: Health,Psychology,Sağlık Blog-: aşı
aşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7.11.2008

Gripten korunmanın yolları

0 yorum

Gribin özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında etkili olduğunu belirten uzmanlar, gribe yakalananların iyileşene kadar başkalarıyla öpüşmemesi, kucaklaşmaması.

Şeker ve şekerden yapılmış gıdalar, kanseri tetikliyor ve kanserli hücreyi besliyor. Memesinde fibrokisti olan kişilerde kafein ve çikolata, fibrokistlerin çoğalmasına neden olabiliyor. Limonun içeriğindeki ellagic asit nedeniyle meme kanserinden koruyucu, bu hastalığın ilerlemesinde ise durdurucu etkiye sahip olduğu bazı hayvan çalışmalarında görülmüş. Uzmanlar, limondaki bu etkinin böğürtlen yapraklarında da bulunduğunu söylüyorGribin özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında etkili olduğunu belirten uzmanlar, gribe yakalananların iyileşene kadar başkalarıyla öpüşmemesi, kucaklaşmaması, tokalaşmaması ve ortak eşya kullanımından kaçınması gerektiğini belirtti.Gazi Devlet Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Şentürk, gribin çocuklarda, yaşlılarda, vücut direnci zayıf olanlarda, kalp, akciğer, böbrek, şeker, zatürree, beyin ve kalp kası iltihabı hastalığı olan kişilerde çok ağır seyrettiğini ve bazen ölümle sonuçlandığını vurgulayarak, "Bu kadar ciddi sonuçlara neden olan grip, halk arasında soğuk algınlığıyla karıştırılmaktadır. Soğuk algınlığı halsizliğe yol açmadığı için yatak istirahatı gerektirmeyen bir hastalıktır ve kesinlikle griple karşılaştırılmamalıdır" dedi.Gribin tedavisinde ağrı kesici ve ateş düşürücülerin, hapşırık ve kaşıntıyı azaltmak için de antihistaminiklerin kullanıldığını ve yatak istirahatı verildiğini belirten Dr. Şentürk, "Grip ve benzeri hastalıklarda antibiyotiklerin hiçbir faydası yoktur. Tersine çok ciddi sakıncaları olabilir. Hiçbir antibiyotik doktora danışmadan alınmamalıdır" diye konuştu.Dr. Şentürk, grip ve sonrasında oluşabilecek hastalıklardan korunmanın mümkün olduğuna, hastalarla yakın temastan ve ortak eşya kullanımından kaçınılması gerektiğine işaret ederek, "Bu amaçla geliştirilmiş ve kullanılan grip aşıları mevcuttur. Grip aşısı, özellikle hastalığa yakalanma ve sonrasında oluşabilecek hastalıklar yönünden risk taşıyan 'yüksek risk grubu' dediğimiz kişilere faydalıdır" şeklinde konuştu.Grip aşısının, en sık karşılaşılan virüs tipine karşı Dünya Sağlık Örgütü'nün önerileri doğrultusunda hazırlandığını kaydeden Dr. Şentürk, "Grip aşısı her yıl Ekim-Kasım aylarında tek doz şeklinde yapılmalıdır. Aşıyla koruyuculuk sağlıklı kişilerde yüzde 80'lere varmaktadır. Yaş ilerledikçe koruyuculuk yüzde 50-60'lara inmekle birlikte hastalığın hafif geçirilmesi sağlanmaktadır" açıklamasını yaptı."Kimler aşı olmalı?"KBB Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Şentürk, bazı durumlarda "öldürücü" olabilen gripten korunmanın uygun giyim ve aşıyla mümkün olduğunu ifade ederek, "Aşının yararlı olması için salgın başlamadan önce yapılması gerekir. Birbirine yakın çalışan iş arkadaşları, yaşlılar, astım, şeker, akciğer, kalp, kanser ve kronik solunum hastaları, öğretmenler, öğrenciler, askerler, hac ve umreye gidenler grip için yüksek risk grubunda bulunuyor. Şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, yüksek ateş, titreme, kuru öksürük ve baş ağrısıyla ortaya çıkan gripten korunmak için salgın başlamadan önce aşı yaptırarak önlem alınması gerekir. Önemli bir salgın hastalık olan grip, birçok kişinin zor dönemler yaşamasına neden olmaktadır" dedi.Hamile kadınların gripten korunmak için gerekli önlemleri alması gerektiğine dikkat çeken Dr. Şentürk, hamilelik sırasında bulaşan gribin, bebekte ve anne adayında çeşitli komplikasyonlara neden olduğunu ifade ederek, "İlk 3 ayından sonra tüm hamilelere, ilk 6 ayından itibaren de bütün bebeklere grip aşısı yaptırılması gerekir" ifadesini kullandı.Dr. Şentürk, hiçbir yan etkisi bulunmayan grip aşısının, 6 aydan küçük bebeklere, yumurtaya karşı alerjisi olanlara ve hamileliğin ilk 3 ayında bulunanlara vurulmaması gerektiğine işaret etti."Gripten korunma yolları"Grip aşısı olanların sadece gribe karşı ve belli oranda korunabileceğini vurgulayan Dr. Ahmet Şentürk, şunları söyledi: "Aşının bağışıklık oluşturmadığı kimselerde ve grip dışındaki diğer solunum yolu hastalıklarında genel korunma tedbirlerine dikkat etmeliyiz. Grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi solunum yolu hastalıklarının topluma yayılmasının önlenmesi için sağlamlardan çok hasta olanların daha dikkatli ve sorumlu davranması gerekir. Hastalar en azından iyileşene kadar başkalarıyla öpüşmemeli, kucaklaşmamalı ve hatta tokalaşmamalıdır. Virüs, yıkanmış elde de bulunur. Ayrıca yine hastalar ağız ve burunlarıyla temas ettiklerinde, öksürük, hapşırık nedeniyle ellerine sekresyonları bulaştığında ellerini yıkamadan başkalarının kullandığı telefon ve benzeri ortak araçlara temas etmemelidir. Hasta kişilerden etrafa saçılan virüs parçacıklarının havada asılı kalabilme yeteneğinin olması bulaşıcılığı daha da arttırmaktadır. Hastalar ilk 3-4 gün zorunlu değilse sinema, okul, işyeri, metro, otobüs gibi kalabalık ortamlara girmemeli, evlerinde istirahat etmeli, mutlaka çıkmaları gerekiyorsa maskeyle sokağa çıkmalıdır. En etkili korunma hastaların alacağı bu gibi tedbirlerle olur. Sonbahar-kış aylarında uygun giyim ve beslenmeye dikkat edilmeli, kalın-yünlü sıcak giysiler kullanılmalı, terli kalınmamalı, bol sebze ve meyve tüketilmelidir. Vücut direncini düşüren ve kolayca hasta olmamızı sağlayan etkenlerden uzak durulmalı, aşırı yorgunluk, alkol, sigara, az ve düzensiz uyku, düzensiz ve tek yönlü beslenmemeye dikkat edilmelidir."Gribe neden olan influenza denen virüsün A, B ve C olmak üzere üç tip olduğunu kaydeden Dr. Şentürk, A tipi virüsün hem insanlarda hem de kuş, kümes ve domuz gibi hayvanlarda hastalık yaptığını, B tipinin sadece insanlarda gribe neden olduğunu, C tipinin ise çok hafif derecede hastalık yaptığı için salgına yol açmadığını sözlerine ekledi.

5.09.2008

AŞILAR

0 yorum

Aşılamanın temelindeki ilke,bakteri ve virüs gibi enfeksiyon etkenlerini yada çeşitli zehirli maddeleri belirli işlemlerden geçirdikten sonra kişiye vererek vücudun bu maddelere karşı antikor üretmesini,yani bağışıklık kazanmasını sağlamaktır.
Böylece vücudun,hazırlıklı olduğu hastalık etkenlerinden biriyle karşılaştığında,
Önceden,oluşmuş antikorlar sayesinde bu maddelerle savaşması kolaylaşır.
AŞILARIN BİLEŞİMİ

Aşılar ya hastalık etkeni olan mikroorganizmalardan(bakteri,virüs vb)yada bunların ürettiği zehirlerden yapılır.Vücuda verilmeden önce çeşitli işlemlerden geçirilen aşının hastalık yapıcı etkisi ortadan kaldırılır.Ama bu işlemler aşının antijen özelliğini ve vücutta antikor oluşturma etkisini engellemez.Başlıca aşı tipleri şunlardır:

·Canlı aşılar-Enfeksiyon etkeni mikroorganizma ısıtma,kimyasal işlem gibi çeşitli yöntemlerle zararsız hale getirilerek vücuda verilir. Bazen de enfeksiyon etkenine benzeyen daha zararsız bir mikroorganizma kullanılır.Örneğin,çiçek aşısında inek çiçek hastalığının etkeni,verem aşısında da hastalık yapma gücü zayıflatılmış BCG denen verem basili kullanılır.
·Ölü mikropların kullanıldığı aşılar-Örneğin boğmaca ve kolera hastalıklarında bu tip aşılar kullanılır.
·Mikropların ürettiği zehirleri(anatoksin)içeren aşılar-Bu tip aşılarda formol gibi kimyasal maddeler yada ısı kullanılarak zehrin hastalık yapıcı etkisi yok edilir,ama antikor yapımını uyaran etkisi korunur(tetanos aşısı,difteri aşısı vb).
AŞILARIN ETKİ MEKANİZMASI
Canlı aşılarla vücuda giren mikroorganizmalar çoğalmaya başlar,ama bunlar etkisizleştirilmiş olduğundan üremeleri hastalıkla sonuçlanmaz yada ancak çok hafif belirtiler gelişir.Sonuçta gerçek mikropların oluşturduğuna benzer bir bağışıklık ortaya çıkar.Aşılanmadan en erken 2-3 hafta sonra gelişen bu bağışıklık yıllarca sürer.
Ölü aşılar ve anatoksinler hastalık belirtilerine yol açmaz,ama vücutta bunlara karşı antikor üretilir.Gene de tam bir bağışıklık oluşması için aşı dozu birkaç kez yinelenmelidir.
Bunların yarattığı bağışıklık canlı aşılarınki kadar uzun süreli değildir.Yeni doğanlarda ve
Süt çocuklarında bağışıklık sistemi tam olarak olgunlaşmadığından,aşılara yanıt( göreceli olarak)zayıftır.İlk aşı(karma aşı)yaşamın ikinci ayından sonra yapılır.Aşıya en iyi yanıt çocukluk ve ergenlik döneminde alınır.Daha sonra bu etki azalır.
YAN ETKİLERİ
Yan etkiler aşının özelliklerine göre değişir.Canlı aşı yapıldıktan sonra gelişen yan etkiler,gerçek hastalığın hafif bir biçimi gibidir.Örneğin kızamık aşısından sonra hafif ateş ve
Döküntü ortaya çıkabilir.
Etkisizleştirilmiş maddeler içeren(örneğin,ölü bakteri yada virüsler,anatoksinler)aşılar ise kızarıklık,aşının uygulandığı yerde şişlik ve ağrı gibi yerel,ateş ve kırıklık gibi genel durumlara yol açabilir.
Aşı komplikasyonları ağır ve hafif olarak ikiye ayrılabilir.Hafif komplikasyonlar aşıdaki çeşitli öğelere karşı gelişen alerji tepkimelerinin deride yol açtığı belirtiler ile aşının uygulandığı bölgedeki lenf bezlerinde şişkinlikten oluşur.
Ağır komplikasyonlar ise daha az görülür ve anafilaktik şok(ikinci kez karşılaşılan bir antijene karşı şiddetli alerji tepkisi), çırpınma nöbetleri(özellikle çocuklarda boğmaca,
kızamık,çiçek gibi aşılardan sonra)yada çok ender olarak beyin iltihabı gibi durumlara neden olur.

AŞILAMA YAPILAMAYAN DURUMLARDA
Özellikle canlı aşı uygulamasının sakıncalı olduğu durumlar arasında ateş,ishal,genel bitkinlik,enfeksiyon hastalıkları,kalp hastalıkları,gebelik ve bebeğin erken doğmuş olması olabilir.
Kortizon tedavisi görenlere aşı uygulanmaz.Çünkü kortizon bağışıklık sistemini etkileştirerek aşının içindeki maddeye karşı vücudun antikor üretmesini önler.
Kötü huylu tümörü olan hastalara canlı aşı uygulaması yapılmaz.Kanserin etkisiyle baskılanan bağışıklık sistemi nedeniyle ölü aşı ya da anatoksin aşısı da yeterli antikor üretmediğinden yararlı olmaz.
Merkez sinir sistemi hastalığı bulunanlara boğmaca aşısı kesinlikle uygulanmaz.Bu hastalara zayıflatılmış canlı aşılar uygulanırken de çok dikkatli olunmalıdır.Sindirim sistemi hastalığı bulunanlara çocuk felci aşısı uygulanmamalıdır.Alerjik özellikleri olan kişilerde ise yumurta proteini içeren aşıların kullanılması sakıncalıdır.Antihistaminik türü ilaçların koruyuculuğu altında öbür aşılar dikkatli bir biçimde uygulanabilir.Böbrek ya da karaciğer hastalığı bulunanlara BCG aşısı uygulanmamalı,difteri ve tifo aşısı uygularken de çok dikkatli olunmalıdır.

AŞI ÇEŞİTLERİ

· ÇOCUK FELCİ AŞISI
Bu aşı ağız yoluyla doğrudan ya da çocuğun direnç göstermemesi için kesme şekere emdirilerek verilebilir.
Aşılama sonucu oluşan antikor düzeylerinde yıllar geçtikçe düşme eğilimi görülmekle birlikte,doğru ve yeterli dozlarda yapılmış aşılama yaşam boyu koruma sağlayabilir.
Sakıncalı durumlar: Bağışıklık sistemi baskılanmış,örneğin ışın tedavisi gören,kortizon ve kanser ilaçları alan kişilerde bağışıklık oluşturma tepkisi zayıfladığından aşı yapılmamalıdır.Aşının dölüt yada gebelik üzerinde olumsuz etkisini gösteren bir kanıt yoktur.Ama önlem olarak gebe kadınlara ve aşıdan sonraki üç ay içinde gebe kalmayı düşünenlere aşı uygulaması önerilmez.
· DİFTERİ AŞISI
Difteri günümüzde çok ender görülen bir hastalıktır.Ama hangi yaşta olursa olsun yaşamsal tehlike yaratır.Difteri aşısı boğmaca ve tetanos aşısıyla birlikte uygulanır.Bu aşılama işlemi on yılda bir uygulanır.
Tepki ve komplikasyonları:Bebeğe yapılan ilk aşı önemli bir tepkiye neden olmazken,erişkinlerde aşıya bağlı tepkiler sık görülür.Genellikle aşı yapılan yerde kızarıklık,şişlik ve ender durumlarda ateş görülebilir.Bu belirtiler 2-3 gün içinde kaybolur.
Sakıncalı durumlar:Difteri hastasıyla karşılaşan kişiler iki grup altında toplanabilir.Birin-ci durumda hastayla ilişkiye geçen kişi son difteri aşısını ya da yineleme dozunu en çok 5-6 yıl önce olmuştur.İkinci durumda ise kişi ya hiç aşılanmamıştır ya da son aşılamanın üzerinden uzun yıllar geçmiştir.Difteri aşısı akut dönemindeki ve henüz iyileşmemiş hastalarda,gebelik ve emzirme döneminde,egzama,kurdeşen gibi alerji kökenli deri hastalıklarında uygulanmamalıdır. Kesin olarak uygulanmaması gereken durumlar ise kötü huylu tümör gibi ağır kronik hastalıklar ile şeker hastalığıdır.
· TETANOS AŞISI
Tetanos ağır seyreden ve genellikle ölümle sonuçlanan bir enfeksiyon hastalığıdır.Kırsal kesimlerde de oldukça etkili biçimde sürdürülen zorunlu aşı uygulamasıyla denetim altına alınmıştır.Aşının bağışıklık yapıcı etkisi en az 5 yıl sürer.Bu yüzden yasalarla zorunlu kılınmasa da 5 yılda bir yinelenmelidir.Bu hastalık bazı meslek gruplarında da sıklıkla görülür:çiftçiler, çobanlar,hayvan yetiştiricileri,çöpçüler,toprak yol yapım,maden ,fabrika,sporcular, askerlik hizmetinde bulunanlar...vs
Tepki ve komplikasyonları: Ender olarak aşı yerinde kızarıklık,şişlik yapabilir.Ama bunlar birkaç gün içinde geçer.
· BOĞMACA AŞISI
Boğmaca çok kolay bulaşan,zatürreeye,havale nöbetlerine ve beyin işlevinde bozukluklara yol açabilen ağır bir enfeksiyon hastalığıdır.Hastalık en çok çocuklarda görülür ve belirtiler özellikle bu yaşlarda ağırdır.Boğmaca aşısı genellikle difteri ve tetanos aşısıyla birlikte uygulanır.
Tepki ve komplikasyonları:En yaygın komplikasyonları kızarıklık ve şişliktir.Boğmaca aşısına bağlı tepkilerin yaşla birlikte arttığı görülmektedir.
· KIZAMIK AŞISI
Yaygın bir çocukluk hastalığı olan kızamık,bazen çok tehlikeli boyutlara varıp kulak enfeksiyonuna,bronşit,zatürree gibi komplikasyonlara neden olabilir.Çocukların büyük bölümü kızamığa okul çağlarında yakalanır.Bu nedenle çocuğun henüz hastalığın bulaşabileceği topluluklara girmeden aşı olması gerekir. Günümüzde kızamık aşısı kızamıkçık ve kabakulak aşısıyla karma olarak uygulanmaktadır.
Tepki ve komplikasyonları: Aşılanan çocukların %6’sında aşıdan 6gün sonra görülen ateş,5-6 gün kadar sürebilir.Ender olarak kızamık döküntüleri görülebilir.
· KABAKULAK AŞISI
Kabakulak,okul çağındaki çocuklarda sık görülen bir enfeksiyon hastalığıdır.Genellikle tükürük bezlerini etkiler,ama başka organlarda da enfeksiyona yol açtığı olur.Aşı %90 oranında 10 yıl süreyle yeterli bağışıklık sağlar.Aşı tavuk embriyonundan üretilen kabakulak virüsü kültüründen elde edilir.Bu nedenle yumurtaya karşı alerjisi olduğu bilinenlere uygulanmamalıdır.
· KIZAMIKÇIK AŞISI
Kızamıkçık,çocukluk çağının en hafif geçen enfeksiyon hastalıklarından biridir.Genellikle hastalığın farkına bile varılmaz.Kızamıkçık virüsünün en büyük tehlikesi,gebelik döneminde geçirilen enfeksiyonlarda ortaya çıkar.
Yan etkiler ve komplikasyonları: Kızamıkçık aşısının yan etkileri genellikle hafif ve kısa sürelidir.Ama bazı durumlarda birkaç ay sürebilir.En sık görülen yan etkiler kurdeşen,çeşitli döküntüler,kırıklık,ateş ile boyun ve koltukaltı lenf bezlerinde şişmedir.Bazen erişkin kadınlarda 2-3 gün süren orta şiddetli eklem ağrıları görülebilir.
· HEPATİT AŞISI
Virüs kökenli hepatit tüm dünyada önemli bir sağlık sorunudur.Bugüne değin virüs hepatitine neden olan beşten çok virüs saptanmıştır.Bunlar A,B,C,D ve E tipleridir.
Nasıl yapılır?:Hepatit B aşısı,erişkinlere kolun dış yüzeyinden kas içine,bebeklerde kalçanın üst bölümüne uygulanır.Yeterli bağışıklık sağlamak için ilk dozdan sonraki birinci ve altıncı aylarda aşı yenilenmelidir.Bağışıklık en az 4-5 yıl sürer ve bu süre sonunda aşının yinelenmesi önerilir.
Yan etkiler ve komplikasyonları:En sık görülen yan etkiler aşı yerinde kızarıklık,kaşıntı ve şişliktir.Bunlar çok hafif seyreder ve genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden kaybolur.Ender olarak ateş,bulantı ve yorgunluk görülebilir.Aşı hepatit B virüsüne karşı tam bir bağışıklık sağlar.
· VEREM AŞISI
Son yıllarda Türkiye’de görülme sıklığı önemli oranda yükselen verem,dünya ölçeğinde de yaygın bir enfeksiyon hastalığı olma özelliğini korumaktadır.
Nasıl yapılır?:Aşı deri içine verilerek uygulanır.Eskiden ağız yoluyla uygulanmış,ama bağışıklık oluşturacak kadar yüksek miktarda antikor oluşumu sağlamayan bu yöntemden vazgeçilmiştir.Verem aşısı çiçek aşısına benzer biçimde iğneyi deriye birkaç kez batırarak ya da deriyi çizerek uygulanabilir.Verem aşısı çok dikkatli yapılmalıdır.Deri altına değil kesinlikle deri içine uygulanmalıdır.En sık kullanılan bölge kolun dış yüzüdür.
Uygulama bölgesinde 3 hafta sonra birkaç milimetre çapında bir lezyon belirir.Oluşan küçük yara 2-3 ayda geride bir nedbe dokusu bırakarak iyileşir.
Etkisi:BCG aşısı bebekleri 5 yaşına değin %80-90 oranında korur.Bu koruma 10 yaşına değin %80’e erişkinlerde %50’ye düşer.Bazı durumlarda koruma tam değildir.Ama her durumda aşı hastalığın vücuda yayılmasını engeller.
Kimler aşılanır?:Yeni doğanlara ve tüberkülin testi negatif sonuç verenlere aşı uygulaması önerilirken,aşağıda risk gruplarında bulunanlara aşının uygulanması gerekir.
· Beş-on yaşlarında,hastalığın yaygın olduğu toplumsal ve ekonomik düzeyi düşük bölgelerde yaşayan ve tüberkülin test sonucu negatif olan kişilerde,
· Beş-on beş yaşlarında,aile bireylerinden birinde verem saptanan ya da önceden verem hastalığı geçirmiş ve tüberkülin testi negatif sonuç veren kişiler,
· Sanatoryumda görevli personelin çocukları içinde tüberkülin testi negatif çıkanlar,
· Sağlık kuruluşlarında çalışan ve tüberkülin testi negatif olan kişiler,
· Tüberkülin testi negatif çıkan tıp öğrencileri,tıp fakültesine kayıt sırasında,
· Tüberkülin testi negatif çıkan ve askerlik görevine başlayan kişiler.
Komplikasyonları:Verem aşısından sonra genel bir komplikasyon görülmemiştir.Aşı yanlışlıkla kişinin vereme yakalandığı bir dönemde uygulanırsa,hasatlığın kuluçka süresi kısalır,yerel lezyon hızla yayılır ve ateşle birlikte hastalığın tüm belirtileri ortaya çıkar.Yerel komplikasyonlar aşının uygulandığı bölgedeki lenf bezlerinin büyümesidir.Şişlik 1-2 ayda kaybolur.
· ÇİÇEK AŞISI
Dünya Sağlık Örgütü’nün 8 Mayıs 1980’deki 33.toplantısında çiçek hastalığının bütün dün yada ortadan kalktığı açıklanmıştır.Elde edilen başarı,bütün dünyada yürütülen çiçek aşısı kampanyalarına bağlıdır.Türkiye’de de zorunlu olarak yapılan çiçek aşısı,Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamaları doğrultusunda uygulamadan kaldırılmıştır.

 

Zirve100 Toplist
Türkiyenin Tikky Sitesi Türkiyenin Tikky Sitesi