bizi mahalleye rezil ediyorsun"
"Senin yüzünden eve misafir çağıramıyorum"
"Şimdi polis çağırıp seni Bakırköy'e tıktıracağım"
Aşırı koruyucu tutumlar
Önemsiz konularda çok fazla endişelenme;
Örneğin; dışarıya çıktığında başına birşey geleceğini düşünme.
Aşırı koruyucu bir tutum içine girmek. Örneğin , yalnız gidebileceği yerlere birlikte gitmeyi istemek,
Aşırı müdahaleci olmak. Örneğin ; dışarı çıkarken montunu giy ya da mavi kazağını giy demek gibi.
+Genel Tutum
Yakınınızın inatçı , ağzı sıkı olmadığını hatırlayın.Zor bir zaman geçirdiğini , kendisine neler olduğunu anlamaya çalıştığını , bu tür bir karışıklığı kelimelere dökmenin hiç de kolay olmadığını düşünmemiz , cevap vermemesine , zamanını kullanmasına izin vermemiz , söylediği şey mantık dışı da olsa , uzun zaman da alsa dinlemeye çalışmamız ve sabırlı olmamız önemlidir.
+Nasıl davranalım?
Ailenin daha sakin ve telaşsız davranabildiği durumlarda hasta kendini daha rahat hisseder
- Hastanızın rakibi değil dostu olduğunuzu unutmayın
- Eksik gördüğünüz şeyleri doğrudan eleştirmeyin
- Hastalığı ile ilgili endişelerini anlayışla karşılayın
- Yapmak istemediği şeyler konusunda zorlamayın
Ancak ilgi gösterdiği aktivitelere teşvik edilebilir.Örneğin; markete gitmek hoşuna giderdi, şu anda da gidebileceğine inanıyorum gibi.
Bazen de benim için süt alırsan ben de sigaralarını alabilirim denilebilir.
Bazen de hastaya basitçe hareketlerinin sonuçlarını hatırlatmak önemli olabilir. Örneğin ; senin kararını anlayabiliyorum fakat anlaşmamız senin markete gidip alışveriş yapabileceğin şeklindeydi denilebilir.
- Sorgulayıcı olmayın!
"Ne düşünüyorsun"
"Niye böyle yapıyorsun" gibi sorular sormayın
- Günlük yaşamadaki olaylardan söz etmeyi deneyin
- Neler yapmak istediğini konuşun
- Öncelikle temizlik, giyim ve düzenli yemek konusunda teşvik edin
İyi dengelenmiş , yüksek protein ve vitamin içeren yiyecekler hazırlayabilirsiniz ya da bunlar için teşvik edebilirsiniz. Yüksek miktarda karbonhidrattan kaçınmak ( patates kızartması,çikolata ve kahve v.b ) fakat tartışmaya da girmemek önemlidir.
- Düzenli bir şekilde uyumak ; belli saatlerde yatıp belli saatlerde kalkmakla ilgili de teşvikler olabilir.
- Ev işlerinde sorumluluk verin
- Sosyal ortamlara katılmaya teşvik edin, ancak zorlamayın, eve bir arkadaşını yemeğe çağırmak uygun olabilirken düğüne gitmesi sıkıntı verebilir.
Şehir dışında piknik, yürüyüş, araba gezintisi yapmak için öneride bulunulabilir.
Sizinle sohbet etmek yakınınıza zor gelebilir
Ancak birlikte bir şeyler yapmaktan hoşlanabilir
Örneğin; birlikte TV izlemek, müzik dinlemek, iskambil oynamak, sizin bir şeyler okumanız gibi
- Tanıdığı ya da tanımadığı kişilerin yanında sıkıntısı olursa bununla nasıl başa çıkabileceği konusunda tavsiyelerde bulunun
O ortamdan uzaklaşıp , dikkatini başka şeye verebileceği,
Konuyu değiştirip , istediği hoşuna gidecek bir konuyu açabileceği v.b
- Kronik hastalığı olan birisiyle yaşamak sorumluluk isteyen bir durumdur. Bunu ızdırap ve onunla sonsuza kadar yaşayacakmış gibi düşünmeyin.
- Onun dışarda diğer insanlarla iletişim içinde olmasına izin verin.
- Kendinizi de ilginç aktivitelere dahil etmeye çalışın ki bütün hayatınız hastadan ibaret olmasın.Örneğin tatillere çıkabilir , ilgi alanlarınızla uğraşabilirsiniz.
- Birçok aile üyesi ; sinirlenme , utanma , suçluluk , panik , üzüntü , gücenme yaşayabilir.Bunlar doğal tepkilerdir , bunları hissettiğiniz için kendinizi suçlamayın.
Hastalığın alevlenme dönemi yatıştıktan sonra;( hastaneden çıkış sonrası)
- Sakin ve yavaş sesle konuşun
- Basit cümleler kurun
- Günlük faaliyetleri hep aynı saatte yapın, hastanız ne zaman eve geldiğinizi, yemeğin kaçta yeneceğini vb. bilsin
- Bir şey söyleyip sonradan vazgeçmeyin
- Neyi niçin yaptığınızı açıklayın
- Hastanızı fazla kontrol etmeyin, rahat bırakın. İlk günlerde istemezse yemeği tek başına yemesi daha uygun olabilir
- Takdir ettiğinizi gösterin
- İlaçlarını düzenli almasını ve randevularına gitmesini hatırlatın, ancak zor kullanmayın
İlaç tedavisinde yaşanan sorunlar,
İlaç almayı reddetme nedenleri
1. Hasta olduğunu kabul etmemek
2. İlaca bağlı istenmeyen etkiler
3. İlaç almanın hasta olduğunu hatırlatması
4. Kendisini iyi hissettiğinden ilaç almayı unutmak ya da ihtiyacı olmadığını düşünme
+Neler yapılabilir?
1. Yakınızın ilaçla ilgili yakınmalarını dinleyin, anlayışlı olmaya gayret edin
2. Tehdit etmeden ilaçlarını düzenli kullanmazsa hastaneye yatabileceğini anlatın
3. İlaçları yemeğine karıştırmayın
4 . Evde başka ilaç kullananlar varsa herkes aynı saatte ilacını alabilir
5. Yakınınız ilaç almayı kesinlikle reddediyorsa 2-3 haftada bir injeksiyon şeklinde kullanılan ilaçlara geçilebilir
Kendiniz için neler yapabilirsiniz?
Kendi sağlığınıza dikkat edin !
Beslenmenize dikkat edin
Yeterince uyuyun
Mümkün olduğunca yürüyüş yapın
Her gün kendiniz için belirli bir süre ayırın
Bir kursa devam edebilirsiniz
Belirli aralarla dost ve yakınlarınıza gece gezmesine gidebilirsiniz
İmkanlarınız uygunsa tatile çıkın
Kendinizi suçlamaktan veya eleştirmekten kaçının
Üzüntü ve sorunlarınızı yakınlarınızla paylaşın
Aile içinde işbölümü yapın
Ailenizin diğer üyelerini ihmal etmeyin
Her şeye karşın hayatın devam ettiğini unutmayın. Bu hastanız için de iyi olacaktır.
ŞİZOFRENİ ve PSİKOZ KAVRAMI
Psikoz Kavramı: Kısaca kişinin gerçeklikle alakasını koparan akıl hastalıklarının genel adıdır. Psikozlar en basitinden bir kaç gün süren kısa psikozlar ve bazen bir ömür boyu devam edebilen şizofreni yelpazesinde çok fazla sayıda hastalık ihtiva eder.
Hayatımızın en büyük nimetlerinden biri şüphesiz akıldır. Aklımız sayesinde gerçekleri çarpıtmadan kavrar ve ona uygun sonuçlar çıkarırız. Şizofreninin de içinde bulunduğu psikozlar dediğimiz hastalıklarda kişilerin gerçeği değerlendirmesi bozulur. Psikiyatrik hastalıklar içinde sıklığı olarak % 3-5 arasında değişen şizofreni yıllar boyunca insanların hem korktuğu hemde ilgi duyduğu bir hastalık olagelmiştir.. Bunun nedeni gizemli bir yaşam ve normal davranışların ötesine gitmekte yatar sanırım.
Şizofrenlerde görülen belirtileri şu şekilde sıralamak mümkündür.
1-Hezeyanlar (Sanrı-Delusion) : Gerçeğin ötesinde kendi kafasında kurduğu şeyleri gerçeklermiş gibi değerlendirme. İkna için makul delillerle bile onları değiştirememe. Paranoid kıskançlık yada büyüklük hezeyanları gibi.
2-Varsanılar (Halusination): Kulağına gaiblerden sesler gelmesi, gözüne kimsenin göremediği varlıkların görünmesi burnuna kötükokular gelmesi gibi.
3-Konuşma içeriğindeki acayiplikler: Kelime salatası yada anlamın birbirinde kopup konuşmanın içeriğinde bir bütünlük olmaması durumu vardır.
4- Garip davranış:Herkesin ortasında tuvaletini yapma yada herkesin ortasında masturbasyon yapmayı makul görme gibi yada hiç hareket etmeden uzun süre kalma vs.
5-Kişinin yüzünde donuk bir duygu ifadesi varlığı, konuşmamam yada kişinin herhangi bir olay karşısında duygu ifade edecek jest ve mimik göstermemesi.
Sayılan belirtilerin hepsinin bir şizofrende olması gerekmez. İlk ikisi var ise kişiye psikoz grubu hastalıklardan birisi var deriz. Bunlar içerinde süre ve hastalığın şiddeti şizofreni demek için gerekir. 6 aydan daha uzun bir süre psikoz belirtileri gösteren hastalara şizofreni diyebiliriz.
Şizofreni Tipleri
Şizofreni tanısı konulduktan sonra alt tiplere ayrılır. Tabloya hakim olan belirtinin tipine göre yapılan alt tiplemelEr hastalığın geleceği ve nasıl olabileceği (prognoz) hakkında da ön kestirme yapmamıza yardımcı olur. Bu tipleri kısaca şöyle sıralayabiliriz.
1. Paranoid tip Şizofreni: Bu tip şizofrenlerde hastalığın normal insanlardan ayırt edilmesi oldukça zordur. Çünki kişilerde hezeyanları doğrultusunda zaman zaman zaman yapabilecekleri davranış dışında etrafa garip gelebilecek çok fazla belirti yoktur. Bir veya birkaç hezeyana ek olarak sıklıkla kulağa gelen sesler vardır. Bu hastalar diğer şizofreni alt tiplerinde olduğu gibi garip davranışlar garip konuşmalarda bulunmazlar. Hatta bazen çevrelerinde hezeyanlarına inanan insanlar bile bulunabilir. Şizofreninin bu tipi ile yine bir psikoz olan Hezeyanlı Bozukluk çok sıklıkla karıştırılabilr.
2. Desorganize ( Dağılmış) Tip Şizofreni: Bu hastalar da dağılmış konuşma ve dağılmış davranışlar görülebilir. Yani saçma sapan konuşmalar yada etrafa saçma gelen davranışlar yaparlar. Yüzlerine bakılırsa donuk bir yüz ifadesi yada mevcut durumu ile alakasız bir duygulanım gösterirler. Yani ağlanacak şeye gülebilirler, gülünecek şeye ağlayabilirler. Yada duygulanım ifadeleri anlamsız yere sık sık değişir.
3. Katatonik Tip Şizofreni: Şizofreninin bu tipinde hastalarda uzun süre aynı garip postürde (duruş, vaziyet lama) duruşlar ve aşırı hareketsizlikler, açıkca amaçsız olarak yapılan ve dış uyaranlardan etkilenmeyen aşırı hareketler yada aşırı negativist davranmalar olabilir. Bu tip Şizofreni hastaları karşısındaki insanın hareket ve davranışlarını tekrarlaabilirler.
4. Farklılaşmamış Tip Şizofreni: Hasta muyene edildiğinde şizofreni tanısı konur ancak yukarıdaki alt tiplerden hiçbirisi tam olarak ayırdedilemezse bu tanı konur.
5. Tortu Tip Şizofreni: Belirgin olarak şizofreni belirtilri artık kalmamıştır ancak daha cok duygulanımdaki (affect) küntüğn sürdüğü ve şizotreni beliritlerinin yumuşamış halde devamettiği durumlarda bu alt tip şizofreniden bahsedilir.
Psikoz belirtileri başladıktan sonra en az 6 ay devam etmesi gerekir ki hastaya şizofreni tanısı konulsun. Eğer daha kısa süre geçti ise hastanın tanısı tam olarak konmaz beklenir. ( Kısa psikotik bozukluk, Şizofreni benzeri bozukluk vs)
Bazen şizofreni yaşanılan genel tıbbi bir duruma bağlı olarak ta ortaya çıkabilir. Bunun ayrımını tam olarak yapmak mümkün değildir. Ancak hastalıkla şizofreni arasındaki ilişki bilimsel olarak doğrulanırsa bundan söz edilebilir.
Alkol ve madde kullanımına bağlı psikozlar ve şizofreni bundan sonraki yıllarda sanırım daha fazla ortaya çıkacaktır.
Şizofreninin tedavisinde yeni çıkan ilaçlar büyük ufuklar açmıştır. Bu ilaçların bazen yıllarca toplumdan kaçmış hastalara bile faydalı olduğu görülmektedir. Tedavide ilaçlar ilk sırada gelir. Bu hastalık için psikoterapilerin yeri neredeyse yok gibidir. Sosyal yardımlar ise toplumsal uyumun daha iyi olmasını sağlar. Böylece şizofreni hastalığının ortaya çıkardığı fiziksel ve sosyal yıkım çok daha uzun sürede ve daha az ortaya çıkar.
--İçindekiler:
Hastalik Hakkında Bilgiler Sayfa 1
Hastalıkla Mücadele Hakkında Bilgiler Sayfa 3
Hastalığı Tedavi Yolları Sayfa 4
Hasta Ailelerinin Tutumu Hakkında Sayfa 7
Psikoz Kavramı nedir? Sayfa 9
Şizofreni Tipleri Sayfa 10
Şizofreni
Etiketler: BEYİN VE BEYİN HASTALIKLARI, EPİLEPSİ, kronik şizofreni, Şizofreni 0 yorum
Gönderen
Healthydays
zaman:
12:06:00 ÖÖ
BEYİN VE BEYİN HASTALIKLARI
Etiketler: beyin, BEYİN VE BEYİN HASTALIKLARI, cerrahi, hastalık, nörolojik, omurilik 0 yorumKafatasının içinde, beyin zarlarıyla örtülmüş, beyazımtırak ve yumuşakça bir kitle durumundaki sinir organı. Duyum ve bilinç merkezini oluşturan beyin, insanları hayvanlardan ayıran en önemli organdır. Bu bakımdan insan beyni hayvanlarda görülmeyen bilinç, konuşma, sevinç, üzüntü gibi olayları da bir merkezdir. Dış dünya ile olan maddi ve manevi bütün ilişkiler, duyular aracılığı ile beyne iletilir, orada değerlendirilir ve vücudun gerekli tepkiyi göstermesi ayarlanır. Gri ve beyaz hücrelerden oluşan beyin, kafatasının arkasında bulunan bir delikle omuriliğe bağlanır. Beyin ve omurilik, üç katlı koruyucu zarla (meninks) sarılıdır. Beyne en yakın olan iç zar ile orta zar arasında beyin sıvısı denilen bir sıvı bulunur. Anatomik yapıdan beyin, beyin yarıküreleri, orta beyin, beyincik ve beyin sapından oluşur. Beyin yarıküreleri de “lop” denilen dört kısma ayrılmıştır. Loplar, alın (frontal), yan (parietal), şakak(temporal) ve artkafa (oksipital) diye adlandırılır. Ayrıca loplar “girus” kıvrımlara ayrılır. Loplarda duyu organları aracılığıyla alınan duyuların yorumlanması (çiçek kokusu ile yemek kokusunun ayırt edilmesi gibi) ve kaslara hareket sağlayıcı uyarıcıların yapılması gerçekleşir (yazı yazmak için el ve parmaklara gerekli uyarıların verilmesi gibi). Beyin yarı kürelerinin üzerinde beyin kabuğu (korteks) denilen gri hücrelerden oluşmuş, kıvrımlı bir kısım vardır. Beyin kabuğunun iç tarafı beyaz sinir liflerinden oluşmuş, çok yoğun bir tabakayla kaplıdır. Sinir lifleri sinir hücreleriyle beyin hücreleri arasındaki bağlantıyı kurarlar. Beyin kabuğunda duyularla ilgili belirli görevleri üstlenmiş bölgeler vardır; sözgelimi görme merkezi artkafa lobunun kabuğundadır. Organlardan işlevleri fazla ve duyarlı olanlar için, beyin kabuğunda daha geniş bir bölge ayrılmıştır. Bu bakımdan beyin kabuğunda en geniş bölge el ve dudak hareketlerine uyaran bölgelerdir. Orta beyin, Varol köprüsüyle beyinciğin bağlantısını sağlar. Beyincik, vücudun dengesini, kasların gerilmesini ve kaslar arasında uyumun sağlanmasını denetler. Beyin sapı denen omurilik soğancığında (bulbus) beyinden gelen sinirler omuriliğe geçerken yön değiştirirler; sağ yarıküreden gelen sinirler vücudun sol tarafını, sol yarıküreden gelenler de sağ tarafını denetler. Soğancıkta omurilikten gelen uyarılar alınır, ayrıca sindirim, solunum, dolaşım sistemlerine komutlar verilerek denetleme yapılır. Beyinde, gelen uyarıların dağıtım merkezi olarak çalışan “talamus” ile, iç organların dış tepkilere göre çalışmasını ayarlayan, acıkma, susama duyularını harekete geçiren “hipotalamus” merkezleri vardır. Beynin çalışması, milyonlarca kablo görevi yapan sinir lifinin haber götürüp direktif taşıdığı, çok karmaşık bir telefon santralı gibidir. Bu kablolar arasında gerekli bağlantılar yine on binlerce küçük bağlantı merkezlerinde yapılır. Sinir lifleri arasında elektrik akımı aracılığı ile haberleşme sağlandığı ilk defa İtalyan hekimi L. Galvani tarafından bulunmuştur. Beynin oksijen ihtiyacı oldukça fazladır. Vücut ağırlığının %2’sini kaplayan beyin, vücuda giren oksijenin %25’ini kullanır. Bu bakımdan beyne kan götüren ve getiren damarlar, diğer organlardakine göre, sayı bakımından daha fazla ve daha geniştir. Normal boyutlardaki yetişkin bir insanın beyin ağırlığı 1.500-1.600 gr.’dır. vücut ağırlığına göre insan beyni 1/50 oranında iken, en gelişmiş memelilerde bu oran 1/100’ü bulur.
Beyin Hastalıkları:
Beyinde görülen kanamalar,urlar, iltihaplanmalar vb. çeşitli hastalıklardır. En önemli organ olan beyinde görülen çeşitli hastalıkların vücudun başka bir yerinde önemli bozukluk yaratma olasılığı yüksektir. Kızamık, tifo, zatürree gibi hastalıklar sırasında, ya da göz, iltihaplanmalarında mikroplar beyne yayılarak beynin iltihaplanmasına yol açabilirler, buna beyin iltihabı (ansefalit) denir. Ansefalit, ölümle, psikolojik yetersizliklerle ya da felçlerle sonuçlanabilir. Kılcal damarların sertleşmesinden doğan beyin kanamaları daha çok yaşlılarda görülür. Şiddetli kanamalarda koma durumu, felç ya da ölüm görülebilir. Kan dolaşım sistemine katılan bir kan pıhtısı beyinde tıkanmaya neden olur, buna beyin ambolisi denir ve sonucunda felç görülür. Beyin damarlarının iç yüzeylerinin kanser vb. gibi hastalıklarla bozulmasından dolayı tıkanmalar da olabilir, buna beyin trombozu adı verilir. Çeşitli nedenlerle beyin dokusunda ya da beyin zarında urlar ortaya çıkarak, bulundukları yere ve neden oldukları rahatsızlıklara göre değişik belirtiler gösterirler. Hareketlerde görme, işitme gibi duyularda bozukluklar, baş ağrısı gibi belirtiler yapan urlar çoğunlukla ameliyatla alınır. Daha çok küçük yaşlarda beyine, beyin-omurilik suyunun birikmesinden ileri gelen “hidrosefali” görülür. Nedeni, beyin-omurilik sıvısının beyinden akmasını sağlayan yollardan birinin tıkanmasıdır. Düşme, çarpma, vurma gibi olaylar sonucu beyin sarsıntıları, ezilme, yaralanma ve beyin patlaması görülür. Kimi akıl hastalıkları doğrudan beynin yapısıyla ilgili değilse de, psikoz tipi hastalıklar beynin iyi çalışmaması sonucu ortaya çıkar. Bellek yitimi (amnezi) gibi hastalıklarsa beyin zedelenmesiyle ilgilidir. Bu bakımdan birçok akıl hastalığı son zamanlarda beyin cerrahisiyle iyileştirilmektedir.
Beyin İltihabı (Anseptik Menenjit)
Merkezi sinir sisteminin virüslerden ileri gelen hastalıklarına ansefalit adı verilir. Şiddetli baş ağrısı, ense sertliği ve ateş gibi belirtilerle başlar. Bu hastalığa kabakulak, herpes simplex, enfluenza, enfeksiyoz hepatit ve enfeksiyoz mononükleoz gibi virüsler neden olurlar. Kuduz virüsünün neden olduğu ansefalit ise öldürücüdür. Bu hastalığa, bakteriye rastlanmadığı göz önünde tutularak, cerahatli menenjitten ayırmak için aseptik menenjit adı da verilir. Teşhis için alınan beyin omurilik sıvısında, glikoz, normal hücreler yani lenfositler ve albüminin artmış olduğu görülür.
Lenfositler çok arttığı için lenfositik koriomenenjit adı verilen bir viral menenjit tipi daha vardır ki, grip gibi, salgın olarak görülür. Bu gibi vakalarda baş ağrısı, ateş, ense sertliği gibi menenjit belirtileri hafif olarak vardır. Hastalık genellikle 1-2 haftada semptomatik tedavi ile iyileşir.
Tedavide antiviral ve ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçlar kullanılır. Komada gibi baygın yatan hastalar hastanede bakıma alınır, kas kasılmaları şeklinde görülen konvülsiyonların hastaya zarar vermemesine çalışılır.
Beyin Kanaması
Serebral Hemoraji, İnme:
Beyin fonksiyonlarının birdenbire bozulmasına beyin inmesi veya felç denir. Bu bozulmaya neden olan olaylar beyin kanaması, beyin trombozu veya ambolisi gibi üç şekilde meydana gelebilir.
Beyin Kanaması (Serebral Hemoraji)
Damar sertliği ve tansiyon yüksekliği bulunan 50 yaşın üstündeki kimselerde birden bilinç kaybı ve inme şeklinde yarım felç (hemipleji) görülürse beyinde bir tıkanmanın veya kanamanın meydana geldiği düşünülmelidir. Bilinç kaybı birkaç dakikada tamamlanır ve hasta olduğu yere yığılır kalır. Bu nedenle hastalığa, inme (ictus apoplecticus) adı da verilmiştir. Genellikle bu anda yüz kırmızı bir renk almış ve ağız çarpılmıştır. Gözler, kanamanın olduğu beyin tarafa doğru ağız ise sağlam tarafa kaymıştır. Ayak tabanının bir iğneyle çizilmesi suretiyle aranan tepki de felçli tarafta ayak baş parmağı yukarı kalkar (Babinski tepkisi müspet), diz kapağı (patella) tepkisi kaybolmuştur. Hasta çok kere idrarını, hatta dışkısını kaçırır. Beyin-omurilik sıvısı kanlı olabilir. Bir- iki gün içinde ateş yükselmeye başlar, 40 derecenin üstüne çıkabilir.
Beyin Trombozu (Serebral Tromboz)
Arteriosklerozlu yani damar sertliği olan kimselerde çok kere uyurken gece başlar. Hasta idrar etmek için tuvalete giderken yere düşer, bilinç kaybı yoktur. Ağır vakalarda bilinç sonradan bulanıklaşır ve hasta komaya girer. Beynin geçici trombotik daralması önce kol ve ayakları zaman zaman uyuşması, konuşma bozukluğu (dizartri) gibi damar kısalması şikayetleriyle başlar. Bunlar geçici iskemik ataklar yani beynin zaman zaman kansız kalma belirtileridir. Sol hemiplejilerde genellikle konuşma normaldir, sağ hemiplejilerde konuşamama yani afazi vardır. İskemik atak geçirenlerde trombositlerin toplanmasını önleyici ilaçlar (aspirin) ve pıhtılaşmayı önleyici antikoagulan ilaçlar (coumadin) yarar sağlar.
Beyin Ambolisi (Serebral Amboli)
Her yaşta görülür. Hemipleji ve bilinç kaybı birden genç bir kimsede meydana gelirse önce beyin ambolisi düşünülür. Kalp hastalarında daha çok görülen bu durum, kan pıhtılaşmasına karşı gelen ilaçlarla (Heparin) tedavi edilebilir. Amboliyi tedavi eden ilaç beyin kanamasında ise tamamen zararlıdır. Bu yüzden ayrıca teşhis yapmadan tedaviye başlamak doğru olmaz. Felçli olarak yatan hastaların, beslenmesi, bakımı ve iyileştirilmesi (rehabilitasyonu) doktorun planladığı şekilde yürütülmeli, idmanlar, masajlar ihmal edilmemelidir.
Beyin Travması
Beyin Sarsıntısı, Komosyo:
Kafatasının sarsılması veya kırılması sonucu içindeki beyin dokusunun zedelenmesine beyin travması (concussion) denir. Ulaşım araçlarını sayılarının süratlerinin gittikçe artmış olması, günümüzde trafik kazalarını, insanlara diğer hastalık nedenlerinden daha fazla zarar verici bir duruma yükselmiştir.
Baş kemiklerinin çatlaması veya kırılması, beyin zarlarında ve damarlarında yırtılmaya, beyin kanmasına neden olabilir. Bazı baş travmalarında kemiklerde kırılma ve damarlarda kanama olmadan da beyin dokusunda bir sarsıntı meydana gelebilir. Kafaiçi basınç değişmesi sonucu sinir hücrelerinin ani olarak elektriksel boşalmaya uğraması ile insanda bilinç kaybı meydana gelir. bU tip beyin sarsıntılarını tıp dilinde komosyo (commotio cerebri) adı verilir. Bilinç kaybı kısa sürer, daha sonra baş ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk, sinirlilik gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu arada amnezi denen bellek kayıpları görülebilir. Daha şiddetli darbeler beyin kontüzyonu denen durumu meydana getirir. Beyin kontüzyonu geçiren kimselerde konuşamama (afazi), koku almama (anosmi), yarım görme (hemianopsi) ve felç (hemipleji) gibi belirtiler ortaya çıkar. Kafa travması geçiren bazı kimselerde daha sonraları sara nöbetleri (Jackson epilepsisi) gelişebilir. Beyin sarsıntısı yani komosyo geçiren bir kimsenin bilinci yerine geldikten bir süre sonra uyuklama hali ile bilincinin tekrar bulunması halinde beyinde kanama sonucu bir hematom meydana geldiği düşünülmelidir. Bu arada nabız yavaşlaması, kusma, baş ağrısı ve kanama bölgesine bağlı olarak felçlerin meydana gelmesi, kanamanın varlığını ispatlayan belirtilerdir.
Başlangıçta belirti vermeyen hematomlar, devam eden ufak kanamalarla ve beyin-omurilik sıvısından su çekme sonucu büyüyebilir ve zamanla bir beyin uru gibi kafaiçi basıncını arttırarak belirti verebilir. Kanama beyin zarları arasında olduğu zaman ense sertliği, ateş yükselmesi ve bilincin kapanması gibi belirtiler görülür. Beyin-omurilik sıvısında kan bulunması ile teşhis konur.
Beyin sarsıntısı geçiren kimse en az 24 saat kontrol altında tutulmalıdır. Şok hali varsa serum ve kan transfüzyonları ile düzeltilmeye ve sinir hastalıkları uzmanı tarafından muayene edilerek teşhis konmaya çalışılır. Bu arada enfeksiyonlara karşı antibiyotikler, beyin ödemine karşı hipertonik solüsyonlar damardan verilir. Kanamayı önlemek üzere kan durdurucu yani hemostatik ilaçlar kullanılabilir.
Bilinci kapalı olan hastalar mide tüpü ile beslenirler ve idrar birikmesini önlemek için mesaneye devamlı bir sonda bırakılır. Kafatası kırıklarında acil cerrahi tedavi, ancak beyne baskı yapan açık çökme kırıklarında yapılır. Beyin zarlarının iç kısmında gelişen subdural hematomlar veya kafatası kemiğinin altında ekstradural hematom şeklinde biriken kan toplanmaları bazı vakalarda ameliyat ile boşaltılarak hastanın hayatının kurtarılması mümkün olabilmektedir.
Beyin Tümörleri
Kafa boşluğunda beynin çeşitli bölümlerinde gelişen urlara beyin tümörleri denir. Kafa içinde basınç artmasına ve beyin ödemine bağlı olarak baş ağrıları, baş dönmesi (vertigo), kusma, konvülsiyon gibi genel belirtilerle kendini belli eder.
Beynin ön kısmında yani frontallobda oluşan urlarda ruhsal bozuklukların ve kişilik değişikliklerinin görülmesi karakteristiktir. Önceleri durgunluk, unutkanlık, sonra aşırı sinirlilik ve psişik bozukluklar meydana gelir. Bazı tümörler beyin zarında lokal iritasyona bağlı olarak Jackson tipi epilepsiye neden olabilirler.
Tümörün tuttuğu beyin merkezlerine göre, parietal bölgedekiler konuşma bozuklukları (afazi), oksipital bölgedeki tümörler hemianopsi şeklinde görme bozuklukları, koku, işitme ve görme halüsinasyonları, ufak veya büyük görme (mikroskopi veya makroskopi) gibi belirtiler meydana getirirler.
Baş dönmesi kulak çınlaması ve ilerleyici işitme kaybı ile beraber oluşan Menier sendromu beyin tümörlerinin tipik bir lokalizasyonu sonucu meydana gelir.
Beyin dokusundan çıkan urlara gliom denir, erken belirti verirler. Beyin zarlarından oluşan urlar yani meningiomlar beyne basınç yaparak, kendilerini gösterirler, beyin dokusuna yayılmazlar. Sinirlerden kaynaklanan urlar ise nörinom adını alırlar. Ayrıca beyin damarlarının urlaşması ile meydana gelen hemangiomlar veya çeşitli dokulardan oluşan mikst urlar da vardır. Bazı hastalıkların neden olduğu sifiloma, tüberkiloma ve aktinomikoma gibi urlar da kafa içinde görülen diğer urlardır.
Bütün bu tümörlerin müşterek belirtileri kafa içi basıncının artmasına bağlı olarak baş ağrısı şeklinde başlar. Birden başlayan ağrı bazen birkaç dakika, bazen 1-2 saat sürüp geçer. Öksürük, ıkıntı, bağırma, baş hareketleri gibi nedenlerle başlayan ağrılarda vardır. Bulantısız kusmalar, nabız yavaşlaması, görme bozuklukları, ruhsal değişmeler bulunabilir.
Tümörlerin motor alanları tutması halinde bazı reflekslerin kaybolması, bazı reflekslerin arması şeklinde görülür, hatta felçler meydana gelebilir. Hipofizin eozinofil hücrelerinden çıkan adenom şeklinde urlar gençlerde jigantizm denen devliğe, yetişkinlerde akromegali sendromuna yol açarlar. Bazofil hücrelerin adenomu Cushing hastalığına yani tansiyon yüksekliği, şişmanlık, kıllanma gibi belirtilere sebep olur. Hipofizin kromofob hücrelerinin adenomu ise hipopituitarizm sendromu yaparlar. Fröchlich sendromu da denen bu hastalık erkeklerde seksüel isteksizlik ve sekonder seks karakterlerinde gerilme ve kılların dökülmesi gibi belirtiler meydana getirir.
Ayrıca başka organlarda meydana gelen habis urların, örneğin akciğer, meme, deri, bağırsak ve böbrek kanserlerinin (Hipernefrom) metastazları da beyinde yerleşir. Beyin tümörlerinin bazıları beyin cerrahları tarafından ameliyatla tedavi edilebilmekte, bazılarına ise ancak sitostatik ilaçlar (BCNU,CCNU), kortikosteroidler veya radyasyon tedavisi uygulanabilmektedir.
Beyin urları kan muayenesi, beyin-omurilik sıvısının muayenesi, göz dibi muayenesi ve röntgen muayenesi gibi yardımcı muayene yöntemleriyle ve sinir hastalıkları uzmanı doktorların nörolojik muayenesiyle teşhis edilirler. Bazı hastaların göz dibi muayenelinde papilla ödemi vardır. Ayrıca serebral arteriografi (anjiografi), elektroansefalografi yani beyin elektrosu, radiozizotop tetkikler (sintigrafi), ultrason, ventrikülografi, tomografi, termografi gibi daha özel muayene ve teşhis metotları kullanılmaktadır
Gönderen
Healthydays
zaman:
11:58:00 ÖS